Fıkıh Günlüğü

Nimet yumakları: Kurbanlıklar

Soru: “Kurban olarak neden koyun, keçi, sığır ve deve tercih ediliyor? Diğer hayvanlar neden kurban edilmiyor? Bu çerçevede Zümer Sûresinin 6. âyetini açıklar mısınız?”

Koyun, keçi, sığır ve deve isimleriyle bilinen er­kekli-dişili “sekiz eş” hayvanı, kurban edilebilecek hayvanlar olarak tercih ve tayin etme işinde tek yetkili şüphesiz Kur’ân’dır. İslâmiyet öncesi câhiliye Arapları bazı hay­vanları bazı şartlarla haram sayarlar, yemezlerdi. Meselâ beş defa doğuran ve beşinci yavrusu da dişi olan deveye “bahîra” derler ve yemezlerdi. Bu hayvanların kulaklarını çenterler; etini yemez­ler, sütünü sağmazlardı ve bu hayvanları putlara bırakırlardı. Sâibe dedikleri yine bir kısım develeri putlar namına serbest bırakırlar; sütünü içmezler ve sütünü sadece misafirlere ikrâm ederlerdi. Biri erkek, diğeri dişi olmak üzere ikiz doğuran koyun veya deveye vasîle derler ve erkek yavruyu puta kurban ederlerdi. On nesli dölleyen erkek deveye hâm derler; etini yemezler, serbest bırakırlardı.

Kur’ân bu bâtıl anlayışları kökünden reddeder: “Allah bahîra, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey meşrû kılmamıştır. Fakat kâfirler, yalan yere Al­lah’a iftira etmektedirler ve onların çoğunun da kafaları çalışmaz.”1

Kur’ân aynı anlayışı şu âyetlerde de reddeder­ken “en’âm” dediği her yanı birer nimet yumağın­dan ibaret olan kurbanlık hayvanların hangileri olduğunu da isim isim açıklar: “En’âmdan yük ta­şıyanı ve tüyünden döşek yapılanları yaratan O’dur. Allah’ın size verdiği rızıktan yeyin, şeytanın ardı­na düşmeyin; şüphesiz o sizin için apaçık bir düş­mandır. (Onlar) sekiz eştir: Koyundan iki, keçiden iki… De ki: O, bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram etti? Eğer doğru iseniz bana ilimle söy­leyin. Deveden de iki, sığırdan da iki (yarattı.) De ki: O bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah’ın size böyle vasiyet ettiğine şa­hit mi oldunuz?”2

Görüldüğü gibi bu âyetlerde Kur’ân koyunu, keçiyi, sığırı ve deveyi “sekiz eş nimet hayvanı” sı­fatıyla isim isim zikreder ve bunların bazısını bazı şartlarda haram sayan bâtıl inançları kınar, kökün­den söküp atar.

Kur’ân, sizin bahsettiğiniz âyette de bu “sekiz eş” hayvanın Allah’ın rahmet hazînesinden insan­lar için “indirildiğini” kaydeder. Âyet şöyledir: “Al­lah sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yarattı, sonra ondan da eşini yarattı. Sizin için hayvanlardan se­kiz eş indirdi.”3

Bu âyette “sekiz eş yarattı” ifâdesi yerine, “se­kiz eş indirdi” ifâdesinin tercih edilmesi üzerinde yoğunlaşan Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, sekiz tür mübârek hayvanın biz insanlık için sırf rahmet hazînesinden, yani Cennetten sırf nimet olarak indirildiğini ve gönderildiğini kaydeder. Öyle ki, o mübârek hayvanlar bütün cihetleriyle bütün in­sanlığa nimettir. Kılından ve yününden evler, ev malzemeleri, çadırlar ve elbîseler; etinden güzel ve lezîz yemekler; sütünden, yağından, yoğurdundan benzersiz derecede faydalı ve sıhhî gıdâ ürünleri; derilerinden giysiler, kürkler, ayakkabılara ve hattâ gübrelerinden ziraat bitkilerinin rızkı, yiyeceği ve kullanacağı mineraller ve insanların gerek tezek olarak, gerekse bio-enerji olarak yakıtı elde edil­mektedir ki, bu yönleriyle bu mübârek hayvanlar insanlık için cisimleşmiş birer nimet külçesi ve rah­met yumağıdır.

