Sohbet

TEFEKKÜR EYLE EY AZİZ KARDEŞİM!

Tefekkür kelimesini okuyunca ilk aklınıza ne geliyor? Tefekkür etmek sizce bir ibadet midir? Peki, tefekkür etmek bize ne kazandırır? Neden tefekkür etmeliyiz? Tefekkürün çeşitleri var mıdır?

Sahi nedir tefekkür kavramı? Tefekkür deyince benim aklıma ilk gelen şey “Dağa bak ne güzel dağ, onu Yaratan daha güzeldir” cümlesi oluyor nedense. Arapça olan kelime Türk Dil Kurumunda düşünme, düşünüş olarak açıklanır. Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde varlıklar üzerinde düşünmeye tefekkür deriz biz nur yolunda. O yüzdendir ki dağı yaratan Allah’ı dağa bakınca görebilmeyi hedefler o bakışlar. Lakin tefekkür öyle bir derindir ki hadis-i şerifte “Bazen bir saat tefekkür bir sene ibadet hükmüne geçer”1  buyurur Efendimiz (asm). Nedir peki tefekkürü bu kadar derin yapan?

Yaşadığımız küre-i arzı düşünürsek Samanyolu galaksinde bulunan Güneş sistemine bağlı bir gezegen olduğunu görüyoruz. Sadece kendi galaksimizde bile küre-i arz bir nokta gibi iken içinde bulunduğumuz galaksiden kat be kat daha büyük binlerce galaksiyi tahayyül edebilir misiniz? Bu kadar geniş bir mülkün içerisinde dünya mini minicik bir nokta iken ve dünya içerisindeki ülkeleri düşündüğümüzde Türkiye, hatta bulunduğumuz şehir ne kadar da küçücükmüş değil mi? Ve Türkiye’de onca dağlar, taşlar, ovalar içinde bir insan minicikten de minicik görünmez mi?

Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik. Hepsi de onu yüklenmekten kaçındı ve ondan korktu. İnsan ise onu yüklendi. Gerçekten insan çok zalim, çok cahildir”2 diyor ya Hz. Allah Ahzab Suresinde. Neydi ki bu emanet, bizim zalimliğimize ve cahilliğimize ayet indirtti.

Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde eder”3 diye nutkumuzu tutturan bir ayeti kerime karşımıza çıkınca, düşünmez miyiz ki benim minicik bedenimden kat be kat büyük güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar secde ediyor. Benim narin bedenim soğukta üşür, sıcakta terler, yorgun bitap düşer yatar uyur. Secde ettiğim zaman dilimleri kâinattaki diğer secde edenlerin yanında nedir ki? Bir güneşi hayal ettiğimiz zaman her an o kocaman bedeni ile Allah’a secde etmekten vazgeçmiyor. Yoruldum demiyor. Peki, işin sırrı sadece secde olsa idi Allah insanları neden yaratmış olurdu ki? Onlarca galaksi ve galaksiler içerisinde bulunan gezegenler ve gezegenler içerisinde bulunan dağlar, ağaçlar hayvanlar yeterli gelmez miydi? Burada tefekkür kavramını bir daha değerlendirmekte fayda var mı sizce de? Bizi ağaçlardan hayvanlardan ayıran şey aslında tefekkür kabiliyetimizdir diyebilir miyiz? Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde varlıklar üzerinde düşünmeye tefekkür diyorsak eğer güneşe de baksak O’nu, hikmetlerini ve isimlerini aya da baksak O’nu, hikmetlerini ve isimlerini göremez miyiz? Görmemiz gerekmez mi ya da?

Yazının devamını Bizim Aile dergimizin Temmuz sayısından okuyabilirsiniz.

Abonelik için sitemize bakabilirsiniz.

 

Dipnotlar

1) El-Aluni, Keşfü’l-Hafa, 1:310

2) AhzâbSûresi, 33:72.

3) HaccSûresi, 22:18. (Bu âyet secde âyetidir.)

Fatma Kılınç Gürçay

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*