Sınav dönemi, yoğun tempo ve stres öğrencileri yıpratabiliyor. Bu dönemde moral ve motivasyonu yüksek tutmak için destek almak gerekiyor. Eğitim Koçu Demet Kaya ile bu süreçte yapılması gerekenleri konuştuk.
Günümüzde çocuklar ve gençler sınav kaygısını daha yoğun yaşıyor? “Ya kazanamazsam?” korkusuyla nasıl baş edilir?
Öncelikle Kaygının tanımını yapalım. Kaygı (anksiyete); geleceğe yönelik, belirsiz ve potansiyel bir tehdit beklentisiyle ortaya çıkan; zihinsel bir huzursuzluk, tasa ve bedensel bir gerginlik halidir. Korkudan farklı olarak nesnesi belirsizdir. Kişi tam olarak neyden çekindiğini somutlaştıramaz; sadece geleceğe dair bir yetersizlik, emniyetsizlik ve kontrolü kaybetme algısı yaşar.
Günümüzde Sınav Kaygısının Nedenleri ve Güvensizlik İlişkisi
Öncelikle bazı kavramların tanımını doğru yapmak gerekir. Kaygı, temelde bir güvensizlik hissinden beslenir. Günümüz gençlerinde ve çocuklarında bu güvensizliği ve dolayısıyla sınav kaygısını tetikleyen temel sebepler şunlardır:
- 1. Kendini Keşfetme Eksikliği: Kişi ne istediğini tam olarak bilmediğinde, nasıl çalışacağını da kestiremez. Bu belirsizlik kaygıyı artırır. Bu yüzden öncelikle “kendini keşfetme” aşaması gerçekleştirilmelidir.
- Eylemsizlik ve Program Başarısızlığı: Kişi kendini keşfedip ne istediğini netleştirse bile, hazırladığı programa uymakta zorlanabilir. Bir şeyi çok isteyip onun için harekete geçmemek, kişide içsel bir güvensizlik yaratır ve kaygıyı tetikler.
- Strateji ve Yaşam Düzeni Hataları: Kişi programa uysa dahi doğru ders çalışma tekniklerini ve doğru stratejiyi uygulamıyor olabilir. Buna ek olarak sağlıklı uyku, dengeli beslenme, spor gibi fiziksel ihtiyaçları ihmal etmek veya stres artırıcı ortamlardan uzak duramamak kaygı sebebidir.
- Kıyaslama ve Hedef Sapması: Genel anlamda en büyük kaygı sebeplerinden biri de kıyaslamadır. Öğrenci her şeyi doğru yapsa bile “Arkadaşım benden daha önde” düşüncesiyle başkalarıyla yarışa girer. Hedef tam oturmadığında yaşanan bu kıskançlık ve kıyaslama eylemi, harcanan onca emeği düşünsel olarak çöp edecek bir boyuta ulaşabilir.
- 5. Sınavı Hayatın Amacı Haline Getirmek: Gençlerin sınav kaygısını bu denli yoğun yaşamasının bir diğer temel nedeni, sınava hayatın tek amacıymış gibi yaklaşmalarıdır. Oysa bu sınav bir amaç değil, sadece bir araçtır. Sınavın bir araç olduğunu kabul eden birey; hobilerine de ailesine de vakit ayırır, zamanı daha kaliteli kullanır. Güvensizlik hissi “Bu harcadığım zamanın bana getirisi olacak mı?” sorusuyla büyür. Eyleme dökülmeyen her an, kişiye vicdan azabı olarak geri döner. Sınava bakış açımızı değiştirerek nitelikli, ahlaklı, vicdanlı ve sağlıklı bir birey olma felsefesini merkeze almalıyız.
- Ebeveyn Baskısı ve Beklentiler: Çocuklara kaygı yükleyen en önemli faktörlerden biri de ebeveynlerdir. Anne ve babaların “Sen çok iyisin, kapasiten çok yüksek, halledersin” şeklindeki aşırı beklenti içeren söylemleri, öğrenci üzerinde ters tepebilir. Belki de kapasitesinin veya tercihinin belirli bir kısmını kullanacak olan çocuk, bu baskı altında ezilir. Veli kıyaslamaları (Örn: “Arkadaşımın çocuğu tıp okuyor, benimki de okumalı”) öğrencinin kaygı düzeyini zirveye çıkarır.
