Kapak Röportaj

Dağılan Zihinler, Toplanan Hayat

Modern hayatın hızına yetişmeye çalışırken en çok kaybettiğimiz şeylerden biri dikkatimiz oluyor. Bildirim sesleri, bitmeyen ekran akışı ve zihnimizi sürekli meşgul eden gündemler… Tüm bunlar, fark etmeden odağımızı parçalıyor. Oysa dikkat; sadece bir beceri değil, aynı zamanda hayatı anlamlandırma biçimimizdir. Neye dikkat veriyorsak, aslında ona değer veriyoruz.

Bu sayımızda, dikkat dağınıklığını yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik ve kimyasal yönleriyle ele almak istedik. Bütüncül Sağlığı savunan Ezcacı Aysun Çelebi ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; dikkat eksikliğinin sebeplerinden, modern hayatın tetikleyici unsurlarına; beslenmenin, takviyelerin ve günlük alışkanlıkların zihin üzerindeki etkilerine kadar pek çok konuyu konuştuk.

Zihnin dağınıklığına karşı yeniden toparlanmanın mümkün olup olmadığını, dikkatin nasıl güçlendirilebileceğini ve en önemlisi “dikkati nereye vermemiz gerektiğini” birlikte düşünmeye davet ediyoruz. Çünkü dikkat, biraz da niyet meselesidir.

Kendinizi ve mesleki yolculuğunuzu kısaca tanıtır mısınız? Eczacılıkla birlikte bütüncül tıbba yönelmeniz nasıl oldu?

Merhaba, ben Aysun Çelebi. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum.

Benim hikâyem biraz farklı… 1999 yılında büyük bir heyecanla başladığım eczacılık eğitimime, 28 Şubat sürecinde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle ara vermek zorunda kaldım. Yıllar boyunca içimde taşıdığım meslek sevgisi ve eğitim arzusu hiç azalmadı.

Başörtüsü yasağının kalkmasının ardından, 2011 yılında 30 yaşında yeniden fakülte sıralarına döndüm. Severek sürdürdüğüm eğitimimi 2016 yılında tamamlayarak eczacılık fakültesinden mezun oldum.

Bugün Fatih’te bulunan Zehra Eczanesi’nin sahibiyim ve serbest eczacı olarak mesleğimi büyük bir sevgiyle sürdürüyorum. Yaşadığım tüm zorluklar bana şunu öğretti: İnsan gerçekten isterse, hayallerine giden yol ne kadar uzun olursa olsun, bir gün mutlaka hayaline ulaşıyor.

Bütüncül tıbba yönelmem ise hem kişisel yaşam deneyimlerimin hem de mesleki merakımın doğal bir sonucu oldu. Günümüzde pek çok insan gibi ben de kendim, çocuğum ve ailem için; gerektiğinde ilaç tedavilerinin yanında, yaşam tarzı düzenlemeleri ve doğal destek yaklaşımlarından bilinçli şekilde yararlanmayı önemsiyorum.

Eczacılık mesleğinin verdiği sorumlulukla, hangi desteklerin bilimsel veriler ışığında değerlendirilebileceğini araştırmak; kongre, eğitim ve konferanslara katılarak kendimi sürekli geliştirmek benim için büyük bir tutku haline geldi.

Üniversite yıllarında seçmeli ders olarak aldığım homeopati eğitimiyle başlayan bu yolculuğumu; aromaterapi, Bach Çiçekleri ve Fonksiyonel Tıp alanlarında aldığım eğitimlerle geliştirdim. Halen bu alanlarda öğrenmeye, araştırmaya ve kendimi güncel bilgilerle beslemeye devam ediyorum.

Günümüzde birçok insan ‘odaklanamıyorum’ diyor. Sizce bu bir şikâyet mi, yoksa hayatın bize dayattığı yeni bir normal mi?

Maalesef bu durum günümüzün en gerçek sorunlarından biri haline geldi. Artık “odaklanamıyorum” cümlesi yalnızca bireysel bir şikâyet değil, modern yaşamın bize dayattığı yeni bir normal gibi görünüyor.

Telefonlar, sosyal medya, kısa videolar, oyunlar ve sürekli akan dijital uyaranlar nedeniyle zihnimiz her an yeni bir uyarıya alışıyor. Her şeyin bu kadar hızlı aktığı bir dünyada, uzun süre tek bir noktaya dikkat vermek giderek zorlaşıyor. Beyin, derin odak yerine sürekli değişen uyaranlara yönelmeye başlıyor. Bunun yanında yaşam tarzı faktörleri de dikkat üzerinde büyük etkiye sahip. Şeker ağırlıklı beslenme, yoğun paketli ve işlenmiş gıdalar, düzensiz uyku, yetersiz dinlenme ve stres; zihinsel performansı olumsuz etkileyebiliyor.

Ayrıca bazı vitamin ve mineral eksiklikleri de odaklanma güçlüğünde önemli rol oynayabilir. Özellikle demir eksikliği, D vitamini düşüklüğü ve B12 vitamini yetersizliği; enerji düşüklüğü, zihinsel yorgunluk ve konsantrasyon zorluğu ile ilişkilendirilebilmektedir.

