Kapak

“Tesettür sadece kadınlara farz olan bir emir değildir”

m.emin yıldırım

Siyer Vakfı Kurucusu M.Emin Yıldırım ile kadın ve erkeğin tesettürünü konuştuk….

Bizler hanımların tesettürünü sıklıkla gündeme getiriyoruz Hocam, fakat tesettürün genel bir emir olduğu noktasında siz neler söylemek istersiniz?

Bu çağın insanları olarak, ne yazık ki bazı İslâmi emir ve yasakları ve bazı İslâmi kavramları anlam daraltmasına uğratıyoruz. Alınması gereken mesajları tam anlamıyla üzerimize alamıyoruz. Tesettür emri de bu emirlerden bir tanesidir. Bu konu konuşulduğu zaman ilk akla gelen hanımlardır. Evet, hanımlar için önemli bir bahistir tesettür ama hanımlar kadar erkekler de bu meselede kendilerini muhatap saymalılar. Bu konuda ayetleri, Peygamberimizin (asm) beyanlarını kendi dünyalarına taşımak zorundadırlar. Ben burada farklı bir pencere açmak istiyorum. Kur’ân’da Peygamber Efendimiz’e (asm) emredilen ve onun şahsını muhatap alarak Rabbimizin dile getirdiği bazı hakikatleri okuyoruz. Mesela Efendimizin (asm) “saçlarıma ak düşürdü’’ dediği ayet de onlardan birisidir: “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol.” Bu ifadenin benzerlerini biz hadislerde de okuyoruz. “Umurti” diyor Peygamber Efendimiz (asm) “emr olundu”, “bana böyle emredildi” ve ne emredildiğini de söylüyor. Bu başlıkta işlenen hadisleri şöyle bir toparladığınız zaman, “Ben namaz kılmakla emr olundum, ben ganimetleri hakkıyla dağıtmakla emr olundum, ben namaza kalktığımda abdest almakla emr olundum.”gibi bazı ifadeleri var. Aynen böyle bir ifade şunun için de var “ben örtünmekle de emr olundum” diyor Peygamber Efendimiz (asm).

Peki, Efendimizin bu beyanının Kur’ân’daki dayanağı ne? “Ben örtünmekle emr olundum.” derken Efendimiz bizatihi erkek olarak kendisini nazara vererek söylüyor. Yani kadınlara örtünmek emrolundu demiyor. Bunu biraz açabilir miyiz?

İşte biz bu sorunun cevabını Kur’ân’da aradığımızda A’raf Suresi’nin 26. ve 27. ayetleri karşımıza çıkıyor ve orada hitap “Ey beni âdem” yani “Ey âdemoğulları” diye başlıyor. “Âdem’in kızlarına” değil direkt “Âdemoğullar”ı diye herkese hitap eden bir mesaj verilmiş oluyor. Ayette deniyor ki “Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi işte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar”. Ayetin devamında ise “Ey âdemoğulları şeytan ana babanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları inanmayanların dostları kıldık.” Birkaç şey daha söylenir 31. ayette ise adeta bahis şöyle kapatılır “Ey âdemoğulları Allah’a secde ettiğiniz her mescitte en güzel en ziynetle elbiselerinizi giyin yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” Biz bu ayetleri ve Peygamber Efendimizin (asm) tesettürün erkek boyutuna ait olan beyanlarını alt alta getirip toparladığımız zaman inanılmaz mesajlar elde ederiz.

Nedir bu mesajlar?

Onlardan en önemlisi şudur ki; örtünmek yani tesettür sadece kadınlara farz olan bir emir değildir ve erkeğin tesettürü de kadının tesettürü gibi çok önemli bir yükümlülüktür. Diğer mesajlara baktığımızda ise görüyoruz ki,

1. Kadının tesettürü için hükümler beyan eden Efendimiz (asm) erkeğin tesettürü içinde hükümler beyan etmiştir. Her iki cins de tesettürü ihmal ederse hem dünyada, hem de ahirette başına bir şeyler gelebilir.

