Kapak

Adem’lere Allah’ın Lütfu: Cins-i Latif

Mehmet Asıf IŞIK 

mehmetasif@gmail.com

(Bu yazıyı uzunca ömrünü Kur’an öğretmeye adayan merhume anneme ve hanemizi cennete çeviren muhterem zevceme ithaf ediyorum)

Onlar, “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi takva sahiplerine önder eyle” diyenlerdir.(1)meali verilen ayetin beyanıyla gözleri aydınlatanlar çocuklar, fakat bilhassada eşler imiş. Mealde “göz aydınlığı” diye geçen kelime “kurrat’ulayn”dır, yani “göz bebeği”. Bu tabir, insanın en değerli ve sevimli gördüğü şeyi ifade etmek için kullandığı kelimedir…

Elimizi semaya doğru her açışımızda Rabbimizden istediğimiz makbul ayet dualardan biri de şudur; “Rabbena atine fi’d dünya haseneten …” yani “…Rabbimiz! Bize dünyada da güzellik/iyilik ver, ahirette de güzellik/iyilik ver …”(2) Bazı alimler, estetik, güzellik ve iyilik anlamları olan “hüsün” kelimesinden türetilmiş “hasene” tabiriyle “dünyada istenilen güzellik” ile murad edilenin hayırlı bir zevce ile mutlu bir aile hayatı olduğunu söyler.

Abdullah İbn-i Ömer’den rivayetle gelen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sav) mealen şöyle buyurmuştur: “Dünya faydalanacağınız kıymetli meta’dır; en hayırlısı ise saliha kadındır.”(3) Vaktiyle bir allameden duyup kaydettiğim bir diğer hadiste ise, benzer manada mealen “saliha kadın dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır” beyan edilmiş. Bu sözler karşısında şaşıran sahabeler, böylesine övülen “Saliha kadın”ın kim olduğunu sorarlar. Peygamber Efendimiz, “Kocasını güler yüzle ağırlayıp güzelce uğurlayan, yanında iken onu mes’ud eden, gıyabında ise malını ve ırzını muhafaza edendir” meal/manadaki sözlerle “dünyadaki her şeyden daha hayırlı olan kadınıtarif eder.

Kur’an-ı Hakim’de, Adem (as) ile ilgili kıssaların anlatıldığı ayetlerde, O’nun insan olarak yaratıldıktan sonra cennete gönderildiği beyan edilir. Bu husus bazı tefsir kitaplarında şu şekilde açıklanır: Adem cennettedir, cennetin bitmez ve tükenmez bütün nimetlerine, güzelliklerine, bütün ihsan ve ikramlarına muhataptır. Kimbilir ne kadar zamanı öylece yaşamıştır? Yıllar mı, asırlar mı bilinmez, fakat cennette olmasına rağmen o yalnızlık halinden usanmıştır; Taa ki Havva yaratılıp kendisine “eş ve arkadaş” olarak gönderilene kadar. Bazı ehl-i ilim der ki “Havva (kadın) ile cennet nimetleri tamamlanıp kemâl bulmuştur.

Teklik, Vahidiyyet ve Samediyyet yalnızca ve sadece Allah’a mahsustur. Yalnız O tektir, O hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir.

İnsanlar zevc-zevce olarak yaratılmıştır. Dilimizde “eş” anlamında kullandığımız bu kelime Arapça aslındaki manasını karşılamıyor. Zevc ve zevce kelimeleri, ayakkabının her bir teki gibi, ancak ikisi bir araya gelince tamamlanan, bir bütünün ayrı parçalarının her birini ifade eder. Şu halde, erkek veya kadın fark etmez, insan tek olamaz, tek kalamaz, tek yaşayamaz ve varlığı tek olarak devam edemez; fıtraten öyle değildir; Çünkü “Sizleri (erkekli-dişili) eşler (ezvacen) hâlinde yarattık.”(4)

İlâhi hikmet erkeği ve kadını farklı özelliklerde yaratmayı murad etmiştir. Erkek Allah’ın Celâl, kadın ise Cemâl esmasına aynadır. Erkekte güç, kuvvet, kudret, akıl, dirayet, basiret, heybet ve azamet hakimdir. Kadında ise şefkat, merhamet, sevgi, hilm (yumuşak huy), letafet, zarafet, nezaket vs. güzelliğin her nev’i ve özelliği hakimdir.

Peygamber Efendimizin (asm) “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: Gözümün nuru namaz, güzel koku ve kadın(5) mealinde buyurduğu hadiste belki de kasd edilen mana, kanaatimce kadının başta inceliği, şefkati ve merhameti olmak üzere, sayılan cemâli tecellilereayna ve/ya mazhar olmasıdır. Bu özelliklerin kim hayranı değil ki!..

