Sahabe hanımların hayatlarını incelediğimde karşılaştığım ilginç portrelerden biri de Hz. Berire’dir (r.anha) Evlilik hayatında yaşadığı bir olay sonraki yıllarda İslam alimleri tarafından ahlaki ve hukuki 300 kadar meselenin çözümünde delil olarak kullanılmış, muhtelif eserlerin yazılmasına vesile olmuştur.
Hz. Berire (r.anha) Mekkeli bir câriyedir. Bedelini dokuz yılda ödeyerek hürriyetini satın almak üzere efendisiyle bir anlaşma yapmıştır. Ara sıra hizmetinde bulunduğu Hz. Âişe’ye kendisini satın almasını teklif eder. Fakat sahiplerinin, velâyet (yani sorumluluk hakkı) kendilerinde kalmak şartıyla bu satışa razı olacaklarını söylemeleri üzerine Hz. Âişe onu satın almaktan vazgeçer. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber velâyet hakkının parayı ödeyip köleyi âzat edene ait olduğunu, bu konuda ileri sürülen şartın bir değer taşımadığını söyleyince Hz. Âişe bedelini ödeyerek Berîre’yi satın alır ve hürriyetine kavuşturur. Ancak Berîre kendi isteğiyle Hz. Âişe Validemizin hizmetinde kalmaya ve ilim meclislerinde talebesi olmaya devam eder.
Âzat edilmeden önce bir siyahînin hanımı olan Berîre, hürriyetine kavuştuktan sonra evliliğini sürdürüp sürdürmeme konusunda dinî bakımdan tamamen serbest olduğunu öğrenince kocasından ayrılmayı tercih eder. Bu ayrılığa dayanamayan eşi Medine sokaklarında ağlayarak dolaşır ve Hz. Peygamber’e kendilerini yeniden birleştirmesi için yalvarır. Resûlullah Berîre’yi evliliğinin devamı konusunda ikna etmeye çalıştığında o bunun bir emir olup olmadığını öğrenmek ister. Peygamberimizin kendisini zorlamadığını, sadece arabuluculuk yaptığını anlayınca da kararında ısrar eder.
Hicretin 9 veya 10. yılında meydana gelen bu hadiseden İslam alimleri ahlâkî ve hukukî bakımdan 300 kadar hüküm çıkarmışlardır. Taberî ve İbn Huzeyme bu konuda birer eser kaleme almışlar, İbn Hacer de eserinde elde edilen hükümleri özetlemiştir. Bu meselelerin en önemlileri şunlardır: 1. Velâyet hakkı, bedelini ödeyip köleyi âzat edene aittir. 2. Âzat edilen kadın köle (câriye), kocasından ayrılıp ayrılmama konusunda serbesttir. 3. Hürriyetine kavuşan kadın köleler eşlerinden ayrıldıkları takdirde hür kadınlarınki kadar iddet bekleyeceklerdir. 4. Berîre kendisine sadaka olarak verilen bir miktar etten Hz. Âişe’ye hediye etmiş, bu etten yemek isteyen Hz. Peygamber’e -sadaka kabul etmediği dikkate alınarak- etin mahiyeti hatırlatılınca Berîre’ye sadaka olan bir şeyin kendilerine hediye sayılacağını söylemiş, bundan da birine sadaka olarak verilen herhangi bir şeyin o kimse tarafından peygambere hediye edilebileceği sonucu çıkarılmıştır.
Halife olmadan önce ileri derecedeki dindarlığı ile tanınan Abdülmelik b. Mervân Berîre ile zaman zaman sohbet ederdi. Berîre onda gördüğü bazı kabiliyetler sebebiyle ileride halife olabileceğini kendisine hatırlatarak kan dökmemesini tavsiye etmiş ve Hz. Peygamber’in, “Kişi cennet kapısına kadar getirilip cennet kendisine gösterildikten sonra bile, haksız yere bir müslüman kardeşinin bir şişe kanını akıttığı için gerisin geri çevrilir” dediğini söylemiş ve onu uyarmıştı. (Bu hadiseden onun ufku geniş, sosyal ilişkileri kuvvetli bir hanım sahabe olduğunu anlıyoruz.)
Hz. Ayşe’nin yaşadığı İfk Hadisesi’nde (Hz Aişe’ye zina iftirası atılması olayı) şahitliğine başvurulan Berîre Hz. Ayşeyi savunmuştur. (Bazı alimler onun Berire olmadığını ifade eder)
Hz.Berîre’nin (r.anha) Yezîd b. Muâviye dönemine kadar yaşadığı rivayet edilir.
(Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi)







