Fıkıh Günlüğü

Muharrem ayının faziletleri

Âlem-i İslâm yeni bir yıla daha giriyor

Öncelikle âlem-i İslâm’ın ve saygıdeğer okuyu­cularımın hicrî yıllarını tebrik ediyorum. Bu yeni yılın hayırlara, fetihlere, barışa, kardeşliğe, âlem-i İslâm’ın problemlerinin çözümüne, birlik ve beraberliğine ve ittihad-ı İslâm’a vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bu yeni yıl ile birlikte 1439 yılına girmiş olduk. Bir muhasebe yapma zamanı daha:

Yaşayanlar ölüme, dünya kıyamete, bütün benîâdem mahşere bir adım daha yaklaştı. Zaman bir fırtına gibi koşuyor. Her şeyi önüne katmış, be­raber sürüklüyor. Hariçte zamana inat bir şey yok. Zaman maksuduna ulaşacak, belli! Ama biz zama­nın içinde sürüklenen insanlar maksudumuza ula­şabilecek miyiz?

Mahşere ulaşacağımızda şüphe yok! Ama ya maksudumuza? Bu, mahşerde belli olacak! Allah yardımcımız olsun.

Fazilet derecesi Ramazandan sonra gelen ay

Muharrem ayı hicrî ayların birincisidir. Hicrî ay­ların bir incisidir. Tövbe edildiğinde, Allah’a koşul­duğunda, duâ ve niyazda bulunulduğunda feyzi, bereketi ve rahmeti bol aylardandır. Peygamber Efendimiz (asm) bu ay için “Şehrullahi’l-Muharrem” (Allah’ın ayı Muharrem) demiştir.

Ve buyurmuştur ki: “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı Muharrem’in orucudur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece­leyin kılınan namazdır.”1

Yine Aşure Günü tutulan oruçtan sorulunca bu­yurmuştur ki: “Geçmiş senenin günahına kefaret­tir.”2

Muharrem ayının fazileti Ramazan ayından he­men sonra geldiği halde, bu ayda nafile oruçtan başka bir şeyin emredilmemiş olması sırf şefkat-i Rabbaniyenin ve merhamet-i Rahmaniyenin bir te­zahürü olsa gerektir.

Allah ayları emirlere boğmamış, emirlerini ge­nelde bütün aylara yaymıştır. Bu sebeple Muhar­rem de dâhil olmak üzere faziletli aylarda, yapanın fazilet ve sevap kazanacağı, yapmayanın günahkâr olmayacağı, genelde nafile nevinden ameller em­retmiştir.

Hz. Musa’nın (as) sünneti

Peygamber Efendimiz (asm) Medine’ye geldi­ğinde Yahudiler Muharrem ayının onuncu günü, yani Aşura Günü oruç tutuyorlardı. Peygamber Efendimiz (asm):

“Bu ne orucudur?” buyurdu. Yahudiler:

“Bu gün Allah’ın Musa’yı (as) Firavun’un zul­münden kurtardığı gündür. Musa (as) buna şükür olarak bugün oruç tutmuştur. Bu sebeple biz de oruç tutuyoruz” dediler.

Peygamber Efendimiz de (asm):

“Musa’nın sünnetini yaşatmaya biz sizden daha lâyığız!” buyurarak o gün oruç tutmuş ve oruç tu­tulmasını emir buyurmuştur. Yahudilere benzemekten sa­kınmak için de aşure gününe bir önceki günü de ilave et­miştir.3

Fakat bilâhare Allah Mu­harrem ayında oruç tutmayı farz kılmıyor da, Ramazan ayında orucu farz kılıyor. Bu sebeple Peygamber Efendimiz de (asm) ümmetini Muharrem ayı orucundan serbest bırakıyor. “Dileyen tutabilir, dileyen tutmayabi­lir” buyuruyor.

Böylece anlaşılıyor ki, Muharrem ayı orucu fazi­letlidir, günahlara kefarettir; ama farz değildir, sün­nettir ve müstehaptır. Dolayısıyla Muharrem ayın­da, diğer aylarda olduğu gibi Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç tutulmaya devam edilebileceği gibi, dokuz ve on Muharrem günlerinde de bu aya özgü bir sünnet olarak yine oruç tutulabilir.

Gelmesi şevk olabilir, ama gitmesi fütur vermemelidir

Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda, Mu­harrem de dâhil mübarek ayların gitmesiyle havayı tasfiye eden ve manen temizleyen hizmet zevkinin ve şevkinin kaybolabileceğini, bu sebeple hizmet yerine sıkıntı ve uyku galebe edebileceğini zikre­derek, hayırlı işlerin ve hizmetlerin meşakkatli ve zevksiz daha sevaplı olduğunu, bu sebeple sabır içinde şükrederek hizmetlerden fütur getirmemek gerektiğini hatırlatıyor.4

Öyleyse Muharrem ayı veya başka mübarek ay­ların gelmesi hizmette, evrad ve ezkârda şevk un­suru olabilir; bundan istifade edilmelidir. Ama git­mesi fütura sebep olmamalıdır.

Dipnotlar:

1- Müslim, Siyam, 202-203; Tirmizî, Mevakit 207; Nesaî, Kıyâmü’l-Leyl 6.

2- Müslim, Sıyam, 1162, İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn, 5/14.

3- İmam Nevevi, Riyaz’üs-Sâlihîn, 5/14.

4- Kastamonu Lâhikası, s. 97.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*