Fikir Bahçesi

Dindar kadınların evlilik tercihleri-2

Dindarlık ve güzel ahlâk sahibi olması

Peygamberimiz (asm) tarafından tavsiye edilen o ki dindar bir kadının evleneceği erkekte aradığı ilk özellik, diyanet ve güzel ahlâk olmalı. Bununla birlikte, yapılan bazı araştırmalar evlilikte mutluluğun önemli bir sebebinin inanç ve ideal birliği olduğunu gösteriyor. Evlilik ve ilişki danışmanlarının tavsiye ve yönlendirmeleri, bu sahada çalışan insanların değerlendirmeleri de bunu doğrular nitelikte. Bu tavsiyelere rağmen, belki de kalpten geçen ilk kriter dindarlık olacakken söylemde ve dahası pratikte dindar kadınlar için farklı durumların ortaya çıktığını söylemeliyim. Bu nedenle bu başlığı, hem dindar bir kadın olarak evlenmeden önceki şahsımda, hem yakın ve uzak çevremde gözlemlediğim bazı duygu ve davranışlardan yola çıkarak önemli bulduğum iki yönden tartışmak niyetindeyim.

Dindar olsun ama nasıl?

Öncelikle dindar bir kadın evlenmek istediğinde ilk vurguladığı kriterin ‘güzel ahlâk’ veya ‘Allah korkusu’ olduğu, bunun ‘dindarlık’ sıfatının önüne geçtiği ya da ‘dindarlık’ zikredilse bile peşinden bir ‘ama…’ gelerek şerh edildiği çoğumuzun gözlemlediği bir durumdur. “Ne fark eder? Dindarlık zaten Allah korkusunu ve güzel ahlâkı içinde barındıran bir sıfat değil mi?” diyerek itiraz ettiğini tahmin ettiğim bazı okurlar için küçük bir izahta bulunayım. Hakikatte öyle olmalı. Fakat üzülerek ifade ediyorum ki, dindarlık artık göreceli bir kavram olarak kabul ediliyor. Hem de din, tâbilerine yasakladığı ve mübah kıldığı davranışları apaçık ortaya koyan bir olgu olmasına rağmen. Başka dinlerin hâkim olduğu toplumlarda durum nedir, bilmiyorum. Ama İslâm memleketlerinde dinin emrettiği ve İslâm Peygamberinin taşıdığı ahlâka sahip yani bize öğretilen dindar kişilik ile toplumda karşılaştığımız dindar kişiler arasında çok büyük farklılıklar olabiliyor. İslâm toplumunda meydana gelen bu yozlaşmada elbette kadın-erkek herkesin sorumluluğu var. Ancak konumuz itibariyle bunun kadınların evlilik tercihlerine olan yansımasını düşündüğümüzde, artık dindar kadınlar evleneceği erkeğin dindar olmasını birinci derecede önemsemeyecek bir durumdalar. Çünkü bir erkeğin sadece farzları yerine getirmesi, daha da daraltayım beş vakit namazını kılıyor olması -çünkü toplumumuzun maalesef dindarlıktan anladığı artık sadece bu- onun güzel ahlâkına ve kalbinde Allah korkusu taşıdığına yeterli bir delil teşkil etmiyor.

Özetle; bir erkeğin haramdan çekinmesi, kadına saygılı olması ve değer vermesi, kadına eziyet (fiziksel, duygusal, ekonomik, cinsel) etmemesi, kadını koruyup hukukunu gözetmesi, eşi ve çocuklarına karşı ilgili ve sevecen olması, ailesinin ihtiyaçlarını karşılaması, aile bireylerini yüceltmesi-kabiliyetlerini desteklemesi-helâl dairedeki isteklerine cevap vermesi, ailesini hayra yönlendirmesi olarak sayabileceğimiz özelliklerden yoksunluğunun, bugün birçok dindar insanın evliliğinin bozulmasında temel sebep olduğunu göz önüne alırsak genç kızların bu konudaki endişelerini anlayabiliriz sanıyorum. Bütün bu özellikler aslında dindar denilen bir erkekte yer almıyorsa, mesela Peygamberinin (asm) “Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.” öğretisine rağmen bir erkek karısına eziyet edebiliyorsa, o erkek hakikatte dindarlık vasfına ne kadar layıktır? İşte bu sebeplerden dolayı günümüzde dindar genç kadınlar, evlenecekleri erkek hakkında şöyle düşünüyorlar: “Ahlâkı güzel, temiz bir insan olsun, kalbinde Allah korkusu olsun, benim ibadetime ve dinî yaşayışıma, dinî hizmetime saygılı olduktan sonra kendisi kulluğunda zaafiyetler gösteriyorsa da mühim değil. Namazını kılıp bana eziyet edecek olmasından daha iyidir.”

Bu düşüncenin sıhhatini burada tartışmayacağım. Sadece genç kızlar arasında hakim olduğunu ifade etmek istedim. Endişe ve korkuların ortaya koyduğu bu önyargıyı kırmanın yolu uzun vadede iyi bir İslâmî eğitim ve terbiye ile yozlaşmanın önüne geçmek. Diğer yandan evlenmek isteyen gençlere yapılan rehberlikte, ahlâken ve diyaneten gerçekten denk olduğu düşünülen tarafları bir araya getirmek onları bu konuda rahatlatarak daha sağlıklı kararlar vermelerine yarayacaktır.

Devamı gelecek…

 

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*