Sohbet

“Ya Baki, entel Baki”

Cenab-ı Hakkın aynı zamanda dünyaya gelmeyi takdir ettiği nam-ı diğer ikiz oğullarım 2 yaşlarına yaklaşıyorlar. Geçmez sandığımız günler geçiyor. “Nasıl büyüyecek?” diye endişe ettiğimiz ikişer kiloluk bebekler büyüyor. Bugünlerde sanki bir başka doğum gerçekleşiyor. Benlikleri doğuyor. Kendi istekleri, kendi becerileri, kendi duyguları var. Ve hatta kendi doğruları.

Sorun şu ki bunlarla nasıl baş edebileceklerini bilmiyorlar. Tüm bunları anlayabilmek için ise bir aynaya ihtiyaçları var. O ayna ise benim gözlerim, mimiklerim ve sözlerim. 22 aylık olmak üzereler ve gözlerimden o anki duygumu anlamaya çalışmalarını gözlemleyebiliyorum.

Rahat değilsem, benim için endişelendiklerini görebiliyorum. Tam onlara karşı yükselmişken attığım geri adımı görüp rahatlayabiliyorlar. Anlamak ve anlaşılmak derdindeler. Bir yetişkinden farksız olarak saygı görmek istiyorlar. Birçok şeyi kendi başlarına yapmak konusunda çok hevesliler. Henüz tam beceremiyor oluşları buna engel değil.

Ve hatta bazen yapamamanın acısını yaşıyorlar. İki farklı insan, tüm bunları tam da kendilerine özgü yaşıyorlar. Okudukça anlıyorum ne kadar karmaşık bir dönemden geçtiklerini. İçime yöneldikçe duygularının bana da sirayet ettiğini görüyorum. Bağımsızlığa doğru yürüyorlar ve bu bize ayrılık acısını getiriyor.

Hem bu duygular, hem değişen huylar bize zor günler yaşatıyor. Çelik gibi sinirlere sahip olmak gerekiyor bazen. Biliyorum, bu günler de geçecek. Hiç olmamış gibi olacak eğer ömrümüz vefa eder de görürsek o günleri. Bu sevimli hallerinin yerine yenileri gelecek. Her şeyin bitişi, mevsimin sonbahar oluşu, aldığımız üzücü vefat haberleri ve iki küçük masum yavrunun hallerini gördükçe kalbim “Ya Baki, entel Baki” diyor.

Hatice Çakır

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*