Aile

Dijital Dünyadan Fıtrata Hicret

İnsan bir yolcudur… Âlem-i ervahtan başlayan bu uzun yolculuk, rahm-ı maderden gençliğe, ihtiyarlıktan dünyaya, kabirden haşre uzanan büyük bir sefer-i imtihandır. Bu dünya; hizmet, gayret ve emek yeridir. Menzildeki huzur ise burada gösterilen gayrete bağlıdır.

Fakat bazen insan bu yolculukta yönünü kaybedebilir.
Hayatın tatlılığı, dünyanın cazibesi ve geniş dairelerde olup bitenler, insanı gaye-i hayalinden uzaklaştırabilir,

Oysa hicret, yalnızca bir coğrafya değişikliği değil; kalbin, ruhun ve niyetin yön değiştirmesidir. Ve bugün dijital çağ insanının en çok ihtiyaç duyduğu dönüşüm de budur.

Kapanmayan ekranlar, bitmeyen bildirimler, haz ve hızın esir aldığı yaşam tarzları…
Tüm bunlar insanın iç sessizliğini bastırıyor. Kalabalık içinde yalnız, iletişim içinde temassız, bağlantı içinde kopuk bir insan profili yaygınlaşıyor.

İşte bu nedenle “fıtrata hicret”, bugünün insanı için yeniden anlam kazanan güçlü bir kavramdır.

Bu yazıda, modern çağın kalabalığı içinde kaybolan insanın fıtrata yolculuğunu Risale-i Nur ışığında beş başlık altında ele alıyoruz.

  1. Esbap Dairesinden Tevhid Dairesine Hicret

(Kontrolü Bırakmak, Teslimiyete Geçmek)

Hayatın içinde sebepler dairesinde yaşıyoruz. Karşılaştığımız imtihanlar insanı sebeplere bağlayıp boğabiliyor. Kontrol etme çabası arttıkça kaygı çoğalıyor, kalp daralıyor. Oysa sebepler kudretin izzetine perde olsun diye yaratılmıştır; hakikatte tesir Allah’a aittir.

Tevhid iki mertebedir:
Tevhid-i âmi, “Allah birdir” demektir.
Tevhid-i hakikî ise her şeyde O’nun kudret mührünü görebilmektir.

Tevhid dairesine hicret; “Ben üzerime düşeni yaparım, gerisini Rabbime bırakırım” diyebilme olgunluğudur. Bu teslimiyet, çağın yorgun insanı için bir sığınaktır: kalbi hafifletir, kaygıyı azaltır ve insanı Rabbine yakınlaştırır.

  1. İfrat Ve Tefritten Vasata (Fıtrata) Hicret

(Duygusal Dengeye Yolculuk)

İnsan üç kuvvetle yaratılmıştır: akıl, öfke ve şehvet. Bu kuvvetlerin her biri üç şekilde çalışır:
İfrat (aşırılık), tefrit (eksiklik) ve vasat (denge).

Vasat hâli, fıtratın ayarıdır.
İfrat ve tefrit ise insanın hem iç dünyasını hem toplum düzenini bozar.

  • Akıl aşarsa vesvese ve safsatalar ortaya çıkar.
  • Öfke taşarsa hürmet ve merhamet kaybolur.
  • Şehvet sınırı aşarsa şefkat söner, nefis gemi azıya alır.

Duygusal dengeye hicret;
öfkeyi merhametle,
şehveti hayâ ile,
aklı hikmetle yönetmektir.

Vasat ve istikamet; fıtratın huzur limanıdır.

  1. Adavet Sebeplerimizden Uhuvvete Hicret

(Tarafgirlikten Empatiye)

Tarafgirlik, inat ve hased; insanlığın ilk gününden beri var olan ve yanlış kullanıldığında toplumu felç eden üç güçlü duygudur.

Müsbet tarafgirlik hakkın yanında durmaktır.
Menfi tarafgirlik ise kişiyi körleştirir; zulme bile rıza gösterecek hâle getirir.

İnat, hakta sebat olursa bir erdem; batılda ısrar olursa bir zehir olur.
Hased ise kalbi yiyip bitiren bir ateştir; önce sahibini yakar.

Hadiste ifade edildiği gibi:
“Haset, ateşin odunu yok ettiği gibi amelleri yok eder.”

Bu duyguları dönüştürmek mümkündür:

  • Tarafgirlik → Hakka sadakat
  • İnat → İstikamet ve kararlılık
  • Hased →  Dua ve memnuniyet

Uhuvvete hicret; toplumun vicdanını ve kalbin selametini ayağa kaldırır.

  1. Günahlardan İçtinabla Takva Dairesine Hicret

(Fıtratı Korumak ve Dengeyi Yeniden Kurmak)

İnsanın içinde hem hayra hem şerre meyilli çekirdekler vardır. Bu çekirdekler, hangi suyla sulanırsa o yön güçlenir.
Hevâ ile sulanırsa şer büyür; hüdâ ile sulanırsa hayır yeşerir.

Modern çağın yorgunluğu, değersizlik duygusu, yalnızlık ve sevgi açlığı gibi boşluklar insanı günaha sürükleyebilir. Hisler akıl ve kalbin önüne geçtiğinde insan hata yapar; günah kalbi karartır.

Takva; günahlardan sakınmak, emir dairesinde yaşamak ve hayra yönelmek demektir.
Bu çağda tahribat büyük olduğu için takva daha da kıymetlidir.
Farzları işleyen, büyük günahlardan kaçınan kurtuluşa yaklaşır.

Takva, dijital çağdaki ruhî dağınıklığın ilacıdır.

  1. Riyadan Sakınıp Amel-İ Sâlihaya Hicret

(Gösterişten Arınmak, Samimiyete Yönelmek)

Riya, amelin içini boşaltan görünmez bir tehlikedir. İnsanı insanlar için yaşamaya, Allah için yapılan işleri dünyevî beğeniye dönüştürmeye sevk eder.

Riyaya götüren sebepler:

  • Zayıf iman: Esbaba haddinden fazla kıymet vermek
  • Hırs ve tama: Fakirlik ve geçim kaygısıyla insanların teveccühünü istemek
  • Şöhret ve makam arzusu: Kendini olduğundan büyük gösterme isteği

Çare;
tahkikî iman, izzet-i imaniye, benlikten sıyrılıp “biz” diyebilmek ve şahs-ı manevî içerisinde fena bulmaktır.

Samimiyet, gösterişten hicretin kapısıdır.
Amel-i saliha ise bu yolculuğun bereketidir.

Sonuç: Dijital Dünyadan Fıtrata Doğru

Modern çağ insanı, dış uyaranların yoğunluğunda kendi özünü kaybedebiliyor. Fıtrata hicret;

  • Teslimiyet,
  • Denge
  • Uhuvvet,
  • Takva ve
  • Samimiyetle
    yeniden dirilişin kapısını aralar.

Bu yolculuk; dijital gürültüden kalbin sessizliğine, sebepler dairesinden Rabbine güvenmeye doğru bir hicrettir.
Ve bu yolculuk, her insanın fıtratında saklı olan huzura ulaşmasının en emin yoludur.

 

Halide Keçeli

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*