2. Erkek için de kadın için de tesettür fıtrî bir durumdur. Çünkü “âdemoğulları” diye hitap ediliyor. Bu da örtünün fıtratın bir parçası olduğuna ve dolayısıyla da insanın ilk yaratılışı ile beraber örtünme ile alakalı bir durumunun söz konusu olduğuna en büyük işaretidir.

3. Şeytan insanı çıplaklığa, Allah ise insanı tesettüre çağırmaktadır.

4. Giyilecek elbiseler kesinlikle helal eşyalardan olmalı harama asla kapı açılmamalıdır. Allah verdiği nimetlerin israfa kaçmadan kulunun üzerinde görülmesini istemektedir.

5. Kadın ve erkek birbirine eşit değil eştirler. Birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdırlar. Aslında biz tesettür emrinden bu mesajından da alırız.

6. Kadının cazibesi erkekten her zaman fazladır. Bundan dolayı biri ziynetlerini saklamalı diğeri ise özellikle erkek de ziynetlerinin sınırını koruyarak üzerinde taşımalıdır.

Peki, erkeğin tesettürü nedir?

Ben kadının tesettürü ile erkeğin tesettürünü kıyaslayarak birkaç şey söylemek istiyorum ki iki tesettürün ölçüsü de anlaşılmış olsun. Mesela kadının tesettürünü konuştuğumuz zaman ayetlerden ve hadislerden şunu söyleriz, “Bedenin bir kısmını örtecek şekilde olmamalı, tamamını kapatacak düzeyde olmalı”. Çünkü Efendimiz (asm) Hz. Aişe (ra) validemizin ablası olan Hz. Esma (ra) validemizin üzerinden, fiili bir biçimde, kadının örtmekle mükellef olduğu yerleri, sözlü olarak da değil, bu konuda herhangi bir soru işareti bırakmayacak, net bir şekilde gösteriyor. Yüzünü ve ellerini işaret ediyor ki bunlar ayetin de ifade ettiği gibi “kendiliğinden görünenler müstesna” kısmıdır. Onlar dışında kalan yerlerin örtünmesini istiyor Rabbimiz. Erkeğin tesettüründe ise avret mahallerini açıkta bırakmayacak ve tamamını kapatacak düzeyde olması gerektiğini görürüz. Kadının tesettürüne baktığımızda, dikkat çekici olmaması sade ve yalın olması gerektiğini görürüz.Erkeğin tesettüründe ise bu ölçü, kibir ve riya olmadan, mütevazı ve samimiyet şeklindedir. Efendimiz (asm) bir hadisinde, karşısındaki erkek muhataplara üç kez “Dinliyor musunuz?” diyor ve sonra şöyle devam ediyor, “Giyimde sadelik imandandır.” Yine bir başka hadisinde “İsrafa düşmeksizin kibre, büyüklük duygusuna kapılmaksızın yiyiniz giyininiz ve de tasaddukta bulununuz” diyor. Buradan erkeğin tesettürüne ait “Kibir ve riya asla olmamalı mütevazılık ve samimiyet olmalı.” Gibi çok önemli bir ölçü elde ediyoruz. Kadının tesettüründeki bir husus da ince ve şeffaf olmaması gerektiği, kalın ve teni göstermeyecek halde olmasıdır. Bu manâdaki mükellefiyetinin kadın ve erkek için de aynı olduğunu söyleyebiliriz. Kadının tesettürünün bir diğer ilkesi ise, vücut hatlarını gösterecek şekilde dar değil de geniş ve bol olmasıdır. Erkeğin tesettürüne baktığımızda ise bu ölçü, avret mahallinin örtüsünün, avret mahallini gösterecek şekilde dar olmaması, geniş ve bol olması yönündedir. Burada küçük bir izah yapmak istiyorum. Ne yazık ki bugün moda adı altında kadınlarımıza erkeklerimize dayatılan, pek de bizim kültürümüze, örfümüze ve dinimize uymayan kıyafetler görüyoruz. Bu konudaki hassasiyetler her geçen gün daha da zayıflıyor. Kapitalizmin bir dayatması olarak insanlar artık inanç değerlerinden ziyade, bu tarz modanın kendilerine dayattığı şeyler çerçevesinden giyim kuşam tarzlarını belirliyorlar. Erkek bile olsa avret mahallerinin korunması noktasında vücut hatlarını göstermeyecek biçimde elbiseler seçilmesi gerektiğini geniş ve bol olması konusunda temel bir ilke var. Tesettür noktasında kişi erkek bile olsa düşük bel, dar pantolonları giyme konusunda bir hassasiyet göstermek zorundadır. Tesettür noktasında her iki cins için de geçerli olan bir diğer husus “kıyafetlerin karşı cinse benzer olmaması, kişinin şahsiyetine ve kimliğine uygun olması” yönündedir. Neden? Çünkü Efendimiz (asm) “Allah erkeklere benzeyen kadınlara, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere lanet etsin” buyuruyor ve “Resullullah (asm) kadın elbisesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadına lanet etti” diyor. Burada özellikle iki cinsin de kendilerini, birbirlerini çağrıştıracak duruma getirmemeleri konusunda bir uyarı vardır. Bir Müslüman’ın kıyafeti başkalarının sembol ve işaretlerini taşıyan giysilerden uzak, kendine özgü olmalıdır Caddede sokakta, hangi mecliste yürürse yürüsün tercih dilen elbiseler Müslüman kimliğine uygun bir halde olmalı ve ister kadın olsun sokakta görüldüğü zaman “Evet bu Müslüman” denmelidir. Bunun yanında temiz ve düzgün giyimli olmak, pejmürde olmamak hem kadın, hem erkek için de geçerli bir diğer ölçüdür. Kadın ve erkeğin tesettüründe bir takım farklılıklar vardır. Örneğin bir kadın ilgi uyandıracak şekilde koku sürmemelidir, sadeliği onun en önemli şiarı olmalıdır. Kadının koku sürmesi sadece kendi mahremleri içerisinde önemlidir. Erkeğe baktığımız zaman ise ölçü “insanları rahatsız edecek şekilde koku sürmemiş olmamalı” şeklindedir. Peygamber Efendimiz (asm) burada da meseleye adeta dengeler mahiyette bir kaide ortaya koyuyor ve kadına diyor ki, sen “sadece mahremlerinin yanında koku sürebilirsin.” Erkeğe de diyor ki “Altını ve ipeği kadına bırakmalısın, onlar hanımın ziynetidir, onlar sana bu dünya da haramdır, el süremezsin” diyerek bu manâda önemli bir hüküm ortaya koyuyor.

