Kapak

“Çocuklar kalp gözüyle görür”

 

Çocuk ve Oyun Terapisti ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı ile oyun terapisi ve değerler eğitimi üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifli okumalar…

Çocuk gelişim uzmanı ve oyun terapistisiniz. Hep merak etmişimdir oyun terapisi nedir?

Çocukların belirli sıkıntıları, bizim gibi ruhsal dönemleri olur. Anne karnından başlayan bazı sıkıntıları vardır ya da hayatın içersinde çocukluk döneminde bazı travmalar geçirebilirler. Korkular atlatabilirler. Bunlara güçlükler adını veriyoruz. Boşanmalar, yas, dikkat eksikliği, ani taşınma, ani bir kayıp, okul fobileri, gece korkuları, bebeklik çağından gelen bazı sıkıntılar, anne babadan kaynaklanan ya da genetik nedenlerden kaynaklanan bazı sıkıntılar olabilir. Bu sıkıntıları oyunu araç olarak kullanarak, oyunla beraber birçok şeyi kullanarak, çocukların dünyalarındaki o sıkıntının azalmasını ve yok olmasını sağlayan bir metot.

Oyunla beraber hangi materyalleri ve metotları tercih ediyorsunuz?

Kuklalar, oyuncakların dışında, kum, minyatürler, kutu oyuncakları, metaforlar, hikayeler gibi birçok şeyi kullanarak, bir sistem içerisinde yer vererek çocuklar üzerinde uygulamaya çalışma olarak düşünebiliriz. Çünkü çocuklar oyun oynarlarken kendilerini bulabilirler. Oyun hayatın bir provası gibi ve oyun esnasında bilinçli olmazlar. Kendilerini o dünyanın içerisine koyarlar o dünyanın içerisindeyken de kendilerini belli bir kontrol dışarısında bıraktıkları için terapi çok daha kolay olur. Zaten çocuğun dünyasında olan bir şey bu. Çocuğun dünyasında olanı kullanarak, çocukların iyileşmesini sağlayabiliyoruz. Burada ailelerle de çalışıyoruz. Sadece çocukla terapi boyunca çalışmak değil çocukla beraber aileyi de içerisine alarak hep beraber bir sistem uyguluyoruz. Bu sistemi uygulama esnasında sarf ettiğimiz yolları aile ile beraber kat ediyoruz. Bu sıkıntılar azaldığında ve yok olduğunda aynı şeyler tekrar yaşanmaması için ailelere de destek veriyoruz. Bazı yetiler öğreniyorlar. Bir nevi onlar, biz aradan çekildikten sonra, çocuklarının terapistleri olarak yola devam ediyorlar.

Ciddi bir iş olmalı oyun oynarken çocuğu bulabilmek, çocuğu dinlemek.

Oyun odasında ya da terapi odasında baş başa kaldığımız çocuklar, orada şunu hissediyorlar “Serap beni görüyor, Serap beni hissediyor, Serap beni duyuyor. Kırk beş elli dakika boyunca beni devamlı duyan, hisseden, gören, anlayan ve işiten biri var.” Bunu bildiği için iletişimin en önemli basamağı olan güven meselesini ele almış oluyoruz. O güveni yeniden oluşturuyoruz. Belki güvenle ilgili bazı sıkıntıları var. Belki kafasında insanlara karşı olumsuz şablonlar var, onları tekrar düzenleyip, resetliyoruz. Bir nevi şöyle düşünebilirsiniz, terapi aslında medikal olmayan, cerrahi müdahale olmayan bir ameliyat.

Kalpteki ruhtaki yaraları iyileştiriyorsunuz diyebiliriz o zaman.

Başta çocuğun farkındalığı artıyor. Çocuk, ruhu ile tanışıyor. Sıkıntısı ile tanışıyor. Yetişkinlerden biraz daha farklı bir durum bu. Yetişkinler sıkıntılarını bilirler. Neden gece uyuyamadıklarını, tırnak yediklerini, saçlarının döküldüğünü, neden gün içinde karnına aniden bir sancı girdiğini bilirler. Çocuklar bunu ifade edemezler. Uyandığında altını neden ıslattığının sebebini bulamaz. Bununla yüzleşmek çocuk için de zor. Aslında bizim yaptığımız, neşteri eline verip, hazır olduğunda kendi ameliyatını yapacaksın, bu güç sende var sen kendi kendini iyileştirebilirsin demek. Bunu öğretmek.

Günümüzde çocuklar da hırçın. Çocuklar nasıl bu hale geliyor ya da nasıl hale getiriyoruz? Bu noktada bir uzman olarak tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Bir bedenimiz ruhumuz ve aklımız var. Bu üçlemeye dikkat edelim. Bedenimizle nasıl ilgileniyoruz? Aklımızla nasıl ilgileniyoruz? Ruhumuza nasıl ilgileniyoruz? Mesela bedenimizle nasıl ilgileniyoruz? Çocuklar yıkanmadığı zaman aklımızı bir panik alır. Çocuğumuz yemeğini yemediği zaman içimizi bir dert alıverir. Aynen bunun gibi ruhu yıkanmadığı, aç kaldığı zaman da dert etmeliyiz. Bedenini ve fiziksel ihtiyaçlarını önemsediğimiz gibi aklın ve ruhun da doyurulmasını önemsemeliyiz. Ruh doyurulmadığı zaman muhakkak yerine başka bir şey bulmaya çalışır. Siz anne baba olarak ya da eğitimci olarak ruhu doyuramazsanız kendini doyurmak için başka arayışlara yönelir. “Şu kadar test çözeceksin” diyerek aklını doyurmaya, zihnini açmaya çalışırsınız. Ama ruhun da açılmaya, gelişmeye ve potansiyel olarak ilerlemeye ihtiyacı vardır. Mertebe alması gerekir. Bunun için de bu basamakları çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

Peki çocuğun ruh gelişimi için neler yapmalı, nasıl bir altyapı kurmalıyız?

