Psikoloji

Çocuk Eğitiminde Doğal Anne-Babalık

Kıymetli anne babalar,

Ana-baba olmak doğuştan gelen bilgiler ile edindiğimiz roller değildir. Ebeveynlik becerileri sonradan öğrenilen ve tecrübe edinerek geliştirdiğimiz becerilerdir. Bu beceriler kendi anne-babalarımızdan gördüğümüz ebeveynlik  ile birlikte içinde bulunduğumuz çağın gereksinimlerini bir potada eriterek geliştirdiğimiz, parmak izi niteliğinde özgün bir yaklaşım biçimidir. Hızla değişen bilgiler ve dijitalleşmenin de etkisiyle gittikçe zorlaşan bu rollerin günümüz ebeveynlerini yoğun bir çaresizlik ve yetersizlik inancına sürüklediğini gözlemliyoruz. Çocuklarımızın ihtiyaçlarını gözetmeksizin bize ait olmayan kültürlerin eğitim biçimlerini ve dayatmalarını uygularken aile olabilmenin gerekliliklerini kaçırıyoruz. Tüm bu inançları bir kenara bırakarak çok derin olan bu mevzuya kendi özümüzdeki değerler ile çocuk eğitimi nasıl olmalıbirlikte bakalım.

Çocuk eğitimi aslında doğal bir süreçtir. Öncelikle çocuklar ebeveynlerinin ayak izlerini takip ederler. Yani söylemlerimizden çok eylemlerimizden öğrenirler. Bu yüzden anne babalar olarak çocuk eğitimi dediğimiz kavramın altında öncelikli olarak kendimizi eğitmek/yetiştirmek olduğunun bilincinde olmalıyız. Bunun farkında olmayan her ebeveyn bu yolda çokça kaybolabilir ve hatta çoğu zaman önünü göremeyebilir. Bu bağlamda çocuk eğitiminde mihenk taşımız anne babalar olarak doğru birer “örnek teşkil etmek” olmalıdır. Örnek bir anne baba olmak; başlangıç ve bitiş çizgisi olmayan,her zaman gayret içinde olmamız gereken,insan (kelime manası unutan) olmanın doğal bir sonucu olarak hatalar yaptığımız ama bu hatalardan öğrendiğimiz zorlu ve keyifli bir yolculuktur. Çocuğumuzda gördüğümüz her aşırı davranışta“çocuğum neden böyle davranıyor” demeden anne baba olarak “biz hangi yaklaşımımızda hatalı davrandık” sorusunu öncelersek çözüme o kadar çabuk ulaşırız.

Çocuk eğitiminde “örnek olmak” kadar değerli olan bir diğer unsur sevgi dilidir. Çocukluğumuzdan geriye kalan iki ânı unutmayız; “sevgi dolu anlar” ve “sevgisiz bırakıldığımız anlar.” İnsan kalbi ve beyni bu iki anda iz bırakır. Öyle bir izdir ki bu izler yetişkinliğimizi yani bugünkü bizi oluşturan tohumlar diyebiliriz onlara. Anne babalar olarak çocuk eğitiminde olmazsa olmaz basamağımızdır koşulsuz sevgi. Çocuk psikolojisinde çok sık duyarız bu kavramı ama içini doldurmak çok da kolay değildir. Anne babalar, kendilerinde olmayanı vermekte zorlanabilirler. Eğer sevgisiz bir çocukluk geçirdiysek yetişkinliğimizde kendi ebeveynimiz olmak ve bu sevgiyi kendimize vermek sürecinden geçmeliyiz. Bununla birlikte her ebeveynin özgüvenli çocuk beklentisi vardır ki bunun da yolu koşulsuz sevgiden geçer. Özellikle kriz anlarında çocuğunuza karşı sevgi ve merhamet ile yaklaşmanız, aranızdaki bağı güçlendirecek ve çocuğunuzun  unutmayacağı, gelişimine destek olacak kritik anlardan olacaktır.

