Kelimat Çiçekleri

İmâme-i tesbih…

Güneşin gurub hâli… Vakit akşam. Kızıllık bürümüş ufku. Mavi beyaz bulutlar bile kızıllaşmış. Martılar bu halden memnun gibi çığlık çığlık uçmaktalar semada. Güvercinlerse cami avlusunda günün son ışığından istifade etmek ister gibi telâşla yem toplamaktalar.  Akşamsefaları ise heyecanla semanın kızıllığını delen geçen minarelere yönelmiş Muhammedî sedayı beklemekteler. Akşam ezanı ile onlara bu âlemde yeni bir gün başlayacak. Diğer nebatat ve hayvanat ise istirahat vakitlerinin geldiği için sükûnete bürünmüş durumdalar.

Tüm bu arzî ve semavî halleri odasının tek kanatlı penceresinden izleyen mübarek yüzlü ihtiyar, “La ilahe illallah” diyerek doksan dokuzluk tesbihinden bir tane daha çekti. Eli tesbihin imamesine geldi. Akikten yapılmış tesbih imamesine bir süre baktı. Tekrar bakışlarını ufka çevirdi. Güneş kaybolmuş kızıllıksa yok olmuştu. Grimsi bir renk vardı artık semada… Ve bir ses… Çok uzakları hatırlatan ve bir o kadar da yakında olan. Ezan-ı Muhammedî…  Martıların çığlıkları arttı, güvercinler uçuştu, akşamsefaları nazlı nazlı açıldı. Kâinat büyük bir huşu içinde, büyük bir vecdle o hakikate gaşyolmuş haldeler. Gurub halinin hüznü vuslat sevincine dönmüş halde. Büyük bir inkılâbın sonrasında tevhit hakikatinin yankılanıp, tüm zerratın o hakikati massetme hali… Ve son kelimeler ezan-ı Muhammediden; “La ilahe illallah”

Tesbih imamesi hâlâ elinde, bakışları ufukta ihtiyarın. Ve dudaklarından imame misal dökülen kelimeler…“ La ilahe illallah Muhammedürresülullah”…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*