Siz altyapıyı erken yıllarda sunduğunuz zaman, ileriki yıllarda bunun problemleriyle uğraşmak zorunda kalmazsınız. Çünkü bir altyapı var. Evin temeli sağlıklı olduğu müddetçe deprem de görse ayakta kalacaktır. Küçük bir tamirle sıkıntıları giderilecektir. Temeli olan bir binayı yerinden oynatmak çok zordur. Bakınız Mimar Sinan Mısır’a gidip piramitleri gördüğünde şöyle diyor “ Öyle bir bina yapacağım ki kıyamete kadar böyle ayakta dursun.” ve dua ediyor Rabbine “Bana öyle binalar yapmayı nasip eyle ki Rabbim şuradaki piramitler gibi olsun.” daha sonra Kanuni Sultan Süleyman ondan Süleymaniye Camii’ni yapmasını istiyor ve yedi yıl müddet veriyor. Temel atılmış ama üzerinden bir yıl geçiyor yok, iki yıl geçiyor yok, üç, dört derken Kanuni sinirleniyor ve altıncı yılda Mimar Sinan’ın başını vurdurmak istiyor, O da diyor ki “Camii yapacağım, ama yalnızca temelinin yerleşmesi ve herhangi bir şeyde çökmemesi için temeli sağlam tutmaya çalıştım.” Sonraki bir yıl içerisinde camii yapıyor. Böylelikle altı yıl temel bir yıl caminin teferruatı sürüyor. Yani en basit, en görünmeyen, en dikkate alınmayan, görsel olmayan yeri yapması altı yıl sürüyor. Çocuk yetiştirmek, onun ruhunu yetiştirmek değerleri vermek de böyle bir şey. İlk başta göremezsiniz. Alt yapıyı kurmak uzun uğraşlar ister. Ve bazen aileler der ki bu ne kadar uzun bir iş, bunun meyvelerini ne zaman göreceğim? Uzun yıllar sonra karşısına geçip eserinize bakarsınız ve Rabbimin de yardımıyla neticesini görürsünüz. Allahü teâlâ bunu istiyor zaten önce gayret et bakalım. Sen gayret edince Allah da zaten sana destek veriyor. Dualarına karşılık veriyor. Ne yalnızca sözlü olarak ne de yalnızca fiziksel olarak gayret etmek yeterli olmaz. Hepsi beraber olmalı. Ağzınız duada olmalı. Devamlı ağzınızdan iyi sözler çıkmalı, gözlerimiz güzel bakmalı. Çocuklara güzel şeylere bakmayı öğretmeli. Kötü şeyler onları rahatsız etmeli, kötü bir ortama girdiğinde içi, ruhu sıkılmalı. Kötü bir şey yaptığında veya yapmayı düşündüğünde bile ruhu bunalmalı. Altyapı işte bu. O çocuğa kötü bir ortama girmemesini, kötü bir şey yapmamasını, kötülüklerden haz etmemesini sağlayan şey. Verdiğiniz altyapı ne kadar sağlam olursa çocuk nerede duracağını bilir. Ruh bir kere içinde bunu beslenmediği için büyütmediği için bunu reddeder. Şöyle bir Kızılderili öyküsü geldi aklıma. Kızılderili kafilesinin başında bir bilge. Savaşa gidecekler. Hızlıca yetişmeleri lazım atları sağlıklı, kendileri sağlıklı, tam varmak üzerelerken başlarındaki bilge Kızılderili “Şimdi bu ağacın altında duruyoruz, dinleniyoruz” der. Bazı Kızılderililer itiraz ediyor “Atlarımız tok ve güçlü yorgun değiller, biz de yorgun değiliz aç da değiliz neden burada duruyoruz?” diyorlar. Biraz kafaları karışıyor ama itaat etmeleri de gerekiyor karşı çıkamıyorlar. Sabah kalktıklarında içi içlerini yiyor ve sormak zorunda kalıyorlar. “Bunun sebebi nedir?” diye. Bilge cevap veriyor “ O kadar hızlı gittik ki ruhumuz geride kaldı. Bu gece burada kalmamızın nedeni bedenlerimizi ruhlarımıza tekrar gelmesi içindi.” Bu da bir metafor. Yani siz ve bedeninizle yaptığınız işler güçler dünya ile dünyanın işleriyle ne kadar meşgul olursanız ruhunuz size yabancılaşmaya başlar. Zaten ruhunuz burada bir gurbette, esas maksadını, yerini arıyor. Gurbette olduğunu biliyor. Gün içerisinde yetişkinlerin sıkça söylediği yalnızlık hissi, sanki buraya ait değilmiş hissi batıda psikolojik hastalık olarak tanımlanan şeyler. İslâmi psikolojide ise bu ruhun kabz dönemi anlamına geliyor. Ruhun kendini bulma hali arayış hali anlamına geliyor. Aslında o sıkıntılar sana bir şeyler söylüyor, bir şey anlatıyor. Bir sinyal veriyor. İşte anne babalar olarak bunlara dikkat etmeliyiz Çocuklarımıza şunu vaat ediyoruz. “Ben seni mutlu edeceğim. Ben seni mutlu etmek için varım. Bunun için de elimden her geleni yapacağım” diyen anne babalar var. Hayır bu doğru değil. Burası cennet değil 7 /24 sıkıntısız ve mutluluk hali yok. Burası dünya o yüzden de dünyada sonsuz burada kalacakmış gibi sarıp sarmalayamazsınız.

