Feryâd eylemek

Hastalık…

Acı ve elem veren hâller ve bunun karşısında içten gelen şey, feryâd eylemek…

Dünya hayatında, insan bedeni öyle nazik ve aciz ki, her türlü hastalık ve elem insanı zorlar, yıpratır.

Rahatla geçmesini arzu ettiği hayatının tadını kaçırıverir.

Hüzne doğru yol almaya başlar insan ruhu yahut içten içe feryâda…

Hastalıktan gelen maddi elem bir iken, bu hislerle manevî elemler bin olur.

Peki, insanın hayatı sadece dünyadan mı ibarettir? Sadece dünyayı lezzet ve keyifle yaşamak için mi yaratılmıştır insan?

Oysa insan, ebedî bir hayatın yolcusudur. Bu dünya hânı ise sadece bir duraktan ibarettir.

Ve insanın asıl vazifesi, dünyayı ahiretin tarlası hükmünde görerek, Rabbinin rızasında bir hayat sürmektir.

Ve hastalıklara gelince… İnsanın gerçekten feryâd edeceği bir hastalık vardır ki, onlar da günahlardır.

“Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır; bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalp, vicdan, ruh için manevî hastalıklardır.”

“Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut ahireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryat et.”

Ebedî hayatın mahvına sebep olacak bir hastalıktan feryâd edecek olan insan elbette şunu soracaktır?

Bu hastalığın devâsı nedir?

“İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük mânevî vücudun hadsiz hastalıklarına katî ilâç ve katî şifa verici bir tiryak olan iman ilâcını aramak ve itikadını düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretini ve rahmetini tanımaktır.”

Katî şifa verici bir tiryak, iman ilâcı…

Öyle mücerreb ve nâfi bir ilâç ki, her derde devâ… Maddî ve manevî hastalıklara tam şifa.

Tam tesirini göstermesi için formül ise; “İman ilâcı ise, ferâizi mümkün oldukça yerine getirmekle tesirini gösteriyor.”

O hâlde bize düşen, imanımızı tazelemek ve kavîleştirmek için gayret etmek.

İman ilâcının tesirini men eden gaflet, sefahat, hevesat-ı nefsaniye ve levhiyat-ı gayrimeşruadan uzak durmak.

Ve hakikî şifaya ulaşmak…

Aksi hâl, gerçekten feryad edilesi…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir