Çocuk Eğitimi

Kızımla maceralar

Üzülen oyuncaklar

Prensesim Ayşe Begüm Abut, 3,5 yaşında. Ankara mevlidine gitmemizden bir gün önce bebeklerini ve oyuncaklarını sıraya dizmiş, kendince onları mevlide gelmeleri için ikna etmeye çalışıyordu:

“Çilek, Melek, Dilek. Bakın sizin de bizimle birlikte mevlide gelmenizi istiyorum. Gelirseniz çok sevinirim. Ama gelmezseniz ben de sizi yarın mevlide götürmem.”

Uzun ikna konuşmasından sonra bütün oyuncakları gelmek istedi. Ama ona bunun mümkün olmadığını, ama kendi seçeceği bir oyuncağını getirebileceğini söyledim. Oyuncaklarıyla yaptığı uzun bir istişare sonrası zıp zıp ineğini getirmeye karar verdi.

“Annecim ineğim bizimle gelmek istiyormuş.”

“Olmaz kızım ineğin çok büyük onu götüremeyiz. İstersen küçük bir oyuncağını seçebilirsin.”

“Anneeee onlar benim kızlarım. Onların bir adı var. Çilek, Melek, Dilek’e oyuncak deme sonra üzülebilirler.”

Gizli plân

Ayşe Begüm: “Anne ben ve arkadaşım çok gizli bir plân yaptık (hayalî senaryo)

Anne: “Öyle mi çok merak ettim neymiş bu gizli plân?”

Ayşe Begüm: “Bilmiyorum kendimize de söylemedik çok gizliydi.”

Sağlıklı yemek

“Anneee ben haberlerde duydum uzun makarna ve köfte yemek çok sağlıkmış!”

(Bu da annenin silâhıyla silâhlanmak olmalı!)

Havaalanı

Ayşe Begüm: “Anneeee! Bugün havaalanına gidebilir miyiz?”

Anne: “Havaalanı mı? Neden havaalanına gitmek istiyorsun Ayşe Begüm?”

Ayşe Begüm: E çünkü hava almak için…

(Çocuk haklı, hava almak için gidilebilecek havaalanından daha havalı bir yer olabilir mi?)

Bebeklerin annesi;

Ayşecik o gün bebekleriyle aralarında geçen konuşmaları uzun uzun anlattı. Ben de dayanamadım:

“Ayşe Begüm bebeklerin sana çok şey anlatıyor, ama neden ben onların konuştuklarını hiç duyamıyorum?”

“Annecim onlar benim kızlarım ya, her şeylerini bana anlatıyorlar, senden çekiniyorlar o yüzden duymuyorsun…”

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*