Kelimat Çiçekleri

Ey kardeş!

Âhir zamanın dağdağalı, karanlıklı ve bizi endişedar eden hâletinde, ne kadar da ihtiyacımız var bu hitabı duymaya… “Ey kardeş…”

İnsanın âciz ve zayıf olduğunu nihâyet anladı insanlık. Teknoloji, bilim, iletişim, ulaşım, maddiyat ve hız… Hepsinde zirveye koştuğu günümüz “biz”i, en “küçük” dediğimiz şeylerden yıkıldı. Ayağa kalkmaya mecalimiz kalmadı. Oysa hiç düşmeyeceğimizi sanmıştık. Öyle mağrurduk ki…

Şimdi düştüğümüz yerden bakınıyoruz, kim bize el uzatır diye. Yoksa bu dünya bir çöle dönüştü de yalnız mı kaldık?

Bu tahassürle kalbimiz ve ruhumuz ağlarken, bir ses gelir bize… Bin dört yüz sene öncesindeki Nuranî hitaptan feyizdar olarak, bu asra in’ikâs eder.

Der, “Ey kardeş…” Yanımıza gelir, hâlimizi anlar ve elini uzatır.

Zamanın dehşetini, nefsin mağruriyetini ve tüm bunlarla nasıl baş edeceğimizi anlatır tane tane… Her bir sözü inci gibi dökülür; yüreğimize, aklımıza, ruhumuza şifa olur.

Ümidimizin bittiği, artık zamanın “âhir”, fenâ olacak her şey dediğimiz bir hâldeyken, bize kâinatı gösterir.

İncecik kök ve damarların taşları “şakk” etmesini, nâzenin yaprakların yaz güneşinde yemyeşil kalmasını, güçsüz dalların dağ gibi yükleri kaldırışını, baharı, tohumları…

Yeniden dirilişi, bâsübâdelmevti…

Gücü tükenen insanlığa, bereketi kalkmış cemiyete bir mübarek define sunar.

Aczin ve fakrın makbul bir şefaatçi olduğunu anlatır, Kadîr-i Rahîm’in dergâhında.

O hâlde son demde, zamanın âhirinde, bizde ona başlayalım.

Bismillahirrahmanirrahîm…

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*