Çocuklukta sağlıklı bir beyin gelişimi için güvenlik ihtiyacı çok önemlidir.Çocuk yetiştirirken tutarlı olmak aynı zamanda güvenilir olmanın da göstergesidir. Çocuklarımızın “güvende olma” hissi ebeveyninin dünyaya bakışıyla yakından ilişkilidir. Hayata umutla bakan bir ebeveynin bakış açısıyla büyüyen bir çocuk ile karamsar ve kaygılı tutumlarla büyüyen bir çocuğun güvenlik algısı birbirinden çok farklı olacaktır. Bu yüzden çocuklarımızın hayatlarına eşlik eden “güvenli limanları” olabilecek anne babalara ihtiyaçları vardır. Çocuklarımızı söylemlerimiz ile eylemlerimizin birbiriyle tutarlı olduğu tutumlarla büyütmeye özen göstermeliyiz.

Çocuk eğitiminde önemli bir yeri olan ön beyin bölgemizin (analitik düşünme, karar verme, kendini ifade edebilme gibi mekanizmaların olduğu bölge) gelişimi için kritik olan bir diğer unsur da çocuklarımıza sorumluluk vermektir. Yaşıyla doğru orantılı sorumluluklarverilerekbüyütülen bir çocuk kendini işe yarar ve becerikli hissederken,fiziksel ve duygusal gelişimi uygun olmasına rağmen tüm ihtiyaçları ebeveyni tarafından karşılanmış, her istediği önüne sunulmuşbir diğer çocuğun ise kendini yetersiz ve değersiz hissetmesi olasıdır. Bunun yanında çocuğunuzun ailenin bir parçası olma-ait hissetme gibi gelişimsel ihtiyaçlarının da karşılanması, yine çocuğunuza yaşadığı ev ile ilgili sorumluluklar vermeniz ile doğru orantılı olacaktır.

Çocuklar sınırları belirlenmiş özgürlükler ile benliklerini güçlendirirler. Çoğunluklaher çocuk nerde durması gerektiğini sınırları zorlayarak/ailelerini deneyerek öğrenir. Mizacı gereği bazı çocuklar sınırlarını daha çok deneyerek öğrenirken bazı çocuklarda daha az sınır zorlayabilir. Bizler yetişkinler olarak çocuklarımızı“güvende oldukları sınırları” çizmeden özgür bıraktığımızda,çocuklarımız kendilerini bilmedikleri bir sokakta tek başına bırakılmışçasına tehlikede hissedebilirler. Bu yüzden anne ve babalar olarakbirlikte ortak bir yaklaşım ile çocuklarımıza sınırlar koymalıyız. Bu sınırlar konulurken kardeşler arasındaki yaş ve mizaç farklılıkları dikkate alınarak onların da bulunduğu bir aile toplantısında her bir çocuk için düzenlenmelidir. Dışarı çıkma, ekranda vakit geçirme, uyku saati gibi sınırların her yaşın ihtiyacına göre düzenlenmesine ve büyüdükçe yeniden yapılandırılmasına dikkat edilmelidir. Bu noktada bahsedebileceğimiz bir diğer  unsur da ebeveynin adil olmasıdır. Çocukların ebeveynlerini dikkate alması ve onlarasaygı duyması için ailelerinin adaletli olduğuna inanmaları gerekir. Ailenizle ya da çocuklarınızla ilgili bir karar alınması gerektiğinde adaletli olmanız ve çocuğunuzun da fikrini almanız çok önemlidir.

Tüm bunları hayata geçirirken, çocuklarımızasağlıklıbirerrehber olabilmek adınaonlardan hiçbir zamanümit kesmeden, hedefimize doğruattığınız her bir adımı sabır ile sürdürerek, kararlı bir şekilde yolumuza devam etmeliyiz.Bu yolculuk kolay olmadığı gibi her zaman zor da değildir. Bazen bebek adımlarıyla da olsaçocuğunuzun gelişimini görmekebeveynliğin en keyifli yanlarındandır.

Yukarda bahsettiğimiz maddelerin her birine (sorumluluk, adalet, sınır, sevgi vb) aşırı uçlara kaymadan denge içerisinde değer vermek anahtar niteliğinde önem taşır. Unutmayalım ki dengenin olmadığı (aşırı yoksunluk ya da aşırı var etme) her yaklaşım sağlıksız bir ilişkiye temel hazırlar.

 

Psk. Hatice Kübra ERGİN

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*