Kapak

Nar mı? Nur mu?

Hem a’lâ-yi iliyyine çıkma, hem esfel-i sâfilîne düşme potansiyeline sahip insanoğlunun bu dü­şüş ya da yükselişin en açık göründüğü türdür ka­dın. Kadın aynı kadındır fakat birisine cennet vaad edilirken diğerine daha bu dünyada cehennem yaşatılır. Öyleyse, insanî kemâlâtın anahtarı maddiyatta değildir, olamaz. Kadının ma­nevî mertebesini değiştiren nefsi ve şey­tanıyla olan mücadelesidir. Güzel görünme arzusu, kendini beğendirme, sevdirme ya­ratılışından gelir. Bunu hangi mecrada yap­tığına göre mertebesi artar veya yükselir.

Ahir zamanda kadın fitnesi üzerine çok şey yazılıp söylenmiştir. Şunu düşünüyorum işte tam bu noktada… Bir şey eğer çok değerliyse onun bozulacağından korkulur. Evet, tesbihatta sabah ve akşam namazından sonra kadınların fit­nesinden, şerrinden ve belasından Allah’a sığını­yoruz. Çok da güzel yapıyoruz. Bu bile yetmez mi İslâmın kadına verdiği değeri anlamaya. Yazımın okurlarının büyük çoğunluğu kadınlar olduğu için şöyle bir örnek geldi aklıma. Evinizdeki margari­nin bozulması mı daha büyük kayıptır, tereyağı­nın mı?

İslâm inancına göre, kadın ne fitnedir, ne de fesattır. Kadın, Allah katında vahye muhatap ola­cak kadar akıllı ve duyarlı (Hz. Meryem), Hz. Mu­sa’yı (as), Firavun’un sarayında yetiştirecek kadar cesur, şefkatli yüce yaradılışta bir varlıktır. Kadın, ayrıca son Peygamberin (asm) soyunu devam et­tiricidir. (Hz. Fatıma).

Çok mu koparıldık özümüzden, çok mu uzak­laştırıldık. Sadakati, merhameti, özveriyi, edebi ve daha birçok güzel hasleti üzerinde taşıyan ka­dınlardan çok da uzak değiliz hâlbuki. Hızla bo­zulan dünyada asla bozunmaya mahal verilme­yecek değerlerimiz vardı. Unutturulmaya çalışıldı. Ve bir nebze başarıldı da.

Toplumu bozmak için ahlâkı bozmak, ahlâkı bozmak için de kadını bozmak yeter diyor ecnebi­ler. Plânları, oyunları da bunun üzerine inşa edildi. “Benden sonra, erkekler için kadınlardan daha za­rarlı bir fitne bırakmadım” diyen Peygamberimizin (asm) aslında hangi özelliklere sahip kadınlardan bahsettiğini iyi anlayıp ona göre hayatımızı şe­killendirmemiz lazım. Peygamberimizin bu sözü altındaki manayı sorgulamadan onu kadınları dış­layan biri gibi göstermeye çalışanlara inat.

Gülümsemesini fedakârlıkla süsleyen, bakışla­rını İslâmiyet’le güzelleştiren, neye, nasıl bakaca­ğını da yine İslâmiyet’le karar veren kadındır İslâm kadını. Ve yine bir kadının değeri, güzelliği İslâm’a uygun hal ve hareketleri ölçüsündedir. Bu tanımı herkes yapabilir. Edeble ziynetlenmiş bir kadına hangi zalim göz fitne diyebilir?

Bize kadınlar fitnedir görüşüne sahip insanları utandıracak hanımlar lâzım bayanlar. Bu hem­cinslerimizin sayısını artırmamız lâzım. İyisi mi gelin verilen istidatlarımızı edeb ile süslendirelim. Kadın dırdırı(!) tabirini ağızlara sakız yaptırma­dan, ama sus pus da durmadan sınırlarımızı bile­lim. Şefkatimizi daima muhafaza ederek, ferâgat ve fedakârlığı yakıştıralım üstümüze. Eminim toplumun tahribatı için kadını bozmak yettiyse, toplumun yeniden inşaası için de kadının değerini bildirmek yeterli olacaktır. Çünkü her kadın bir er­keğin ya annesidir ya kardeşi. Kadının edebi, top­lumun edebi olacaktır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*