Hayatın İçinden

 Önce adalet

Korkunç zamanlar yaşıyoruz. Hani ‘her şeyin başı eğitimdir’ derler ya. Yanlışmış. Meğer her şeyin başı hukukmuş, adaletmiş.

Prof. Dr. Matematikçi Ali Nesin adaletin en önemli ihtiyacımız olduğunu belirtiyor.

Kaynak:  (https://hyetert.org)

Değişen Mevlid geleneği üzerine…

Mevlid geniş halk kitlelerini derleyip toparlayan bir gelenektir. Mevlid okumalarının yanında tevşih ilahileri, mukabeleler, getirilen salavatlar, okunan tekbirler, ikram edilen gül kokuları, lokumlar vs. başlı başına bir dünya… Bu dünyayı, mesela Âkif Safahat’ta Said Paşa İmamı’nı tasvir ettiği şiirinde çok güzel dile getirir. Derlenip toparlanma, buluşma, halleşme ve dertleşme zemini inşa ediyor. Ama bu zaman içinde değişime uğruyor…Evet, bir değişim yaşanmaktadır; ama bu bir birini takip eden hayata dair temel tutum ve davranışlarda görülen bir durumdur. Öncelikle sorunuza buradan bakmak icabeder: Göçler, şehirlerin hızla büyümesi, ekonomik ve sosyal şartlar değişimi tetikliyor.

Değişen mahalle algısına rağmen, camilerde hâlâ Mevlid meclisleri kuruluyor. Şehirlerde, bilhassa metropollerde köy ve hemşeri dernekleri azda olsa bu geleneği canlı tutmaya çalışıyor. Çok yaygın olmamakla birlikte, doğum, ölüm, düğün ve askere uğurlama törenlerinde Mevlid meclisleri kuruluyor. Bu konuda 2007 yılında yaptığımız bir Mevlid Sempozyumu var… Bu vesileyle yaptırdığımız araştırmada, yukarıda temas ettiğim göç, şehirlileşme ve eğitim gibi etmenler sebebiyle Mevlid geleneğinin bir şekilde insanlarımızı hala derleyip toparladığını, bilhassa Rumeli’de dindarlık göstergesi olarak varlığını koruduğunu ve milli kimliği inşa eden bir aktör olarak önemli görevler icra ettiğini görmüştük.  Mevlid, buluşturuyordu. Şimdi belki başka buluşma noktaları bulundu? Bunu bilemiyorum. Yahut bireyci kültürün yaygınlaşması, yalnızlaşma, yabancılaşma gibi amiller etrafında da bu konu değerlendirilebilir. Bu meyanda komşuluk, akrabalık, arkadaşlık ve ahbaplık ilişkisinin değişimi… Değişim diyorum, ama asıl zayıflamadan söz edilebilir. Bütün bunlar buluşturucu, bir araya gelmeyi öngören ve toplumcu kültürü besleyen Mevlid geleneğine de yansımış olabilir.

Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlid toplumu bir araya getiren unsurlardan biri. Bazı dindar çevreler ve okumuş yazmış kesimin Mevlid geleneğini  yoğun şekilde eleştirisine Akademisyen-yazar Bilal Kemikli böyle cevap veriyor. (https://www.yenisafak.com)

Solo hayatlar

İnsanlar akın akın yalnızlığa “solo yaşam”a doğru koşuyorlar ama bir yandan da sanki kendileri tercih etmemiş gibi yalnızlıktan mızmızlanıyor, kendilerini kalabalıkların kollarına atıyorlar. İnsan insanın yurdu, derdinin devası olduğunu bilmeden; insanın yaratılış amaçlarından uzakta bir hayat sürüyorlar. Sizce böyle bir yaşama tarzı ve dünya görüşünden “emanete sahip çıkan” bir insan çıkabilir mi? Ben, kendi adıma ne insandan umudu keserim ne de dinin hepimizin çekinmeden sığınabileceğimiz büyük bir kurtuluş limanı olduğunu reddederim. Ama kısa sürede bu limanın yalnız insanların sandallarıyla dolup taşmayacağını görüyorum. İnşallah yanılan ben olurum.

Prof. Dr. Erol Göka’dan farklı bir korona değerlendirmesi… (http://www.erolgoka.net/)

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*