“Ya Kazanamazsam?” Korkusuyla Nasıl Baş Edilir?
“Ya kazanamazsam?” korkusunu yenmenin yolu, yukarıda sayılan olumsuz döngüleri kırmak ve zihniyet dönüşümü gerçekleştirmektir.
Sınavın Tekrarı Olduğunu Unutmayın: Bu sınav hayatın sonu değildir. Sınav, doğru stratejilerle her yıl tekrarlanabilir ve yeniden denenebilir bir süreçtir.
Toplumsal Rollerin Çeşitliliğini Kabul Edin: Herkes avukat, hukukçu ya da doktor olmak zorunda değildir. Toplumun her meslek grubuna ihtiyacı vardır. Örneğin, esnafa da pazarlamacıya da çöp görevlisine de hayati derecede ihtiyacımız vardır. Bugün apartmanlarda sıkışmış yaşamlarımızda temizlik ve geri dönüşüm hizmetleri olmasa, sürdürülebilir bir yaşam sağlayamayız, üretemeyiz ve okuyamayız. Her meslek kendi içinde çok değerlidir.
Alternatif Planlar Oluşturun: “Ya kazanamazsam?” korkusuna saplanıp kalmak yerine A, B, C, D ve gerekirse Q planına kadar alternatif senaryolar hazırlanmalıdır. Hayat dinamiktir ve biz bu hayatı yaşıyoruz. Hayat bizi elemeden önce, biz kendi kendimizi pes ederek elememeliyiz.
Sizce başarılı öğrenci kimdir? Sınav odaklı sistem çocukların psikolojisini nasıl etkiliyor?
Öncelikle Başarı Nedir? Başarı, bireyin hedeflediği bir sonuca ulaşması ya da elindeki imkânları kullanarak bir işi istediği biçimde sonuçlandırmasıdır. Bu tanım bize şunu gösterir: Başarı, aslında hedef koymakla başlar. Hedefi olmayan insan, başarı gücünden de eksik kalır.
Hedef Belirlemenin Önemi
Başarılı bir öğrenci kimliği, net hedeflerle şekillenir. “Ankara Tıp istiyorum” diyebilen bir öğrenci, somut bir hedefe sahiptir. Bu hedefin gerektirdiği çalışma temposunu bilmek ve buna uygun çaba sarf etmek başarıya giden yolda kritik bir adımdır. Ancak hedef, kişinin kapasitesiyle uyumlu olmalıdır. Kapasitenin çok üzerinde bir hedef belirleyip düzenli çalışmayı ihmal etmek, hedefi yük haline getirir.
Unutulmamalıdır ki başarı yalnızca akademik değildir. Bir oto tamircisi, kuaför, garson ya da satıcı da kendi alanında başarılı olabilir. Önemli olan, kişinin kendi yolunu bulması ve bu yolda planlı bir şekilde ilerlemesidir.
Basit Bir Örnek
Aynı gün içinde iki farklı hedefe ulaşan iki kişiyi düşünelim:
- Birinci kişi sabah ekmek almayı hedefler.
- İkinci kişi ise bir yıl önce araba almayı hedeflemiştir.
Her iki kişi de hedefini gerçekleştirdiğinde başarılıdır. Süre farklıdır ama başarı algısı değişmez. Birinin başarısı anlık, diğerinin başarısı uzun vadeli fayda sağlar.
Sınav odaklı sistem çocukların psikolojisini nasıl etkiliyor?
Sınav odaklı sistem, çocukların psikolojisini derinden etkiler. Başarıların yarıştırılması, öğrencilerde kaygı ve stres yaratır. Kendini sürekli bir yarış içinde hisseden çocuk, bazen tökezler ve hedefe ulaşmakta zorlanır.
Bu noktada yapılması gereken, öğrencilere şu bakış açısını kazandırmaktır:
- Kendi yolunu belirle.
- Sadece kendinle yarış.
- Elindeki imkânları doğru kullan.
Sınav, hayatın amacı değil; sadece bir araçtır. Asıl amaç, daha kaliteli bir insan olabilmek ve daha iyi bir hayat yaşayabilmektir. Bu iyilik yalnızca maddi değil, aynı zamanda manevi bir derinlik taşır. Kişi, iç benliğini bularak yaşadığında gerçek başarıya ulaşır.
