Kapak

“Anne olmak, kadın olmanın en kemal derecesidir”

ayşegül akakuşKitabında “Anne olmak, kadın olmanın en kemal derecesidir” diyen Yazar Ayşegül Akakuş Akgün ile istifadeli olacağını düşündüğümüz bir sohbet gerçekleştirdik, keyifli okumalar…

 Ben sorularıma ilk önce Cenab-ı Hakk’ın kadına vermiş olduğu değerden başlamak istiyorum. Cenab-ı Hakk’ın kadına verdiği değeri, annelik vazifesi atfetmesiyle bağdaştırırsak neler söylemek istersiniz?

Yüce yaratıcı önce genel anlamda “insan”a çok şerefli bir makam vermiştir. Yeryüzünün halifesi demiştir ona. Sonra ondan insanlığın devamını sağlamayı murad ederek, onu ana-babalık makamına çıkarmıştır. Ve bu makamın değerini de “ana babanıza öf bile demeyiniz” (İsra/28) diyerek ayet-i kerime ile sabitlemiştir. Fakat burada anne olmanın yerini de bir derece ayırmıştır. Şöyle ki, Rabbimiz Hâlık ismiyle yaratır tüm evreni diğer isimleriyle de onun devamını sağlar. Hayat verir. Besler. Terbiye eder. İdare eder vs… İsimlerinin ve sıfatlarının tecelliyatı her yere yansır yani. Fakat Hâlık isminin tecellisi en çok kadında vücut bulur. Bitkileri toprağın bağrında yarattığı gibi “İnsan”ı da kadının bedeninde var eder. Bu durumda sonsuz yaratma kudretinden bir nüve vermiştir kadına diyebiliriz. Bu da Hâlık adının kadında çokça yansımasıyla olmaktadır. Hayy isminin kadında parlamasıyla devam etmektedir. Düşünün ki kâinat dev bir inşaat alanı, içinde bir sürü şantiye alanları var. İşte onlardan biri de ka dın. İnsanı yaratma alanı yani. Kadın olmak çok önemlidir hayatın içinde. Evi eşi işleri idare anlamında hep kadınsınızdır. Fakat buna bir de çocuk eklenirse işte o zaman makam atlarsınız. Kadınlıktan anneliğe terfi edersiniz. Çünkü bir bebeğin sizin bedeninizde var edilmesini izlemek ona şahit olmak, müthiş zordur. Aynı zamanda da zevklidir. Anneliği tattırarak kendini farklı boyutlarda tanıtır Allah. Buraya dikkat lütfen! Anneliği tadarken Allah’ı tanımak! Evet, bu durumda bir kadın için annelikten daha üstün bir kemal derecesi yoktur.

 Cenab-ı Hak kadına, annelik vazifesi yükleyerek, sanki daha fazla esmasına ayine etmiş, bu da ona verilen değerin bir göstergesi sanki. Mesela kadın, Cenab-ı Hakkı’n Rahim ismini üzerinde tezahür ettiriyor. Bu aslında az çok hepimizin bildiği bir hakikat. Peki, kadın, kadın ve anne olmasıyla üzerinde başka hangi esmaları gösteriyor?

Tabiî ki. Biraz önce dediğim gibi. Hayy sıfatı ile yeni bir hayat çıkarıyor ortaya. Rezzak ile rızık veriyor ki, bebek doğar doğmaz rızkını yine annesinin göğsü aracılığı ile orada buluyor. Hâli hazırda, temizleme, pişirme ısıtma derdi yok. Bu çok büyük bir kolaylık ve hediyedir anne için. Sonra Rahman ve Rahim isimleri… En şefkatlidir ve anne de şefkatle bakacak büyütecektir evladını. Sabur ismi de tecelli eder. Zira sabırsız, şefkatsiz, sevgisiz olamayacak bir iştir insan büyütüp yetiştirmek. En çok sabır gerek diye düşünüyorum, ama ona da zemin hazırlayan sevgi ve şefkattir. Erkeklerde nasıl ki güç kuvvet daha ön planda ise kadınlarda da merhamet şefkat ön planda tutulmuş ki ileride annelik mertebesine çıkabilsin. Rauf ve Latif yine ilk aklıma gelen esmalardan. Annede Rauf tecelli eder anne şefkatlidir, latif ismi tecelli eder anne yumuşak konuşur naif davranır yavrusuna. Yani bunların hepsi kadının ruhuna kodlanmıştır. Doğum yapmasıyla güncellenmiş olup ortaya çıkıyor diyebiliriz.

