Kurşun Kalem

Kalp lâtîf bir mucizedir

Bir insanın en özel ve en gizli sığınağı neresidir sorusunun cevabı hiç şüphesiz ki “kalp” olacaktır. Belki de, bir insanın, kalbine sığdırdığı, o kadar duygu, o kadar sır, o kadar sükunet ve o kadar savaş belki de aleme sığmayacaktır.
Sol yanımızda atan kalbimiz, kainattaki mucizelerden biridir. Her kalp atışının bir anlamı ve bu anlamın ardından bir mucize mühürlüdür. İnsanın en büyük gücü, en büyük hakikati ve en çok inandıkları şüphesiz ki kalbinde yeşerir.
Üstadımız Bedüüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da; “kainatta en büyük hakikat imandır” ifadesinin kullanır. İman kalpte hayat bulur, yerleşir ve fâni hayat, imanlı bir kalp ile bâki bir hayata kavuşabilir. Ve kalp, iman ile iyileşir, güzelleşir ve bir aydınlığa kavuşur. İman dolu bir kalp, aydınlık, beyaz ve güneş misali parlaktır. Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de; “Allah size imanı sevdirdi ve onu kalblerinizde süsledi.” (Hucurat, 49/7); buyurur.
Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da, kalbi şöyle ifade ediyor; “İnsanın fıtratına ve ruhuna derc edilen nihayetsiz istidâtlar, kabiliyetler, meyiller, arzular, istekler ve emeller vardır. Hem insan mahiyet itibâriyle kâinatın çekirdeği hükmündedir. O çekirdeğin çekirdeği de kalpdir. Kalp, cismânî çam kozalağı gibi bir et parçası değildir. Bir lâtife-i Rabbaniyedir ki, mazhar-ı hissiyatı vicdan, mâkes-i efkârı dimağdır. Yani konumuza mevzu olan kalp, bir latife olan mânevî kalpdir. Onun içindir ki kalp ile vicdan mahall-i imandır. Kalp imanın yeridir ve aynı zamanda iman ile tezyin edilir ve süslendirilir. Kalp takvâ ile seyyiâttan temizlenir. Kalp aşk-ı ebedî için yaratılmıştır ve âyine-i Sameddir. İnsanın bâtınî hasselerindendir. Hayat-ı ebedîye esâsâtını ve saadet-i uhrevîye levazımatını tedarik etmek için verilen güzel bir hediye-i Rahmaniyedir.
Kalp, kemalâtın bütün envaına müştaktır. Aşk ise şiddetli bir muhabbettir. Muhabbet ise muhabbetullah için insanın kalbine derc edilmiştir. Bundan dolayıdır ki batın-ı kalp de hadsiz muhabbeti kuşatacak kabiliyettedir. Öyleyse kalp ancak muhabbetullah ile teskin olur ve maksadına kavuşur. Kalp aynı zamanda peygamberlerde ma’kes-i vahy ve velilerde de mazhar-ı ilhamdır. Mâziye nüfûz ve müstakbele hulûl edebilir. Nihayetsiz teessürât ve elemlere maruz ve müptelâ ve nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftûn ve pürsevdâdır. Öyleyse kalp her tarafı görür. Âdeta bir kumandan gibidir. Cihât-ı sitteden malûmat alır. Onun içindir ki bazen de yoruluyor. İnsanın büyük ve mühim letâifindendir.
Kalp, Sâni-i Kâinât’ın en münevver ve en câmi’ bir âyinesidir. Hayatın mihveri ve makinasıdır. Vicdanın penceresidir. Hangi bir şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimam ile eline alır, kucaklar. Ve ebedî bir devamla onun ile beraber kalmak istiyor.”
Ve kalp lâtife-i Rabbaniyedir. Bir Rahman’ın, bir Rahim’in tecellisidir. İnsanı insan yapan iman insanın kalbindedir. Kalp, bir insanın en yalın, en saf, en gerçek ve en berrak aynasıdır. İnsan kalbinde yetiştikleri ile kendini yetiştirir. Ve kalp insana verilmiş kıymetli bir lütuftur. İnsan, Rabbimize ile kalbiyle iman ve iltica eder.
İnsan, kalbi ile Rabbine yönelir. Ve kalbi ile hisseder, şükreder, sabreder ve dua eder. Kalp Allah’ı sever ve Allah namına sever. Allah namına seven bir kalbe sahip bir insan, rıza-yı İlâhî üzere bir hayat yaşar. Ve rıza-yı İlâhî üzere yaşanan bir dünya hayatı, ebedi bir saadete vesiledir. Her kalp bir latif-i Rabbâni ve her kalp Rahman ve Rahim olan Allah’ı bir mucizesidir.

Fazilet Kırmızı

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*