Başarılı insan, hedef belirleyen, bu hedef doğrultusunda plan ve programa uyan, sabır ve disiplinle ilerleyen insandır. Hayatın pusulası berrak bir zihin, naif bir kalp ve güçlü bir ruhla yol göstermelidir.
Telefon ve sosyal medya ders çalışma düzenini nasıl etkiliyor? Bu konuda neler tavsiyeniz edersiniz?
Telefon ve sosyal medya, öğrencinin odak sistemini bozarak kaygıyı artırır ve zihni gereksiz bilgiyle doldurur. Bu durum öğrenme verimini düşürür. Teknoloji tamamen reddedilmemeli, ancak amaç değil araç olarak kullanılmalıdır.
Sabahın ilk saatlerinde ve yatmadan önce teknolojiden uzak durmak, zihni berraklaştırır. Bu zaman dilimlerinde yapılan test çözme veya not çıkarma gibi somut çalışmalar, gün boyu odaklanmayı kolaylaştırır.
Başarılı bir çalışma düzeni için:
- Teknoloji kullanım süresini sınırla.
- Bilgiyi okuyarak, not çıkararak öğren.
- Sosyal medyadan uzaklaşıp soru çözümüne geç.
Sonuç olarak, bilinçli teknoloji kullanımı ve planlı çalışma, öğrencinin zihinsel berraklığını korur ve gerçek başarıya ulaştırır.
Motivasyonu sürekli yüksek tutmak mümkün olmuyor. Bunun için neler yapıyorsunuz?
Motivasyon, insanın hedefe ulaşmak için içsel ve dışsal güçle harekete geçmesidir. İçsel motivasyon, kişinin kendi isteğiyle öğrenmesi ve gelişmesiyle ilgilidir; dışsal motivasyon ise ödül, takdir veya başarı gibi dış etkenlerle desteklenir. Gerçek başarı, bu iki motivasyonun dengesiyle oluşur.
Motivasyonu sürekli yüksek tutmak kolay değildir; inişler ve çıkışlar doğaldır. Ancak hedefi net belirlemek, günlük ve haftalık planlara uymak, denemeleri analiz etmek ve disiplinli olmak motivasyonu korur.
Motivasyon bir araba gibidir: Araban varsa ama benzinin yoksa ilerleyemezsin; benzinin varsa ama araban yoksa yine yolda kalırsın. Hedefsizlik veya hareketsizlik, işte tam olarak bu duruma benzer.
Önce hedefini belirle, sonra içsel ve dışsal motivasyonunu birleştir — enerjini harekete dönüştür.
Anne babalar sınav döneminde çocuklarına nasıl yaklaşmalı? Ev ortamı da başarıyı etkiler mi?
Sınav dönemi, yalnızca öğrenciler için değil, ebeveynler için de bir sınav sürecidir. Bu dönemde anne babaların çocuklarına ne çok baskıcı ne de fazla rahat yaklaşmaları gerekir. Çünkü baskı, öğrencinin bulunduğu sahayı terk etmesine; aşırı rahatlık ise o sahaya geri dönememesine neden olabilir.
Öğrenci, baskı altında içsel motivasyonunu kaybedebilir; fazla rahatlıkta ise dışsal motivasyonu dengeleyemez. Bu nedenle ebeveynlerin tutumu denge üzerine kurulmalıdır.
Ebeveynlere Öneriler
Sınav sürecinde anne babaların en önemli görevi, çocuklarının yeme, içme, uyku ve stres seviyelerini kontrol etmelerine destek olmaktır. Ancak bu destek, baskı kurmak anlamına gelmez. Sürekli farklı kanallardan destek sağlamak — dershane, özel ders, eğitim koçu, test baskısı — öğrenciyi yıpratabilir. Çocuğun istemediği bir hedefe yönlendirilmesi, onun kendi hayatını yaşamasını engeller.
Ebeveynlerin yapması gereken, çocuğa nefes alan bir çalışma düzeni kurmaktır.
- Haftada altı gün çalışan bir öğrenciye bir gün dinlenme hakkı tanınmalıdır.
