Diğer

Filipinli bir Müslümanın hidâyet öyküsü: Melissa Perez

Gençliğim
Küçük bir yaşta bağımsız olmayı öğrendim. Hayatımda birçok zorluğa maruz kaldım. Küçükken annem ve babam boşanmıştı. Akrabalarımızın evinde yaşamak zorunda kaldık. O günler hayatımdaki en zor günlerdendi. O zamanlar, birdenbire bütün sorumlulukların omuzlarıma yüklendiğini hissetmiştim.

Bütün bu zorluklarla yüzleşmem gerekmesine rağmen, etrafımda konuşabileceğim hiç kimse olmadığından yardım için ancak Allah’a dua edebilirdim.
18 yaşımdayken, Filipinler’de kendi evimizi alma hayalimizi geçekleştirmek umuduyla annemle birlikte yurt dışında çalışmaya başladık. Allah’ın lütfu, annem ve kardeşimin yardımıyla, 23 yaşında ev sahibi olabilmiştim.

Yurt dışında çalışırken yeni kültür, gelenek, inanç ve farklı yaşam tarzlarıyla tanıştım. Yeni arkadaşlar edindim. Her şey yetiştirildiğim tarzdan çok farklıydı. Yurtdışındayken çok fazla özgürdüm, bu da beni affetmesi için Allahu Teâlâ’ya niyaz ettiğim günahlar işlememe sebep oldu.

Yuva kurma ihtiyacı
29 yaşında kendi yuvamı kurmak istedim. Hayatımda çok fazla şey yaptığımı ve kendi ailemi kurmanın zamanının geldiğini hissetmiştim. Eşimle internetten tanıştım, ciddi olup olmadığını araştırdım. Sonra görmek için Mısır’a seyahat ettim ve Elhamdülillâh, orada evlendik.

İlk başta, eşim Müslüman bense Hıristiyan olduğumuz için bir ikilemdeydim. Böyle bir durumla nasıl başa çıkabilirdim? Eşim, din ve inancın aramızı bozmayacağına ve İslâm’da Müslüman bir erkeğin Hritiyan bir kadınla evlenmesine izin verildiğine dair beni ikna etti. Ayrıca birdenbire sadece iki aydır tanıdığım Müslüman bir erkekle evleneceğimi aileme nasıl açıklayacağımı da merak ediyordum.
Neyse, ben birşey yapmak istediğinde, hiçkimse veya hiçbir şeyin engel olamayacağı biriyim; iyi günde de kötü günde de her zaman istediğim şeyin arkasında dururum. Zihnimin bir köşesinde her zaman Allah’ın yardım ve rehberlik etmek için yanımda olduğu ve beni doğru yola sevk etmek için Allah’tan başkasına ihtiyacım olmadığı inancına sahiptim.
Mısır uçağındayken, gelecekteki eşimle ilgili meselede hakkımda karar vermek için Allah’tan doğru yolu göstermesini istedim. Elhamdülillâh, Allah dualarımı dinlemede çok müşfikti. Mısır’da evlendik, ardından eşim benimle Hong Kong’a taşındı. İlk etapta Mısır’da yaşarken hiç görmediği bazı yerel kültür ve adet uygulamalarını görünce kültür şoku yaşadı ama ilk defa anavatanından uzakta olduğundan, böyle hissettiği için onu suçlamadım.
Düzenli olarak Pazar Ayinine katıldığım için, eşimi benimle birlikte gelip dualara katılması için davet ettim, o da bir sakınca bulmadı ve hatta benimle kilise aktivitelerine geldi.

Allah ikimizi de hidâyete erdirmeyi irade etti
Bir gün eşim, inancını yenilemeye, İslâmı araştırmaya ve yaşamaya başlamaya karar verdi. Birdenbire namaza, oruca vb. riâyet etmeye başladı. Bu benim için Müslümanların Allah’a ibadet tarzını gözlemlemek için edindiğim ilk fırsattı. Eşim İslâm hakkında daha çok okuyup öğrenmeye ve çalışmaları sırasında, bana da İslâm’ı tebliğ etmeye başladı.