Kadın olarak neleri yansıttığını şöyle açabiliriz belki. Yarattığı her şeyde tecelli eder Yaratıcı. Fakat bazı isimleri bazı mahlûkatta diğerlerine göre daha fazla tecelli edebilir. Erkeklerde Kaviyy, Metin, Sabur gibi isimler daha ön plandadır. Kadında da Rahim, Rauf gibi isimler daha belirgin tecelli eder. Hayattaki rollerine göre ayırmış yüce Rabbimiz. Erkek nerelerde, ne görevlerde olacaksa ona lazım olanları yardımcı kılmış. Kadına da hayatın daha çok fedakârlık gerektirecek hassas noktalarında nasıl davranacaksa o şekilde yardımcı olur esmalar. Örneğin kadın hep vericidir. Eş olarak da anne olarak da. Erkek kadında huzur ve sükûn bulur. Neden çünkü kadında Selam ismi tecelli eder. Selam, selamet verici demektir.

 Peki, hamilelik sürecinde şahit olunan esmaları, okumak anne ve bebeğe ne katar?

Evvela huzur. Huzurun ne kadar önemli bir şey olduğunu özellikle de hamile bir hanım için ne derece önemli olduğunu anlatmak, önemine değinmek derecesinde kalır ancak. Bu konuda bir hocam demişti ki; hamile kadınları mümkün olsa da kapalı bir yerde tutsak doğum gerçekleşene kadar. Aman hocam ne diyorsunuz siz? İfadesiyle oradakiler şaşkın gözlerle bakmıştık. Bir yere kapatmakta ki kastı, tüm olumsuz etkilerden uzak tutmak içindi. Kötü görüntü, kötü koku, kötü ses. Yani annenin kanı aracılığıyla, her duygu bebeğe geçeceğinden ve bebek onunla yoğrulacağından bu konu çok önemli. Yani anne adayını kapalı korunaklı bir yerde tutsak ama içeriye sadece huzuru alsak. Sakinlik, dinginlik, ruhun mutmain olması, endişeye, korkuya maruz kalmaması gibi konular muazzam derecede önemlidir gebe bir kadın için.

Günümüzün gerçek şartlarına bakacak olursak bir anne adayı 9 ay boyunca olağan şeyler dışında, teknoloji sayesinde olağan üstü şeylere de maruz kalıyor. Dünyanın diğer ucundaki savaş ya da afet görüntülerini kolaylıkla görebiliyor. Bunlardan korunmak kendi elinde. Elinde olmayan kısmı için de, işte tam bu noktada esma zikri giriyor devreye. Halet-i ruhiyenize göre esma seçip zikredebilirsiniz. Bebeğinizin gelişimine göre seçip zikredebilirsiniz. Size de bebeğinize de huzur verecektir. Huzur birçok şeyi kapsayıcı niteliktedir. “Huzurum olsun yeter” deriz ya çoğumuz. Zaten o en büyük zenginliktir. İçinde sağlık vardır, zevk, sefa vardır. Sıkıntı, keder, ümitsizlik yoktur.

Kötü duygularla geçirilen bir gebelik dönemi, peşinden çok ağır başka problemler getirebiliyor. Anne depresyona girebiliyor. Bebekte sebebi anlaşılamayan aksaklıklara rastlanılıyor. Yahut okul öncesi döneme geldiğinde çocukta bazı psikolojik sorunlar fark ediliyor. Aslında çoğunun temeli işte o anne karnındaki dönemde atılmış oluyor. Bu yüzden gebelik döneminde size kendi sakin sesinizle zikretmekten daha güzel bir ses tavsiye edemiyorum. Bebeğinizin de en çok sevdiği ses emin olun bu. Bir de ezan sesi ve Kur’ân’ı Kerim sesi tabi.

ayşegül akakuş içGenel olarak esma zikrinin kattıkları böyle fakat “9 ay 99 esma” kitabımızda gebeliğin haftasına göre bebeğin yaratılış evrelerine bağlı olarak özel esmalar tavsiye ediyoruz. Örneğin gebeliğin 11. Haftasında bebeğin kulakları yaratılıyor es-Semi’ ismini tavsiye ediyoruz. 26. Haftada gözü yaratılıyor ya-Basir ismini tavsiye ediyoruz. Esmaların daha başka anne ve bebeğe kattıkları ise kitabımızda.

Siz bunları nasıl keşfettiniz ve bu süreçte neler yaşadınız biraz da bunlardan bahsedelim?

