Tarih boyunca kadın, toplum içinde birçok rol üstlenmiştir. Anne olmuş, evini çekip çevirmiş, ilimle meşgul olmuş, ticaret yapmış, toplumsal hayata katkı sağlamış…
Asrı saadete baktığımızda gördüğümüz örnekler, kadının üretkenliğinin ve topluma katkısının İslam geleneğinde köklü olduğunu gösterir. Ancak aynı anda birçok rol almak kolay iş değildir. Bu noktada dayanak noktası bulmak önemli. Yorulduğumuz, tıkandığımız durumlar elbette olacaktır. Fıtratımızda olan temiz duygularla, şefkatle pekâla hepsini aşabiliyoruz.
Kadının en ayırt edici kuvveti şefkatidir. O, bulunduğu her alana merhamet taşır; ailede huzuru, toplumda nezaketi inşa eder. Kadından bahsedilen yerde erkeği unutmamak gerekir. Zira erkek koruyucu ve sorumluluk üstlenen yönüyle kadını tamamlıyor. (Nisâ 34). Böylece aile ve toplum, rekabetle değil; rahmet ve adaletle ayakta kalıyor. Rabbimizin eşler arasına yerleştirdiği “sevgi ve merhamet” (Rûm 21), kadının fıtratında derin bir rahmet tecellisi olarak parlıyor.
Bugün kadının iş yükü konuşulurken, onun hem sosyal hayattaki emeğini hem de kalpleri onaran şefkat gücünü birlikte görmek gerekir. Çünkü İslam’da kadının kuvveti, yalnızca yaptığı işlerde değil; o işleri hangi ruhla yaptığında saklıdır. Şefkatimiz daim olsun.







