Hikâye

Oyun yerimiz Mescid-i Aksa

 

İsmim Zeyd. Ben Kudüs’te dünyaya gelen bir çocuğum. Yaşım sekiz ve bu hayat bizim için diğer çocuklardan biraz daha zor. Çünkü bizim için her şey gözlerimizi açtığımızda başlıyor. Bir anda büyüyoruz sanki. Annem buna “hayat okulu” diyor. Bu hayat bir okul ve her gün yeni derse başlıyoruz.

Oyun oynamak benim gibi bir çocuk için çok zor. Çünkü oynayacak alanlarımız yok. Bu yüzden babam beni Mescid-i Aksa’ya götürüyor. Orada ben, Ahmet ve Mustafa hep beraber oynuyoruz. Babam ise bize bakıyor. Arada babamın bize bakıp tebessüm ettiğini görüyorum. O mutlu olunca ben de mutlu oluyorum. O zaman oynamak daha güzel geliyor. Top oynarken döktüğüm her ter mutluluğumu kanıtlıyor.

Eve gidince anneme o güzel anları uzun uzun anlatıyorum. O da beni istekli bir şekilde dinliyor. Belki o da benim bir an çocuk olduğumu hatırlıyor. Aslına bakarsanız ben de o an çocuk olduğumu hatırlıyorum.

Kimseye kızgınlığım yok bu yüzden. Ailem yanımda olunca zaten en mutlu çocuk ben oluyorum. Ya onlar olmasaydı? İşte o zaman üzülürdüm, hem de çok. Oyun oynayacak alanlar olsa da ben oynamazdım.

Allah bizi her zaman görüyor, bizi duyuyor ve O bizi evinde konuk ederek oynama alanlarımızı veriyor. Bundan daha güzel ne olabilir? Annem, Allah’ın bizim dualarımızı kabul ettiğini söyler. Ben de buna tüm kalbimle inanıyorum.

Benim kalbim küçük ama içi çok büyük. Her zaman dualarımda bu oyun alanımızın her zaman durmasını istiyorum. Dursun ki babam mutlu olsun, dursun ki ben ve arkadaşlarım da çocuk olabilmek neymiş anlayalım, bilelim ve top oynarken terleyip, terli terli su içerken annemiz kızarak seslensin; “Oğlum, hasta olacaksın üzerini değiştir!” İsmim Zeyd ve ben sekiz yaşında bir çocuğum.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*