Hikâye

Anılarda kalacak

 

Eskiden buralar üzüm bağlarıydı. Yağmur yağdığı zaman toprağın kokusu ciğer­lerimizi doldururdu. Eskiden duyduğumuz çocuk cıvıltıları, kadın konuşmaları olur­du. Yolun başında görünen ev reisleri büyük bir merasim ile karşılanırdı. Ah o eski zamanlar. Eskiden buraları canlıydı, nefes alınırdı.

Bugün ise o toprak kokusu yerini temeli atılan çok katlı evlere bıraktı. Gelen ses­ler olsa da onların sahipleri iş makineleri. Ve artık babalar gelirken çocukları onları karşılamak için koşturmuyorlar, çünkü ya televizyon başındalar ya da bilgisayarda oyun oynuyorlar.

Ben mi? Ben köşe başında bir seyyar satıcıyım. Yıllardır burada sebze meyve satarım. Birçok kişinin hayatındaki özel anlara şahit oldum. Buralar toprak iken az tozlanmadım. Allah, bana böyle bir iş fırsatı vermişti, şikayet olmazdı. Arada boğa­zıma toz kaçar ve öksürmeye başlardım. Şimdi o tozları, toprakları özledim. Çünkü eskiden insanların arasındaki her şey çok farklıydı. Konuşacak birçok şey olurdu. Şimdi ise “Hayırlı işler” bile demeden parayı uzatıp gidiyorlar.

Gökyüzüne bakıyorum da o bile gözüme tozlu görünüyor. Sanırım artık eskidik. Ben de eskidim anılarım da. Bu yüzden eskiyi bir türlü unutamıyorum. Bu işe başlar­ken ilk bu mahalleye gelmiştim. İmam Efendi beni görünce tebessüm etmiş ve bu­rada duracağımı belirtmişti. O gün biraz çekinmiştim. Sonra bana dedi ki: “Namaz kılıyor musunuz?” Ben kılmıyordum ama utanarak “Evet” demiştim. Gerçi yalan da sayılmazdı; Cuma namazımı hiç kaçırmazdım. Vakit gelince tezgahımı emanet edecek çocuk ayarlamıştı. O gün İmam Efendi o kadar cana yakın geldi ki onun sa­yesinde hep buraya gelir oldum. Namaz vakitleri dışında çok vakit yanımda oturur­du. Saatlerce muhabbet ederdik. Bana meyvelerin ve sebzelerin tefekkür edilecek nimetler olduğunu da ilk o söylemişti. Geçen yıl rahmetli oldu İmam Efendi. İşte o zaman belli oldu; eskisi gibi olmayacaktı. Çünkü mahalleyi o düzenliyordu.

Bahçesine ektiği çiçekler kurudu, evler geri dönüşüm ile yıkılmaya ve devasa binalar yapılmaya başladı. Ben de artık inşaat tozlarını yutmaya başladım. İnsan elinde olduğunda kıymetini bilmiyormuş. Onun için şimdi bakıyorum da her şey ne kadar da geçiciymiş.

Bugün artık burada duramayacağımı bildirdiler. İnşaatlar olduğu için artık satış yapacak kimse kalmayacakmış. Son defa seyyar satıcı olarak geliyorum yani. Otuz yılın sonunda bahçelerimizi, anılarımızı, İmam Efendiyi, çocukları ve diğer hiçbir şeyi kimse hatırlamayacak. Artık onlar kalanların anıları olacak. Ve güneş her gün biraz daha tozlanacak…

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*