Ruhumuz da detoks istiyor

Kanınızdaki, bağırsaklarınızdaki, karaciğerinizdeki tıkanıklıklar nasıl temizleniyorsa, ruhumuzda ara sıra detoks istiyor. Belki bir inziva olabilir, belki kendinizle muhasebe olabilir. Belki kendinizden daha üst, bilgili bir insanın yanında bir saat sessiz oturmak bile olabilir. O huzuru bulabilmek, idraki sağlayabilmek içinde bulunduğunuz ortamın atmosferi, rengi, kokusu bile o kadar önemlidir ki bunu iyi insanların yattığı bir mezarlıkta bile yapabilirsiniz. O yüzden de çocuklarınıza korkutucu olan bir mezarlığın bile ruhunuzu nasıl sakinleştirdiğini, dinlendirdiğini buradakilerin nasıl himmet verdiğini, duaların ne kadar sizi sarıp sarmaladığını hissettirmek de gerekir. Çalgılı patırtılı yerler ruhu yorar. Bunlar konusunda idrakimiz artarsa yetişkin olarak çocuğunuzla da idrak ettiğiniz şey doğrultusunda ya da seviye doğrultusunda alışveriş sağlarsınız. Çocuklara uzun uzun paragraflar, nasihatler gereksiz uzun cümleler asla kurmayın. Çünkü çocuklar anlattığınız şeylerden ziyade kalp gözüyle görürler. Sizin sevip sevmediğinizi “seni seviyorum” cümlesi ile hissetmezler. Kalbinizden, ruhunuzdan çıkan enerji ile hissederler. Gerçekten bu cümleyi doğru söyleyip söylemediğinizi çok iyi fark ederler. Hatta adını koyamazlar ama çok iyi fark ederler. Çünkü ilk geldiğinde cennetten geldi. Ruhu tertemiz geldi. İnsan büyüdükçe, ergenlik ve sonrasında ne kadar dünyaya karışırsa, yıllar içersinde kavrulur, o yüzden bazı melekeler kapanır. Bazı yerler tıkanır. Gözler eskisi gibi görmez olur. Kulak eskisi gibi duymaz olabilir. O yüzden de çocukların ilk hali çocukluk halleri ruhun en temiz, riyasız halidir. Küçük bir çocuk riyayı bilmez ama yetişkin bilir. Çocuk kalp gözüyle bakarken yetişkin kalp gözüyle değil normal bildiğimiz gözle bakmaya başlar. Çocuklar tıpkı bir mobese kamerası gibi 7 /24 her şeyinizi çekiyorlar ve kayıt altına alıyorlar.

Gerçekten çok önemli noktalar ifade ettiğiniz Serap Hanım. Aslında çocuğu iyi bir insan yapmak, önce kendimizi iyi bir insan yapmak anlamına geliyor.

Evet işe kendimizden başlamamız gerekiyor. Belli bir yaştan sonra bu çok zor gelebilir. Zaten siz küçücük bir adım attığınızda gerisini Rabbim tamamlıyor. Bu çocuğunuza eşinize çevrenize nüfuz etmeye başlıyor yani sizin değişimlerinizi onlar da görecekler ve onlar da faydalanacaklar ve kendileri de o aura içerisine yerleşecekler. Şöyle düşünelim. Siz ara sıra bir on dakika yatmadan önce kendinize ayırın ve şunları söyleyin “Benim Rabbimle olan ilişkim nasıl? Kendimle olan ilişkim nasıl? İnsanlarla olan ilişkim nasıl? Ailemle olan ilişkim nasıl? Yaratılmış, var olmuş her şeyle olan ilişkim nasıl? Eğer Rabbim ile olan ilişkim eskisi gibi iyi değil diyorsanız ya da insanlarla olan ilişkimde sıkıntılar var diyorsanız, alt kategorilerde de sıkıntılar var demektir. Kalbinizde bozulma varsa diğerlerine de yansıyor.

Çok hoş bir sohbetti son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

Çocukların da Rabbi ile olan ilişkisi çok güzel. Zaten diyor ki bir çocuğa namaz farz değildir. Ama bir çocuk namaza durduğu zaman aradaki bütün perdeler kalkar. Rabbi ile birebirdir diyor. Fakat yetişkinler için bir yığın şey var. Ama bir çocuk namaza durduğunda, oyun oynamak için bile olsa, duaları bilmiyor da olsa, annesini babasını taklit de etse bile arada hiçbir perde yoktur. Doğrudan o sırada Allahu Teâlâ ile beraberdir. O yüzden evdeki çocukların da bu nimetini bilmemiz lazım. Aslında onların rutin değerleri var. Değerler konusunda yeni bir şey vermek değil de bozmamak, onu korumaya almamız gerekiyor. Evde, ailenizin yakınlarında bir çocuk, bir bebek varsa onunla vakit geçirin. Öğreneceğiniz, unuttuğumuz kenara attığımız hatırlayamadığınız birçok şey var. Onları tekrar hatırlayıncaya kadar, onlarla biraz zaman geçirin. Çünkü çocuklar fabrika ayarlarında, siz de onlara bakarak fabrika ayarlarına geri dönmeye çalışabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*