- Bu dinlenme gününde “anne saati”, “baba saati” veya “arkadaş saati” gibi özel zaman dilimleri oluşturulmalıdır.
Bu sayede çocuk, “Evet, hedefim için çalışıyorum ama hayattan da kopmadım.” diyebilir.
Ev Ortamının Etkisi
Ev ortamı, başarıyı doğrudan etkiler. Doğru strateji, doğru yöntem ve net hedeflerle çalışan bir öğrenci için destekleyici, sakin ve anlayışlı bir ev atmosferi başarıyı artırır.
Ev, öğrencinin yalnızca ders çalıştığı değil, aynı zamanda güvende hissettiği bir alan olmalıdır. Çünkü huzurlu bir zihin, öğrenmeye daha açıktır.
Sınava hazırlanan bir öğrenci, nasıl bir yol izlemeli?
Sınava hazırlık süreci, yalnızca bilgi değil strateji ve disiplin gerektirir. Bu noktada öğrencilerin kullanabileceği etkili bir yöntem, benim oluşturduğum ve 14 yıldır uyguladığım 6K Yöntemidir. Bu sistem, öğrencinin hem kendini tanımasını hem de hedefe doğru planlı ilerlemesini sağlar.
6K Yöntemi Nedir?
1.Kendini Keşfet: Öncelikle güçlü ve zayıf yönlerini tanı. Hangi derslerde daha başarılısın, hangi konularda desteğe ihtiyacın var?
2.Karar Ver: Hedefini netleştir. “Ben Ankara Tıp istiyorum” gibi somut bir hedef, motivasyonun temelidir.
3.Konu Seç: Hedefin doğrultusunda hangi konulara öncelik vereceğini belirle.
4.Koç’a Uy: Eğitim koçunun yönlendirmelerine kulak ver; planlı ilerle.
5.Kritik Yap: Deneme sınavlarını analiz et, hatalarını fark et ve düzelt.
6.Kampa Gir: Son dönemde yoğun çalışma sürecine girerek bilgiyi pekiştir.
Bu altı basamak, öğrencinin disiplin kazanmasını, net artışı sağlamasını ve doğru stratejiyle ilerlemesini mümkün kılar.
Destek Süreci
Hedef belirleme ve kendini keşfetme sürecinde öğrenciler bazen yönlendirmeye ihtiyaç duyar. Bu nedenle ben, dergiden bana ulaşan 10 öğrenciye ücretsiz demo seansı sunuyorum. Bu seansta:
- Keşif testi,
- Kariyer testi,
- Mesleki tanıtım,
- Kişiye özel çalışma programı,
hazırlanarak öğrencinin kendine en uygun yolu bulmasına yardımcı oluyorum.
Çocuklara çalışma alışkanlığı kazandırmanın en sağlıklı yolu nedir?
Çocukların ders çalışma alışkanlığı kazanması, bir anda değil adım adım gerçekleşir. En sağlıklı yöntem, minimal seviyede başlamak ve düzenli olarak ilerlemektir.
Örneğin, ilk hafta “P vitamini + 1 konu” sistemiyle başlanabilir.
– P vitamini, yani paragraf + problem çözmek, zihni hem sözel hem sayısal olarak aktif tutar.
İkinci hafta bu düzene biraz daha ekleme yapılır, üçüncü hafta ise üzerine bir kat daha konur. Böylece gün gün, hafta hafta ilerleme gözlemlenir.
Ancak kapasitenin üzerinde bir programla başlamak, isteksizlik, kararsızlık ve pes etme gibi sorunlara yol açar. Bu yüzden:
- Net hedefler belirlenmeli,
- Plan ve programa sadık kalınmalı,
- Küçük adımlarla başlanıp kapasiteye uygun şekilde artırılmalıdır.
Her hafta yapılan çalışmanın sonunda bir deneme sınavı eklemek, öğrencinin gelişimini somutlaştırır. Bu veriler, bir sonraki hafta için motivasyon kaynağı olur.
Sonuç:
Ders çalışma alışkanlığı, küçük adımların büyük bir disipline dönüşmesiyle oluşur. Minimal başla, düzenli ilerle, her hafta kendini ölç böylece bir yılın sonunda sağlam bir çalışma rutini kazanırsın.