Tesettür dediğimiz şey sadece giyim kuşam mıdır?

Tabi ki hayır. Tesettür dediğimiz şey sadece giyim kuşam değildir. Yürüyüşün de bir tesettürü vardır. İsra Suresi’nin 37. ayetinde Rabbimiz “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen ağırlık ve azametinle ne yeri yarabilir, ne de dağlara boyca ulaşabilirsin” diyor. Buradan şunu anlıyoruz erkek olsun kadın olsun davranışlarımızda ve özellikle yürüyüşümüzde aşırılılık değil bir sükûnet ve vakar olmalı. Ciddi ve ağırbaşlı olmak hem kadın, hem erkek için geçerli bir ölçüdür. Dolayısıyla sesin de bir tesettürü vardır. Bunun için cazibeli ve kışkırtıcı tarzda konuşmaktan kaçınılmalıdır. Gözlerin tesettürü ise göz kapaklarıdır. Cenab-ı Hak mü’min erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hitap ederek, “Onlara söyle bakışlarını haramdan alıkoysunlar.” diyor. Efendimiz de (asm) o ayetin tezahürü olarak, gayr-i ihtiyari göz göze gelmenin insanın elinde olan, iradi bir şey olmadığını söyler ama bakışı alıp devam ettirme noktasında da bize uyarıda bulunur. Gözün harama nazar ederken kalbe ve beyine gönderdiği her sinyal insanın manevi hayatını olumsuz şekilde etkiler. Bu çağın insanları olarak en fazla şikâyet ettiğimiz şeylerden biri de her şeyi unutuyor olmamızdır. Bunun sebebi haram nazarların hafızayı zayıflatmasıdır. Bugün yaşadığımız şu zeminde kadın erkek olarak çok ciddi imtihanlarımız var. Ama biz bu manâda, Allah için bazı şeyleri terk ettiğimiz ve hassasiyetimizi sürekli üst düzeyde ve canlı tuttuğumuz zaman inşallah elde edeceğimiz ecir ve mükâfat çok daha farklı olacaktır. Bu konuda yapılması gereken bakışların tesettürüne dikkat etmektir. Nur Suresi’ndeki ayette, önce erkeklere hitap ederek başlanması, erkeklerin bu konuda hassasiyetinin daha fazla olması ve kendi tesettürlerinin aslında göz kapaklarında olduğunu unutmadan hareket etmeleri konusunda bir uyarıdır. Bu konuda, erkeklerin onu bunu itham etmekten ziyade iradelerini güçlendirerek, belli bir seviye kat etme manâsında gayret etmeleri gerekir.

