Muhammed Emin Yıldırım

Ramazan’ın gölgesinin üzerimize düştüğü, gönüllerimizin arınmaya çağrıldığı bu zaman diliminde kulluğun en önemli azığı olan peygamber sevgisi üzerine birkaç söz söylemek istiyorum. Hislerimi biraz erteleyebilirsem, sizinle dertleşmek istiyorum.
Madem Ramazan’a yaklaşıyoruz, madem Ramazan bir arınma ayıdır, o hâlde kulluğumuza kalite kazandıracak meseleleri konuşalım. Dua edin; Allah dilime ihlas versin, yüreğimden yüreğinize konuşmayı bana nasip etsin.
Allah bizleri sadece ve sadece kendisine kul olmak için yaratmıştır. Bunu biliyoruz, söylüyoruz, itiraf ediyoruz. Peki ne kadarını yerine getiriyoruz? Rabbimizin bizden istediklerini ne kadar hayatımıza taşıyabiliyoruz?
İnsan çabuk yoruluyor. Küçük imtihanlarda bile vazgeçebiliyor. Para, makam, karşı cins gibi alanlarda imtihan edildiğinde çoğu zaman kaybediyor. İşte tam bu anlarda bizi sırat-ı müstakimde tutacak bir şeye ihtiyacımız var. Ayağımızın sürçtüğü, yanlış yapmaya meylettiğimiz zaman “dur” diyecek bir nefese…
Peygamber sevgisine.
Peygamber sevgisi konuşulunca sanki nostaljik bir mesele konuşuluyormuş gibi algılanıyor. Oysa bu doğru değildir. Peygamber sevgisi, geçmişte yaşanmış bir hatırayı anlatmak değildir. Şiirler söylemek, güzel sözler dizmek değildir. Bu sevgi, imanımızın gereği olarak hayatımıza taşınması gereken bir bilinçtir.
Kur’an bize bunu açıkça bildiriyor:
“Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır.”
Bu imanımıza ait bir meseledir. O hâlde bu meseleyi daha ciddi konuşmak zorundayız.
Gerçekten Peygamber’i anlayabiliyor muyuz?
Namaza ilk başladığımız günlerdeki heyecan hâlâ içimizde duruyor mu? Haramdan sakınma hassasiyetimiz ilk günkü gibi diri mi? Mümin, haramdan sakınan insandır. Biz bunları öğrendik, bir dönem yaşadık; peki şimdi?
Din sadece hocaların omzunda değildir. Din, herkesin omzundadır. O hâlde dinin namusunu kendi namusumuz gibi koruyor muyuz? Dünyanın herhangi bir yerinde zulüm varken sofraya oturduğumuzda bunu yüreğimizde hissediyor muyuz?
Allah’a karşı haşyetimiz var mı? Dua ederken, “Âlemlerin Rabbi beni duyuyor” bilinciyle titreyebiliyor muyuz? Müminin bir heybeti vardır. Dostuna güven verir, düşmanına korku verir. Bugün bu heybet bizde var mı?
Ne yazık ki yok. Ne yeterince heyecan var, ne hamiyet, ne hassasiyet, ne haşyet…
Peki neden yok?
Çünkü peygamber sevgisini hayatımıza taşımadık.
Bugün Müslümanlar olarak zillet içindeyiz. Nüfusça varız ama ağırlığımız yok. Zulümler gözümüzün içine baka baka yapılıyor. Kudüs işgal altında. Peki bu hâlden nasıl kurtulacağız?
Tarihe baktığımızda ümmetin beş büyük imtihan yaşadığını görüyoruz. Ridde olayları, Mihne hadiseleri, Moğol-Tatar saldırıları, Haçlı seferleri ve Çanakkale. Bu imtihanların hepsinde ümmeti ayağa kaldıran şey, peygamber sevgisini doğru anlayıp hayata taşımaktır.
Hazreti Ebubekir, Resûlullah’ın vefatından sonra ağlamak yerine emaneti omuzladı. Taviz vermeden peygamber mirasına sahip çıktı. İmam Ahmed bin Hanbel, kırbaçlar altında bile hakikatten vazgeçmedi. Selahaddin Eyyubi, ümmeti masa başında değil, peygamber sevgisiyle diriltti ve Kudüs’ü fethetti. İzzeddin bin Abdüsselam, zalimin karşısında susmadı. Çanakkale’de analar, evlatlarını “Peygamber sancağı düşmesin” diyerek cepheye gönderdi.
Hepsini ayakta tutan şey aynıydı:
Peygamber sevgisini kulluğun azığı yapmak.
Kur’an bize dört sevgi öğretir: Allah’ı sevmek, Peygamber’i sevmek, sahabeyi sevmek ve müminleri sevmek. Bu sevgi zinciri koparsa iman zayıflar. Birbirini sevmeyen sahabeyi anlayamaz. Sahabeyi anlamayan Peygamber’i anlayamaz. Peygamber’i anlamayan Allah sevgisini iddia edemez.
Bugün birbirimizi sevmeyi unuttuk. Selamı bile esirger hâle geldik. Oysa Resûlullah selamı yaymamızı emretmişti.
Enes bin Malik (radıyallahu anh) der ki:
“Resûlullah’tan çok hadis rivayet ettim ama beni en çok sevindiren hadis şudur: ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir.’”
Ben Ebubekir gibi değilim, Ömer gibi de değilim. Ama Resûlullah’ı seviyorum. Onları seviyorum. Ve umut ediyorum ki cennette onlarla beraber olurum. Bu ümmet sevgiyle kurtulacak. Sevgiyle dirilecek.
Rabbim bizleri birbirini sevenlerden eylesin. Peygamber sevgisini hayatına taşıyanlardan eylesin. Ve bu sevgiyi kurtuluşumuzun vesilesi kılsın. Âmin.








