Risale Terapi

Öfkenin girdabından kurtulmak için…

 

Öfke yani dinî literatürde “kuvve-i gadabiye” olarak adlandırılan melekemiz, fıtratımızın bir gereğidir. Esasen bu kuvvenin bize şerleri def etmemiz, hayırları celb etmemiz için verildiğini belirtmekte fayda var. Hem bu  melekenin istidatları; kuvve-i akliye ve kuvve-i şeheviye dalında olduğu gibi sınırlandırılmamıştır. Cüz-i irademiz vasıtasıyla bu melekelerin idaresi, bizim elimize verilmekle beraber, İlâhî kanunlarla onu doğru mercilere yönlendirmek de Cenab-ı Hakkın marziyatıdır. Zaten bu melekenin idaresini kolaylaştıran yollardan sapıp; dayanak noktasını şaşırttığımızda tüm maddî ve manevî hayatı zorlaştıran keşmekeşler içerisine yuvarlanmaya götüren marazlar hem kendi âlemimizde, hem de kâinat bazında doğmaktadır. Çünkü insan bu sınır ve had konulmamış istidatların; benlik ve nefsin girdabına girmesine izin verdiği takdirde büyük zulümler ve tecavüzler vuku bulabilmektedir. Ancak bu zulmü önleyebilecek ve hakiki adalete zemin hazırlayacak olan tek unsur ise; İlâhî kanunlar ve Peygamberimizin (asm) sünnetidir.

Öfke vasat mertebesinden  istikametini şaşırıp ifrat veya tefrite kaydığında benlik çeperine hasarlar vermeye başlayacaktır. Mesela ifrat halinde iken, asgari düzeyde ele alırsak oluşabilecek rahatsızlıklardan bazıları şunlar olacaktır; öfke kontrol bozukluğu, öfke patlamaları, aşırı stres ve gerginlik, kaygı bozukluğu, asabiyet vs… Bunun daha ileri boyutları ise zulüm ve vahşeti doğuran caniliğe kadar gidebilmektedir.

İnsanın hem kendine, hem çevresine zulmü netice veren bu illeti bertaraf edecek devayı sunan en güvenilir kaynak ise asrın insanının tüm marazlarını teşhis ve tedavi eden Risale-i Nur’da yer almaktadır.

Öncelikle Risale-i Nur’da kuvve-i gazabiyeyi nasıl istihdam etmek gerektiği anlatan şu birkaç bölümü inceleyim.

“Kuvve-i gazabiyenin fesadı ve ifrat ve tefriti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh olarak, kuvve-i gazabiyenin medar-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecaat-ı kudsiye ile kuvve-i gazabiyesi hareket etmekle beraber…”1

“Ve keza kuvve-i gazabiyenin tefrit mertebesi cebanettir ki, korkulmayan şeylerden bile korkar. İfrat mertebesi tehevvürdür ki, ne maddî ve ne manevî hiç bir şeyden korkmaz. Bütün istibdadlar, tahakkümler, zulümler bu mertebenin mahsulüdür. Vasat mertebesi ise şecaattır ki; hukuk-u diniye ve dünyeviyesi için canını feda eder, meşru’ olmayan şeylere karışmaz.”2

Bu bölümlerde de nakledildiği gibi bu kuvveyi vasat mertebesinde kullandığımız takdirde fıtratına uygun haline getirmiş oluruz. Onu hadd-i vasatında kullanmanın devası da öncelikle onu nefsin dizginlerinden kurtarıp kalb, akıl, vicdan ve ruha musahhar boyuta ulaştırmakla mümkündür. Bu da imanın inkişafına sebebiyet veren ibadet ve taatin derecesi nispetinde temerküz etmektedir.

Anlaşılan odur ki öncelikle nefsanî hayatın yörüngesinden bünyemizi kurtarmakla öfkenin dehşet saçan cereyanından kurtulabiliriz. Çünkü dehşet ve şiddet arzularının yoğunlaşması akıl, kalb, vicdan ve şuurun zayıflanmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle bu mekanizmaların kuvvetlendirilmesi gerekmektedir. Bu mekanizmaların kuvvetlenmesi için ise takvayı esas almak, kul hakkına riayet etmek ve özellikle aklın, kalbin, ruhun gıdasını vermeye ihtimam göstermek elzemdir. Zaten iradenin dirayetini sağlayan ve faziletlerin kaynağı olan tüm latifelere; nefsin hizmet etmesini sağlayacak tüm metotlar dinimizin esaslarında mevcuttur. Bununla beraber nefsin isyankârlığını kıracak olan oruç, riyazet, rabıta-i mevt gibi pek çok vazifeyi bize sevdirerek tam mutmainiyetle bize ders veren eser ise Nur Külliyatı’dır.

Ayrıca feraizi yerine getirirken sünneti de yaşamımıza rehber tayin etmek çok önemli bir etken teşkil etmektedir. Çünkü Peygamber Efendimizin (asm) hayatının her safhasında yansıttığı hadd-i vasata ulaşmak onu iyi anlamakla ve onu iyi anlamak da  asrın insanına hitap eden eserleri okuyup hakkıyla yaşamakla mümkündür. Risale-i Nur’un eğitim modeli akıl, kalb, şuur ve vicdan birlikteliğine haiz olduğundan asrın yaralarına tam bir tiryak ve marazlarına tam bir çözüm sunmaktadır.

Dipnot:

1.Lem’alar, 11. Lem’a

2. İşarat-ül İ’caz

 

 

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*