Tereddütlüydüm, çünkü Hz. İsa’yı (as) çok seviyordum, ama Müslümanların da Hz. İsa’yı (ra) sevdiğini öğrendiğimde, eşimle birlikte öğrenmeye ve İslâm hakkında daha fazla bilgi edinmeye başladım.
Beni en çok etkileyen namazdı, özellikle de secde sırasında. Kendime bunun -Allah’ın huzurunda rükuya ve secdeye varmanın- ibadet etmenin doğru yolu olduğunu söyledim. Allah, böyle sena edilmeye layıktı.
İçimden aynı şekilde ibadet etmeyi denemek istedim, ama henüz kelime-i şehâdet getirmemiştim, çünkü, kalben neye dahil olduğumdan yüzde yüz emin değildim.
Eşimle Filipinler’deyken, ona Müslüman olmadan onunla birlikte namaz kılmamın mümkün olup olmadığını sordum. Pek çok kere namaz kılmayı denedim ve sevdim. Ancak, o zamanlar, namaz kılmaya veya başını örtmek gibi diğer farzlara uymaya hazır olup olmadığımdan emin değildim. Üstelik Hz. Muhammed (asm) hakkında da fazla birşey bilmiyordum.
Eşim bana, “Yavaş yavaş öğrenebilirsin. Her şeyi bir günde bilmek zorunda değilsin; arkasındaki hikmeti öğrenmek isteyene ve Allah’ın sana yapmanı emrettiği herşeyi yapmaya tamamen hazır olana kadar başını örtmek zorunda değilsin.” dedi.
Eşim birçok defa bana tek bir İlâh olduğuna ve Hz. Muhammed’in (asm) O’nun elçisi olduğuna inandığıma dair şehadet getirmemi söyledi. Bu kararı baskı veya zorlama olmadan yapmam gerektiğini ama yarına çıkıp çıkamayacağımı bilmediğimden de geciktirmemem gerektiğini söyledi.
Şehadetim
Bir gün Şeyh Halid Yasin’den “Hayatın Amacı” diye İslâmi bir ders dinliyorduk. Dinlerken, dersin bir bölümü dikkatimi çekti. Şeyh Yasin diyordu ki: “Neden Allah’ın bir ve Hz. Muhammed’in (asm) O’nun elçisi olduğuna şahitlik edemiyorsun? Mağrur musun?”

Bu sözleri duyduktan sonra, kalbimin kapıları ardına kadar açıldı ve mağrur olmamaya karar verdim. Kasetin sonunda kelime-i şehâdet getirdim. Elhamdülillâh, “Eşhedu ella İlahe İllallah, ve Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah” diyebildim. Birkaç dakika sonra, imanımı eşimin önünde de ilan ettim, ve Allahu Teâlâ’nın ardından ilk şahidim o oldu.
Bugün bile, İslâm’ı öğrenmeye ve anlamaya çalışıyorum. Öğrenme sürecinin sonu yok. Hadiste “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.” buyuruluyor. Hayatımızın her günü okuyarak ve yaşayarak öğrenmeliyiz.
Tesettür
Başımı örtmeye karar vermem biraz zaman aldı. Yaklaşık 30 yıldır gayr-i Müslim olarak yaşadığım ve tesettürsüz bir biçimde giyindiğimden Müslümanların giyindikleri gibi giyinmek benim için kolay değildi. Beni tanıyan insanların hepsi beni “çok çekici kıyafetler” içinde görmeye alışmıştı, bu yüzden de hep beni başım örtülü görürlerse ne diyeceklerini düşündüm. Yine de kendime benim için kimin daha önemli olduğunu sordum, insanlar mı Allah mı? Cevabım Allah idi, bana istediğimden çok daha fazlasını veren Zat. Kendime, eğer Allah’ın razı olduğu şey gerçekten tesettürlü olmaksa, o zaman hiç düşünmeden yaparım, dedim.
Hacca gitmek
Şahadet getirmemden birkaç ay sonra, Allah üzerime rahmet ve lütfunu ihsan etmeye devam ederek Mekke’yi ziyaret etmeme ve Hacca gitmeme izin verme merhametinde bulundu. Bu muhteşem deneyim, İslâm’a inancımı kuvvetlendirdi ve gerçekten doğru yolda olduğumu hissettim. Mescid-i Haram’a ilk defa girip Kâbe’yi gördüğümde ne kadar harika hissettiğimi anlatamam. Gözlerim sevinç gözyaşlarıyla doldu ve kendi içimde de etrafımdaki insanlara karşı da tam bir gerçek huzura erdim.
Müslüman olduktan sonra
Müslüman olduktan sonra, hayatta ne yaptığımın daha çok farkında olmaya başladım. Artık her zaman Allah’ın varlığını, yaptığım herşeyde bana gözkulak olduğunu hissediyorum. Aradığım iç huzurunu buldum, ve bu hayatın amacının ne olduğunu ve bu hayattan sonra neyin beklediğini biliyorum.
Cennete girebilmek için Allah’ın emirlerine uymak için gayret etmeya çalışıyorum. İnşallah. Şimdi bile, İslâm’ın kural ve farzlarını öğrenmeye devam ediyorum ve inşallah bir gün hepsine tamamen uymayı umuyorum.

Ailemin tepkisi
Annem bana pek de kızmadı, Elhamdülillâh. Hatta benim Müslüman olmam İslâm hakkında daha derin düşünmesine sebep oldu. Bütün İsa ve Meryem resimlerini ve haççını başkalarına verdi ve artık onlara ibadet etmemeye karar verdi. Henüz kelime-i şehâdet getirmedi ama umuyorum ki bir gün Allahu Teâlâ kalbini İslâm’a açar. Amin.

Elhamdülillâh, Müslüman olmaya karar veren başka birçok insana şahit oldum, özellikle de Hong Kong’da. Hatta arkadaşlarımızdan biri şehâdetini bizim evde getirdi, Elhamdülillâh.

Allahu Teâlâ bize daima doğru yolu göstersin. Amin.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*