Beslenme

Polikistik Over Sendromunda (PCOS) nasıl beslenmeli?

Yumurtalıklarda hormon dengesizliği sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Sıklıkla 15-50 yaş arasındaki kadınlarda görülür. Bu bireylerde östrojen ve progesteron hormonlarının seviyeleri normalden düşüktür. Sendromun sebebi net olarak bilinmemekle birlikte, kalıtsal faktörler ve anormal hormon seviyeleri etkilidir.

 

Belirtileri nelerdir?

  • Düzensiz regl veya hiç regl olamama,
  • Aşırı kilo veya obez,
  • Karın bölgesinde yağlanma,
  • Aşırı karbonhidrat tüketimi,
  • İnüsilin direnci,
  • Kalp-damar hastalıkları,
  • Rahim iç duvarında kanser,
  • Saçlarda dökülme ve seyrelme,
  • Yüz bölgesinde akne oluşumu,
  • İstenmeyen bölgelerde kıllanma,
  • Yorgunluk ve düşük ruh hali.

 

 

Tedavisi nasıl olur?

Semptomları kontrol altında tutmanın birçok yolu mevcuttur. Doktor kontrolünde, hormon tedavisiyle östrojen ve progestin seviyeleri, normale getirmeye çalışılır. Tip2 Diyabetinde kullanılan ilaçlar, bu hastalıkta da inüsiline ve kan şekerine etki etmesi için kullanılır. İlaç veya hormon tedavisi işe yaramazsa cerrahi yöntem tercih edilebilir.

Diğer bir tedavi yolu da diyettir. PCOS’a büyük bir etkisi olduğu bilinen diyetle tedaviye birçok hasta başvurmaktadır. PCOS’un yönetimi, genellikle sağlıklı beslenme plânıyla fiziksel aktiviteyi içeren ve kilo kaybına yönelik sürdürülebilir bir plânlamayla sağlanır. Diyet ve egzersiz kişinin ihtiyaçlarına ve değerlerine göre şekillendirilmelidir.

Stres, sigara kullanımı ve uyku eksikliği gibi faktörler de vücudun dengesinin bozulmasında etkilidir. Bu gibi alışkanlıkları değiştirmeye çalışmak, hastalığın tedavisi adına bireyin atabileceği önemli adımlardandır.

PCOS’un diğer hastalıklarla ilişkisi

PCOS, Tip II diyabeti açısından risk oluşturmaktadır. Bu hastalarda diyabet ve diyabete eğilim yapılan araştırmalarca kanıtlanmıştır.

PCOS hastaları, ileri yaşlarda hipertansiyon riski ile karşı karşıyadır.

PCOS’lu bireylerde %40-60 oranında obezite ve karın bölgesinde aşırı yağlanma görülmektedir.

PCOS, kan yağlarında olumsuz bir etki meydana getirir, HDL(iyi kolesterol) azalır ve kalp damar hastalıkları oluşur.

 

PCOS’ta nasıl beslenmeli?

Öğünlerde doğru karbonhidrat kullanımı ve yeterli protein tüketimi kan şekeri düşme ataklarını kontrol altında almaktadır.

Karbonhidrat kaynağı olarak tam tahıllı ekmek, yulaf ve baklagiller gibi yüksek lifli besinlerin alımı artırılmalıdır.

Kan şekerinin yükselmemesi ve aşırı açlık hissini azaltmak için, iki öğün arası 4-5 saati geçmemeli ve öğün atlanmamalıdır. Öğünlere ek olarak, ara öğün eklenmelidir.

Lif tüketiminin artması için meyve ve sebze tüketimine ağırlık verilmelidir.

Trans yağ içeren ve yüksek yağlı besinlerden uzak durulmalı, omega 3 yağ asidi içeren besinler tercih edilmelidir.

Yağsız protein kaynakları tüketilmelidir. Derisiz kümes hayvanları, balık, yağsız et ve tavuk, tam yağlı yerine az yağlı süt ürünleri tercih edilmelidir.

Sindirimi yavaşlatarak kan şekerinin hızlı yükselmesini engelleyeceği için brokoli, karnabahar, kabak gibi sebzeleri; kuru fasülye, mercimek gibi bakliyatları; çilek, armut, ananas gibi lifli meyveleri tüketmeye özen gösterin.

PCOS’ta nelerden uzak durmalıyız?

Beyaz ekmek, beyaz undan yapılmış hamur işleri, pirinç pilavı ve makarnadan uzak durmalı.

Şeker içeren hazır meyve suları, asitli içecekler, şekerlemeler, çikolatalar ve beyaz şeker içeren besinlerden kaçınmalı.

Salam, sucuk, sosis gibi işlem görmüş et çeşitleri tüketilmemeli.

Kızartma türünde hazırlanmış besinler, margarin, mayonez ve krema gibi besinlerden kaçınmalı.

Patates, mısır, beselye, havuç, taze incir ve kurutulmuş meyveler gibi glisemik indeksi yüksek besinleri tüketmemeli.

Salamura besin, konserve ve dondurulmuş ürün gibi tuz içerikleri yüksek besinlerin tüketimi sonlandırılmalı.

Bu besinler hem kan şekerini hızla yükseltir, hem de kilo artışına neden olur.

 

Öğrenci Diyetisyen Nurbahar Salihoğlu

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*