Kapak

Bir okka bal

Bal kadar tatlı, baldan şifalı hakikatler içerir bu hikâye. Zira Nur müellifinin “Külu veşrebu velâ tüsrifu” ayetinin hâl dili ile tefsiridir. Cimriliğin iktisatta değil israfta olduğunun ibretli bir şahididir.
İktisat Risalesi’nin telifi senesinde, Şaban ayında ve hapiste cereyan eder vakıa: Talebesi iki buçuk okka bal hediye eder Üstad’a gerçi istiğna düsturu vardır bilinir. Lâkin İktisat Risalesi’ne konu olacaktır ya böyle takdir edilmiştir, mükerrer defa geri çevrilen hediyelere rağmen hediye getirilir. Kıramaz Üstad talebesini, ama kırmaz da prensibini. Yanındaki talebesine ikram etmek için aldırır. Talebeler ulvî bir haslet olan ikramperverlik ve tefani sırrı ile yer ve yedirir. İktisat düsturu unutularak iki buçuk okka bal yani tamı tamına üç kilo bal, üç dört günde tüketilir.
Gülümser Üstad bu işe “Ben sizi otuz, kırk gün o bal ile tatlandıracaktım. Siz otuz günü üçe indirdiniz, afiyet olsun.” der. Sonra kendi bir okka balını paylaşır kardeşleri ile.
İki buçuk okka bal üç kişiyi ancak üç gün tatlandırırken, bir okka bal dört kişiye tam altmış gün kâfi gelir. Gerçi her gün sunulan birer tatlı kaşığıdır, ama “hakikat noktasında, o zahirî hısset altında ulvî bir izzet ve büyük bir bereket ve yüksek bir sevap gizlidir.” Bal azar azar sunulurken baldan hâsıl olan neticeler cömertçe ikram edilir.
İkram edilen bal dört kişi altmış gün nimete mazhar olur. Dört kişi, altmış gün mazhar oldukları nimetle kâinatta cari in’am fiilini hakka’lyakîn yaşar. Altmış gün in’am fiilinin arkasında Mün’imi görür. İnsan ihsanın kölesidir ve muhabbetin dört sebebinden biri de ihsandır ya; Bu bir okka bal ile dört kişinin Rabb-ı Rahimine duyduğu muhabbet gün be gün ziyadeleşir. Dört mideye altmış gün misafir olan bal, Rezzak ismini tecelli ettirir. Dildeki mizancıklar aldığı lezzet ile mest olur, nimetteki kıymeti takdir eder, Rezzak isminin hakikatine dair yaşadığı tecrübeyi beyne gönderir. Beyin altmış gün bal ile bedenin her bir azasında hâsıl olan hikmetler ile Hâkim isminin hakikatini takdir eder. Var olan ve olması muhtemel hastalıklara şifa olur bir okka bal ve Mün’imin Şafi ismine de şahit olunur. Nefsin hevasına bir parmak bal çalınır, ama kalp, sır ve latifeler doya doya lezzet alır.
Zira nimetlerin lezzetini arttıran nefsin aç gözlülüğü ile daha çok yemek yemek değil; açlık ve iktisattır. Yani lezzet, açlıktan sonra yenilen ilk lokmalarda gizlidir. Hatta yenilen bir parça kuru ekmek olsa bile… Ya geri kalan? Geri kalan lokmalar neticesiz kazurat olur ve lokma lokma sayılıp hesabı sorulmak üzere kayıtlara geçilir. Çünkü “Dünya haramın azabı, helâlin hesabı olan bir yerdir” der Hz. Ali (ra). Ramazan ayında birçoğumuzda olduğu gibi hazımsızlığa, aşırı kilo alımına ve muhtemel rahatsızlıklara sebep olur.
İşte üç günde tüketilen iki buçuk okka bal da, yukarıdaki neticelere vesile olsa balı veren de “Essebebü kel fail” sırrıyla hem de Şaban ve Ramazan gibi münbit zeminlerde mühim sevaba medar olacaktı. Zahirî civanmertlik davranışı ile bal sahibi bu sevaptan esirgenmiş, yani cimrilik edilmişti.
Risale-i Nur müellifinin gösterdiği hürmet, bala değil, en sevgilinin gönderdiği mektup olması cihetiyle, balı verenedir. Çünkü sevgiliden gelen mektup yırtılıp atılmaz, öpülür koklanır ve daha uzun süre hemhal olmak için itina ile muhafaza edilir.
İnanmayacaksınız, ama o bir okka bal, hâlâ ulvî bir lezzet ve hâsılat üretmeye devam ediyor. Fakat On dokuzuncu Lem’a’ nın Beşinci Nüktesi’ndeki yerini aldığı günden beri yenilerek değil, okunarak…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*