Esma-ül Hüsna’nın güzelliğini ve ‘özel’liğini hamilelik dönemim ile keşfetmedim ben. Hayatımın her safhasında ihtiyacıma binaen hep yerini alıyordu zaten. Öğrenciliğimde, iş hayatımda, evliliğimde hep dua kapılarını Esma ile çaldım. Ama bana böyle bir kitap yazmak aklınıza nasıl düştü diyorlar, ben de aklıma düşen bir fikir olmaktan ziyade içime düşen bir sancıydı diyorum. Zor bir hamilelik geçiriyordum ve yine esmalara sarılmıştım. Fakat bu süreç git gide zor meşakkatli olmaya devam ediyordu benim için. Farklı ayrıntılarını ve tecelliyatını bu dönemde keşfettim diyebilirim. Sancılarıma tıbbın yetersiz kaldığı noktalarda ve aslında daima sığınılacak tek yer, dua idi. Sabur, Vekil, Hâlık, Zülcelâl-i velikram gibi isimleri çokça okuyordum. Sonra bende ve bebeğimde yaratılan değişikliklere ve ihtiyaçlara göre farklı esmalar parıldadı. An an, hafta hafta değişiklik arz ettikçe içimdeki yaratılış, ben de ona göre farklı zikrettim. Baktım ki araştırma notlarım hayli arttı ve kitaplaşsın herkes nasiplensin istedim. Meraklı bir insanım “Bilmek” isteyen bir mizacım var. Hep şunu mırıldandım araştırırken: “Benim bedenimde yepyeni bir insana ev açıyor Rabbim. Duyarsız ve ilgisiz kalamam.” Hep bu düşünceyle araştırdım. Şu anda içimde ne oluyor ve benim ne yapmam nasıl dua etmem gerek! Şükür ki önce kızımı kucağıma aldım sağlıkla, sonra da kitabımı aldım elime hayırlarla. Henüz 2 yıl bile olmadı kitabımız çıkalı ama yüzlerce bebek dünyaya geldi “9 ay 99 esma” nın gölgesinde. Bana ulaşan hep “anneliğe hiç böyle yaklaşmamış ve düşünmemiştik” mesajlarıydı ve bebeklerinin müjdeleri idi. Çok şükür Rabbime hem yaşarken, hem yazarken, hem de sonrasında çok güzel duygular tattırdı bana. Kadın olarak yaratıldığıma ve bu lezzetlere layık görüldüğüme çok kere şükrettim.

 Biz bir kadın ve aile dergisiyiz, okuyucu kitlemiz de malumunuz hanımlar. Onlara son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

Erkekler askerlik anılarını, hanımlar da hamilelik ve doğum süreçlerini hiç unutamaz derler. Kadının dönüm noktalarıdır her yeni doğumu. Ama doğum bitince her şey bitmiş olmaz. Bilakis çok özel ve zorlu günler onu beklemektedir. Çünkü emekliliği olmayan tek meslektir annelik. Bir ömür sürer. Annelere, evlat (insan) yetiştirirken kolaylıklar diliyorum. Tüm kadınlara da “Annelik makamı”na ulaşmaları için duada bulunuyorum. Anne olmanın zorluğu ve meşakkati, lezzetini gölgelemesin inşallah. Tüm lezzetleriyle beraber yaşamayı nasip etsin Rabbim.

Kadın olmanın mesuliyeti ağırdır. Tüm toplumun yetiştiricisi bizleriz. Ne derler; bugün beşiği sallayan eller yarın dünyayı sallar. “İnsan” yetiştirmek görevi verilmiş bizlere. Unutmayalım Peygamber Efendimizin (asm) zürriyeti de kızı vasıtasıyla devam etmiştir. Çeşitli zamanlarda ve yerlerde Allah’ın (cc) kadına verdiği çok özel görevler vardır. Bu görevler bir kez daha şerefli kılmıştır kadını. Hz. Fatıma’yı (ra), Hz. Hatice’yi (ra), Hz. Meryem’i (ra), Hz. Hacer’i (ra) üstlendiği görevlerle hatırlayalım. Biz de bize verilen görev ve sorumlulukları aynı mesuliyetle yerine getirelim.Öyle güzel davranalım ki çocuklarımıza emanet olduklarını unutmadan. Biz onları İslâm çizgisine göre, fıtratlarını bozmadan yetiştirebilirsek, Allah’ın rızası ve Peygamber Efendimizin (asm) memnuniyeti bizimle beraber olur.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*