Allah’ın Adem’lere Lütfu: Cins-İ Latif, Kadın

Birbirinden hem sureten (fiziki-dış) hem sireten (mizaç-iç) farklı, hem de birbirine zıt olan bu iki fıtrat bir araya geldiğinde her ikisi için saadet vesilesi oluyor. Demek ki dünyevi saadet zıtların birbirini dengelemesiyle vücuda geliyor. “Kendileri ile sükûnet (huzur) bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. …”(6)

Bu husus İşarat’ul İ’caz’da şu harika ifadelerle izah edilir: “Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.”(7) Demek ki Ademoğlunun dünya hayatını bir nevi cennet saadetine çeviren İlâhi rahmetin ve lütfun hediyesi olan “cins-i lâtif”, yani saliha kadındır.

Erkek ile kadın arasındaki cazibeyi tasavvufun şahikası Şeyh’ul Ekber lakaplı Muhyiddinİbn-i Arabi şu mealde enfes bir mana ile ifade etmiş: “Havva (kadın) Adem’den (erkekten) yaratılmıştır. Birbirlerine olan ülfet ve cazibeleri vatanlarına duyulan hasret gibidir.” Evet, Havva Adem’den, Adem’in bütün çocukları ise Havva’dan ve kızlarından yaratılmıştır.

Merhum Erdem Beyazıt ise bir şiirinde “Bizim kadınlarımız fırtınalı denizlerden sinelerine sığındığımız güvenli limanlardır” sözleriyle tarif eder eş ve annelerimizi. Ve esasen biz onları zaten lâyık oldukları makama çıkarmışız “han’ım” (han= sultan) diyerek…

Bizim kadınlarımız zevcedir, eş’tir. Irzın ve iffetin taşıyıcısı ve muhafızıdır. Taştan-topraktan yapıyı-evi yuvaya çevirendir. Evin sıcaklığıdır; o evde ise mekân evdir ve sıcaktır. Erkek için dinin tamamlayıcısıdır. Kadın annedir, kalbi çağlayan gibi şefkat ve merhametle kaynar; neslin ilk muallimesi ve mürebbiyesidir. Hak Teala Cemâl ismiyle kadın kalbini kanaviçe gibi incelikle işlemiş, çok özel ve hassas duygularla donatmış. Kadın incedir, narindir, derin hislidir, sabırlıdır, sezgileri güçlüdür.

Edebin, hayanın ve terbiyenin de timsalidir. Büyük filozof Eflâtun, “dünyada genç bir kızın yüzündeki pembelikten daha değerlisi yoktur” sözüyle, pek güzel ifade etmişti kadına en çok yakışan hayayı ve mahcup utangaçlığı…

Kadınlarımız bize Allah ve Peygamber (asm) emanetidir. Ahir zamanın yaşandığı büyük fitnede şerrinden, belâsından ve fitnesinden Allah’a sığınılan, Şeytanın, Deccal’in ve Süfyan’ınhabis işlerine ve tuzaklarına hizmet eden bahtsız nadanlar değiller. Behimi arzuların, kirli, süfli ve sefil nazarların muhatabı değiller.

Her Dilin Anlattığı Eşsiz Güzel: Anne

Bütün dillerin en tatlı kelimesi onu anlatır; Anne’yi. Her dilin en güzel sözü onadır. Kalplerdeki sevgisi bal-şerbet tadında dile gelir “Anne” diye.

Rahmetin dünyadaki en parlak tecellisi olarak evlâdına karşı melek-misāl lâtif tabiatı, şefkat ve merhameti, fedakârlığı, karşılıksız ve katışıksız saf sevgisi onu gönüllerin en mûtenā, en hārikā ve özel makāmına çıkarır Anne’leri. Kadınlık onurunun taclandığı zirvedir Annelik.

Kişi hangi yaşta olursa olsun, en yakını, en sıcak, en samimi ve içten dostu, en gizli sırdaşı ve arkadaşıdır Annesi. Allah’ın rahmet ve cemālinin billûr bir timsālidir Anne. Sinesi evlâdına ev güvenli sığınaktır Annenin. Bu hakikat Koca Yunus’un şu sözleriyle dile gelmiş: “Ana başa tac imiş / Her derde ilâc imiş / Bir insan pir (ihtiyar) olsa da / Ana’ya muhtaç imiş…”

Bu münasebetle, naaşını kabrine defn ederken yanına kalbimi de gömdüğüm merhûme annemi rahmet ve hasretle, muhterem zevcemi de hürmet ve minnetle anıyorum.

Bütün saliha hanımefendilere, bacılara, bütün annelere, müstakbel anne adaylarına, eş ve anne olacak genç kızlarımıza derin hürmetlerimi arz ediyorum.

 

Kaynaklar:

1- 25-Furkan/74.Ayet

2- 2-Bakara/201.Ayet

3-Müslim/Hadis No: 1467

4- 78-Nebe/8.Ayet

5-Nesai, İşaratu’n Nisa 1, 7/1

6- 30-Rum/21.Ayet

7- İşarat’ulİ’caz/25. Ayetin Tefsiri

One Comment

  1. Abdulkadir

    O kadar güzel ifadelerde bulunmuşsunuz ki. Annelerimiz, hanım ve kız kardeşlerimize olan bakışımızı, bakışımızın nasıl olması gerektiğini çok güzel dile getirmişsiniz. Ellerinize sağlık. Selamlar, Saygılar.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*