Diğer

Evimizde de çiçek açsın

Bahar geldi yeryüzüne. Kurumuş, kemikleşmiş dallar kısa bir zamanda nazdar bir geline dönüverdi. Midemize girecek olan meyveler kondurulmadan o dallara öncelikle gözlerimize ziyafet verdiler. Renkleri ayrı, şekilleri ayrı bir çok güzelliğin uyanışına şahit oluyoruz bu günlerde. Kâinatın uyanışıyla birlikte içimiz kıpır, kıpır. Belli ki bizde de bir uyanış başlıyor…

Evet insan kainatla iç içe. Adeta küçük kâinat diyebiliriz insana. Kâinatta mevsimlerin var olması gibi insanın hayatında ve dahi evliliğinde de dört mevsim yaşanabilir.

Zaman oluyor yaprak dökebiliyoruz adeta sonbahar gibi. Artık yorulduğunu bu evliliği taşımanın bir yük olduğunu düşünebiliyor insan. Kopabilecek bağlar, kopabilecek değerler ve de kopabilecek sevdiklerimiz gözümüze gelmez oluveriyor. Çünkü artık güçsüz hissetmenin, hiçbir şeye takat getiremeyeceğinin düşüncesi sarabiliyor insanı.

Zaman oluyor zemheriyi yaşıyor evliliklerimiz, hislerimiz, düşüncelerimiz. Buz gibi olabiliyor insan hayat arkadaşına. Kalp kırgınlıkları, hayal kırıklıkları, ümitlerle atılan adımların sukut etmesiyle bazen bedenen, bazen duygusal olarak uzaklaşabiliyor insan en mahreminden. Araya görünmez duvarlar örülebiliyor. Ve birbirine mukabil olması beklenen kalpler olabildiğince birbirinden kaçabiliyor.

Zaman oluyor ilkbaharı yaşıyoruz alemimizde. Neşe ile, coşku ile uyanabiliyor duygularımız. Bir zaman kızdığımız, kırıldığımız can yoldaşımıza, aile fertlerimize sevgiyle, şefkatle, neşeyle yaklaşabiliyor insan. Ve bu enerji hali bütün aileyi sarabiliyor.

Zaman oluyor yaz gibi sıcacık oluyoruz. Hayatın zorluklarının çok da umrunda olmayıp anın tadına bakabiliyoruz.

Hülasa; kainattaki dört mevsime nasıl alıştık ve de bu sistemi kabul edip sevdikse, aynen öyle de aile hayatlarımızda da dört mevsimin yaşanabileceğini bilelim. Bilelim ki; zaman olur kışı yaşarken “her kıştan sonra bir baharın geleceğine” olan umudumuzu taze tutabilelim. Hep aynı mevsim ülfet getirirdi öyle değil mi? O halde barışmanın lezzetini anlamak için elbetteki biraz can sıkıntısı yaşanacak. Mühim olan o problemde takılı kalmadan üstüne düşen sorumluluğu alıp yapabileceklere odaklanmak. Kişinin hayatında odağı ne ise o şey büyür, kocaman olur. O halde aile içinde ilişkilerimizde ve dahi hayatımızda temas ettiğimiz her şeyde şükürle bakabilmek ve odağı var olan güzelliklere çevirmek bizdeki huzuru, mutluluğu arttıracaktır. Zira ‘şükür nimeti ziyadeleştirir’

Ama şikâyette kalırsa insanın odağı o zaman da sıkıntılar çoğalacaktır.

Gayretimiz; Alemimizde çiçekler açsın. Evliliklerimiz bahar tadında olsun, neşe ile sevinç ile vesselam…

 Halide Keçeli 

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*