Aile Sohbet

İhya edilirken sarsılan aile kurumu

Memleketimizin, aile kurumu noktasından Avrupa aile yapısı ile kıyasla yapılan teşvik ve değerlendirmelere bina edilen uygulamalar, derin sarsıntılara sebep olacağını söylemek ne kehanet ve ne de keramettir.

Bir anne, evlâdının yetiştirilmesi mukabilinde hiçbir ücret istemez. Bu hâl, annenin fıtratında olan asil bir duygudur, ihsan-ı İlâhîyedir. Tariflerin pek üstündeki annelik duygusu, kadının hem dünya ve hem de ahiret hayatının kurtulmasına sebep olabilir. Bazı fena ve hatalı cereyan ve kasıtlı uygulamalarla o duygunun inkişafı engellenir, soğutulur, dünyevî menfaat ile tahrip edilirse akıbet tehlikeye girer. Annelik duygusunun sû-i istimalinin çeşitli teşviklerle tahrik edilmesi menfaat duygusunun baskın çıkmasına ve şahsiyeti problemli neslin zuhuruna sebep olur. Dolayısıyla bu duyguyu sağından solundan sarsacak bütün teşebbüsler hayrına olmayacaktır.

Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Acımak, merhamet etmek, şefkat etmenin temeli müşfik ve ihlâslı annelerin eliyle atılmaktadır. İşte kadınların şefkat cihetindeki bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek, hiçbir şahsî fayda ve gösteriş manası olmayarak ruhunu feda edercesine gayretleri cidden sarsılmamalıdır.

Devlet eliyle, annelere destek yapılırken bu hassasiyete azami dikkat etmek gerekir. Çalışan anneye verilecek teşvik aile bütçesine katkısının bulunması yanında, annenin evden dışarıya çıkarılmasına bir adım daha sevk etmek olduğunu da unutmamak gerekir. Bu teşvik öylesine hassas ayarlanmalı ki annelik duygusunun tahkimine vesile olmalıdır. Aile birliğinin korunması ve güçlendirmesi hedeflenirken o ailenin çekirdek duygusu olan “annelik” örselenmemelidir.

Yapılan yardımın Avrupa para birimi üzerinden olması, İstanbul Sözleşmesi ile bağlantılı olması, batı bölgemizdeki anneleri-şimdilik-kapsaması, bu karar alınırken müşavere edilen kesimin niteliği, tarafı vs. gibi eleştirilere kulak vermekle beraber aile nizamı üzerindeki tesiri ciddi ciddi endişelere de sebep olduğu, gözlemlendi.

Annelerden sadece çalışan anneye, bu teşvikin olması; annelik fıtrî vazifesi ile yuvasında bulunan, iş hayatında çalışmayan anneleri kapsamaması ister istemez zanlarla beraber anneleri evden çıkarmaya teşvik mi var, endişesini artırıyor.

On sekiz yaşındaki çocuğundan kira ve ev masrafları alan AB, Euro üzerinden dışarıda çalışan kadına neden para verir acaba? O annenin evindeki çocuğu için olacağını düşünmek çok safça olur. Kardeşin kardeşe karşılıksız para vermediği bir dünyada, bu yardımı nasıl anlayalım? Eş yerine partnerliği ikâme etmek isteyen zihniyet, bu yardımseverliği(!) ile neyin peşinde? Onların bir şeylerin peşinde olduğunu anlıyoruz da birilerinin buna zemin hazırlamaları ile neyin peşinde olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Uyanık olunuz ki bozuk ve sefih Avrupa’nın yaptıkları ifsatlarına rağmen hangi akıl ile onlara emniyet ediliyor? Bu gidişat, takibinde olunan millete hamiyet davasıyla çelişmektedir.

Çalışmak mecburiyetindeki annelerin mecburiyetlerinin azaltılarak yuvasına teşvik edici programlar, aile yapısı açısından daha sağlıklı olur. Onlara uzaktan çalışmak, mesai saatini esnek kılmak, proje esaslı istihdam ve fıtratlarına yakın işlerde çalıştırmak gibi daha isabetli ve bütünleştirici, aslî vasfa teşvik edici uygulamalar olmalıdır.

Her ne yaparsak yapalım, esasında kadının yeri evidir ve ev ise huzurun kaynadığı mekândır. Bu manayı ihya etmek hedef olmalıdır.  Uçan kuş, yuvasına dönmelidir.

 

Mehmet Çetin

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*