Üstad Bedîüzzaman’a göre, onun içindir ki, yağmura “rahmet” dendiği gibi, bu hayvanlara da “en’âm” denmiştir. Yani nasıl ki rahmet cisim­leşmiş yağmur olmuş; nimet de cisimleşmiş keçi, koyun, öküz ile manda ve deve şekillerini almışlar. Gerçi bu hayvanların maddeleri ve cismânî vücutla­rı dünyada yaratılıyor. Fakat nimet sıfatı ve rahmet mânâsı bu hayvanlarda, maddî vücutlarının tama­men üstüne çıktığından; “enzele” (İndirdi) tâbiriyle anlaşılıyor ki, Hâlık-ı Rahîm bu mübârek hayvanları doğrudan doğruya rahmet hazînesinin birer hedi­yesi olarak, yüksek rahmet mertebesinden ve mâ­nevî ve ulvî Cennetinden yer yüzüne indirmiştir.

Üstad Bedîüzzaman Said Nursî bunu şöyle örneklendirir: Nasıl ki bazen çok kıymetsiz bir maddeye çok kıymetli bir san’at nakşedilebi­lir. Bu durumda o şeyin maddesi nazara alınmaz ve ona san’at noktasında kıymet verilir. Bazen de bunun tersi olabilir. Aynen bunun gibi bazen cis­mânî bir maddede o kadar nimet ve rahmet mânâ­sı bulunur ki, yüz defa maddesinden ziyâde ehem­miyetli oluyor. Âdetâ cismânî maddesi gizlenir; hüküm nimet cihetine bakar.4

Diğer yandan; sivrisinekten yılana, akrepten kurta ve arslana kadar insanlara zarar veren ve korku salan bir yığın hayvana karşı; koca manda, koca öküz ve koca deve gibi mahlûkât insana son derece itaatkâr, insana boyun eğmiş, insanın em­rinden çıkmıyor. Hattâ zayıf çocuğa kocaman bir devenin yuları verilirse, koca devenin küçük çocuğa itaat ettiği görülüyor.

İşte Kur’ân, “Allah sizin için sekiz eş en’âm (ni­met hayvanları) indirdi” Âyetiyle mânen bildiriyor ki: Bu mübârek hayvanlar dünya hayvanları değil ki vahşet versin, korku salsın, zararı dokunsun! Bu hayvanlar bir mânevî cennetin hayvanlarıdır­lar. Onun için her yönüyle faydalı ve zararsızdır­lar. Çünkü bunların nimet ciheti yukarıdan, yani rahmet hazînesinden indiriliyor. Nitekim bu hay­vanların yaşamaları rızık ile mümkündür. Rızıkları ottur. Otların rızıkları yağmurdur. Yağmur ki hayat kaynağıdır, rahmettir ve rahmet cihetiyle elbette semâdan gönderilmektedir. Kur’ân’ın “Rızkınız semâdadır”5 âyeti de buna işâret ediyor.6

Öyle ise denilebilir ki, zâten cennetten indirilen bu hayvanlar Allah için kurban edilmekle aslında ölmüş olmamakta, yok olmamakta, hayattan git­memekte; bilakis, bir nevî şehâdet rütbesi kazana­rak yine cennete gitmektedirler.

Dipnotlar:

1. Mâide Sûresi: 103

2. En’âm Sûresi: 142, 143, 144

3. Zümer Sûresi: 6

4. Lem’alar, s. 368

5. Zâriyât Sûresi: 22

6. Lem’alar, s. 368, 369

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*