Kısacası odaklanma sorunu çoğu zaman yalnızca “isteksizlik” değil; yaşam temposu, dijital alışkanlıklar, uyku düzeni ve biyolojik eksiklerin birleşiminden oluşan çok yönlü bir tablo olabilir.

Odak problemi ve dikkat dağınıklığı tam olarak nedir? Hangi belirtilerle kendini gösterir?

Odak problemi ve dikkat dağınıklığı, kişinin zihnini yapmak istediği işe yeterince verememesi, dikkatini sürdürememesi ve kolayca başka uyaranlara kayması durumudur. Her insan zaman zaman bunu yaşayabilir; ancak sık tekrar ediyor, günlük yaşamı etkiliyor ve işlev kaybına yol açıyorsa üzerinde durulması gerekir.

Odak problemi belirtileri

  • Bir işe başlayıp kısa sürede sıkılma
  • Ders çalışırken veya iş yaparken sık sık telefona bakma ihtiyacı
  • Okuduğunu tekrar tekrar okumak zorunda kalma
  • Konuşmaları dinlerken zihnin başka yere gitmesi
  • Yapılacak işleri erteleme
  • Aynı anda birçok şeye başlayıp bitirememek
  • Zaman yönetiminde zorlanma
  • Hata yapma, dalgınlıkla yanlışlar yapma

Eğer bu durum haftalarca sürüyorsa, iş performansını düşürüyorsa, ilişkileri etkiliyorsa ya da kişi “potansiyelimi kullanamıyorum” hissediyorsa bir Psikiyatrist veya uzman hekim değerlendirmesi faydalı olur.

Çocuklarda ve yetişkinlerde odak problemi farklı mı seyreder? Bitkisel destekler veya doğal yöntemler gerçekten etkili midir? Hangi durumlarda tercih edilmelidir?

Evet, odak problemi çocuklarda ve yetişkinlerde farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Temel sorun dikkat sürdürmede zorluk olsa da yaşa göre belirtiler değişir. Çocuklarda daha çok hareketlilik, yerinde duramama, ödev başında sıkılma, ders sırasında çabuk dağılma, unutkanlık, eşyalarını kaybetme ve kuralları takip etmekte zorlanma şeklinde görülebilir. Özellikle okul çağında öğretmen geri bildirimleri önemli ipuçları verir. Yetişkinlerde ise tablo daha sessiz ilerler. Sürekli erteleme, başladığı işi bitirememe, zaman yönetiminde zorlanma, zihinsel yorgunluk, unutkanlık, toplantılarda dikkatini toparlayamama, aynı anda birçok işe başlayıp hiçbirini tamamlayamama gibi belirtiler ön planda olabilir. Kişi bunu çoğu zaman “çok yoğunum”, “kafam dolu” diye tanımlar.

Bitkisel destekler veya doğal yöntemler gerçekten etkili midir? Hangi durumlarda tercih edilmelidir?

Günümüzde bu alandaki destek ürünleri oldukça gelişmiş durumda. “Odaklanma vitaminleri”, “beyin destek ürünleri” gibi formülasyonlar sıkça tercih ediliyor. Ancak burada en önemli nokta, herkes için tek bir ürün olmadığı gerçeğidir.

Benim yaklaşımım şudur: Öncelikle kan tahlilleriyle temel eksiklikler araştırılmalıdır. Çünkü bazen odak sorununun arkasında demir eksikliği, D vitamini düşüklüğü, B12 vitamini yetersizliği yatabiliyor. Bu alanlar düzeltilmeden sadece takviye kullanmak eksik kalabilir.

Bazı doğal destekler üzerine de güncel çalışmalar bulunmaktadır. Örneğin Safran ile üzerine yapılmış araştırmalar mevcuttur. Dikkat eksikliği ilaçların etken maddesiyle karşılaştırmalı çalışmaları vardır, onlar kadar etkili olduğu görülmüştür.

Hangi durumlarda tercih edilebilir?

  • Beyin sisi, zihinsel yorgunluk
  • Unutkanlık hissi
  • Yoğun çalışma dönemleri
  • Sınav öncesi destek ihtiyacı
  • Stresli dönemlerde zihinsel performans düşüşü
  • Tahlilde saptanan eksikliklerin desteklenmesi

Ancak çocuklarda ve düzenli ilaç kullanan yetişkinlerde mutlaka Doktor veya Eczacı eşliğinde planlanması daha doğru olur. Çünkü her destek her bireye uygun olmayabilir.

Çocuklarda dikkat dağınıklığını fark eden aileler ne yapmalı?

Çocuklarında dikkat dağınıklığı fark eden ailelerin ilk yapması gereken şey paniğe kapılmak değil, durumu doğru gözlemlemektir. Her hareketli, sıkılan ya da ders çalışmak istemeyen çocukta dikkat bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Bazen uyku düzensizliği, ekran süresi fazlalığı, stres, okul baskısı, beslenme düzensizliği veya duygusal zorlanmalar da benzer belirtiler verebilir. Sonrasında bir Çocuk ve Ergen Psikiyatristi veya çocuk gelişimi konusunda uzman profesyonelden değerlendirme almak faydalı olur. Erken fark edilen dikkat sorunlarında çözüm çok daha kolay olabilir.

Leave a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*