Kurşun Kalem

Beyaz bir çiçeğin şifası

Bazen güneş çekilir. Gece gün yüzüne çıkar. Bir köşede sessiz sedâsız beyaz bir çiçek boynunu büker. Siyah bir gölge beşik salar. Pencereye usul usul yağmur vurur. Masumları akan gözyaşlarına şahit olan toprak, bu yağan yağmur ile derin bir nefes alır. Ve âlem rahmet ile kuşanır. Ve güneş doğduğu zaman, bir günışığı hüzmesi sızar perdenin arkasında. Sızan günışığı boyun büken beyaz çiçeğe ışık olur, hayat olur ve umut olur, şifa olur şefkat eliyle. Her insan kalbinin ardından bir çiçek yetiştirir. O çiçeği sinesinde merhamet ile sayıp sarmalar. Ve gün gün insana kendi sinesindeki merhamet şifa olur. Gün gelir, bir gün ışığı hüzmesi vurur ruhumuza. Şefkat ile yeşeriyor her hayır, her iyilik, her güzellik. İnsanın hissettiği şefkat duygusu kalbindeki imân nurunu en aydınlık yansımasıdır. Ve insanda şefkat duygusu imanın kuvveti ölçüsünde parlar.

Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur’da şefkati şöyle ifade ediyor: Şefkat hâlistir, mukabele istemiyor; safi ve ivazsızdır. Hattâ en âdi mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakârane ivazsız şefkatleri buna delildir.”1 “Rahmet-i İlâhiyenin en lâtîf, en güzel, en hoş, en şirin cilvelerinden olan şefkat, bir iksir-i nuranîdir.”2  “Bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır.“3 Şefkat, Rabbimizin rahim isminin bir tecellisi ve bir yansımasıdır. İnsana verilmiş bu duygu, kalbinde yeşeren beyaz bir çiçeğin, umulmadık bir kalpte yeni bir çiçeğin filiz vermesidir.Şefkat bir yüreğin sıcaklığı, bir günışığının vurması, uzun ve karanlık bir gecede ansızın bir Şimal yıldızının gökkubbede parlaması gibidir. Şefkat beyazın siyaha zaferidir. Zira şefkat karanlığı, kötüyü ve kötülükleri kalp kapısından geçit vermeyen aydınlığı ile mühür vuran bir kilittir.  Şefkat, masumiyetin ve merhametin aynasıdır. Bu ayna gönülden gönüle sarsılmaz, yıkılmaz ve samimi tahtalar, köprüler inşa eder. Şefkat kuşatır, korur, sarar ve sakınır. Ve karşılığında hiçbir şey beklemez ve arzu etmez.

Şefkat bir annenin, elinde, gözünde, tebessümündedir. Ve şefkatin, en kıymetli beyaz çiçeği, bir annenin duasında ve yüreğinde hayat bulur. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri böyle yüksek bir hasleti “aşk” duygusundan yüksek görür. Hatta Hz. Yakup’un (as) Hz. Yusuf’a (as) olan şiddetli hissiyatının tasavvufta olduğu gibi “aşk” değil şefkat olduğunu ifade ederek şu ifadelere yer verir: Şefkat, aşk ve muhabbetten çok keskin ve parlak ve ulvi ve nezihtir ve makam-ı nübüvvete layıktır. Fakat muhabbet ve aşk, mecazi mahbuplara ve mahluklara karşı derece-i şiddette olsa, o makam-ı mualla-yı nübüvvete layık düşmüyor.

Cenab-ı Hak, insanı ahsen-i takvim üzerine yaratmıştır. Ve Rabbimizin insana fıtratı üzerine, binlerce duygu ve lâtîf ile donatmıştır.  Bu duygu ve latifeler, bizler için Rabbimizin rahmet hazinelerinden birer ikram ve eşsiz bir lütuftur. Bizlere, Rabbimiz tarafından verilen, bu muhteşem ve eşsiz duygu ve latifeler rıza-yı ilahiyi kazanmak için güzel bir yol ve basamaktır. Şefkat duygusu ise bu basamakların, şüphesiz en güzeli ve en kıymetlisidir. Şefkat, Rabbimizin Rahman ve Rahim isminin bir tecellisi ve Rabbimizin rahmetine mazhar olmanın bir vesiledir.  Risale-i Nur’da; “Rahmet-i İlâhiyeden ileri şefkat olunmaz”  olarak ifade ediyor. Kalbimize, şefkatin şifa olması ve o şifanın şefkati ile yüreğimizde bir beyaz çiçeğe hayat bulup yeşermesini ve kalbimizde şefkat ile yeşeren o beyaz çiçeğin, ebedi yeşerecek olan baharlara bir vesile olması duasıyla.

Dipnotlar

1) Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, s. 53.

2) Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, s. 132.

3) Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, s. 574

Fazilet Kırmızı

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*