Bu iradeyi güçlendirmek için ne tavsiye edersiniz?

Onu da aslında Efendimiz (asm) tavsiye ediyor. Efendimizin (asm) İslâm’ı, imanı tarif ettikten sonra tarif ettiği üçüncü kavram ihsan kavramıdır. İhsanın ne olduğunu da yine Efendimiz (asm) beyan ediyor ve diyor ki “Allah’ı görüyormuşçasına ona kulluk ve ibadet etmektir.” Biz onu görmüyorsak da o bizim her halimizi görüyordur. İşte bunun adı murakabe şuurudur. Her an Allah’la canlı ve diri bağ kurmak, onun gözetimi altında olduğunu unutmamaktır. Rabbimizle böyle bir bağ kurduğumuz zaman, yani her an bizi görüyor her şeyimize vakıf, gizli kapaklı ve gizli kapılar ardında bile yapılanlardan haberdar olan Rabbimizle böyle bir münasebet kurduğumuz zaman inşallah bu iradenin güçlenmesine yardımcı olacaktır. Kur’ân’da, anlatılan, kıssalarına yer verilen Hz. Yusuf (as), Hz. Meryem, biri erkeklere biri de kadınlara olmak üzere iffet adına çok önemli örneklerdir. Onlar ihsan şuurunun en üst seviyesini yakalayanlar olarak iradelerinin haklarını çok zor zeminlerde verdiklerine dair bize mesajlar aktarırlar.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Özellikle gençlerimizin çok büyük imtihanı var. Eskiden imtihan bu kadar şiddetli değildi. Şimdi harama ulaşmak her açıdan çok kolay. Okullarda bahar şenlikleri ya da yılsonu programlarında akıllara durgunluk verecek şekilde iffetsizlikler resmi kanallarca yapılıyor. Bu kadar zor bir imtihan içerisinde gençlerimizin Yusuf’ça, Meryem’ce iffetlerini koruyabilmeleri çok büyük bir iş gerçekten. Bu manâda gösterilen gayret büyük bir başarı. Son olarak gençlerimize şu mesajı vermek istiyorum. Evet, zor ama Hz.Yusuf’un (as) gömleğini giymenin, Hz. Meryem’in o iffet elbisesini kuşanmanın da bir bedeli var. Ufacık dünya zevklerine aldanıp da bu manâda yanlışlara kapı açmasınlar. “Bir defadan bir şey olmaz” şeytanın sözüdür. Bir defadan çok şey olur. Bir defa yaptıran bin defa da yaptırır. Bu konuda ne olursa olsun ellerinden geldiğince iffetlerini koruma adına gayret içerisinde olsunlar. Allah’tan bu konuda yardım istesinler. Rabbimize niyazda bulunsunlar. Böyle bir hassasiyet inşallah onların Cennetteki derecelerini arttıracaktır. Ben de hepsine, hepimize dua ediyorum. Cenab-ı Hak hepimizi muhafaza buyursun inşallah.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*