Sağlık

OKUL DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLARIN BESLENMESİ

Beslenme davranışı çocuk gelişiminin en basit yönüdür. Beslenme çocuğun ana-babasıyla ilişkilerini yöneten çeşitli güçlerin harekete başladıkları noktadır. Çok yeme ve az yeme olayları bazen bir bunalım belirtisi olabilir. Çocuğun beslenme güçlükleri öfkesinin, intikam duygusunun veya korkunun ifadesi olabilir. Çocuğun beslenme sorunları kendisini kabul ettirme veya dikkatleri üzerine çekme ihtiyaçlarına hizmet eden araçlar da olabilir…

Genellikle çocuklar ateşli hastalıklar geçirirken (grip, kızamık, kabakulak, boğaz enfeksiyonları gibi) yemek yeme isteklerini yitirirler, iştahsız olurlar. Bu durum doğaldır. Hasta çocuğu üstüne gidilmemelidir. Bazen de çocuklar kendileri için, heyecan yaratan durumlarda (Okula Yeni Başlama, Bir Yere Gitme, Birilerinin Eve Gelmesi vb.) yemek yiyemezler. Bu da gelip geçici bir durumdur. Burada da çocuğu zorlamamakta fayda var. Çünkü sorun yaratan dışsal etken ortadan kalktığında, çocuğun bu davranışı da ortadan kalkar.

Çocuklar genellikle “Sevgi, “İlgi”, “Şefkat”, “İletişim” yoklukları ya da yetersizlikleri yüzünden davranış bozukluklarına yönelirler. Yokluk ya da yetersizlik, çocuğu ne şekilde etkiliyorsa, çocuğun davranışlarında da o yönde bir bozulma-sapma söz konusu olur. Eğer çocuk iştahsızlığını ya da aşırı yemesini engelleyemiyor ve önüne geçemiyorsa, burada bir problem varlığından söz edebiliriz.

Çocuklardaki beslenme bozukluğunu düzenlemenin ilk yolu ebeveynlerin bu duruma yol açan nedenleri bilmesi ve öğrenmesi yönünde çaba harcaması olmalı…

 

Ebeveyn hataları

– Anne babanın çocuğun üstüne aşırı düşmesi.
– Yemek yeme kurallarında katılık.
– Çocuğu yemek yeme konusunda tehdit etmek.
– Çocuğu kusma derecesine gelinceye kadar beslemek.
– Kendi kendine yiyebileceği yaşlarda bile, çocuğu annenin beslemesi
– Çocuğu sevmediği yiyecekler için zorlamak.
– Yemek yemediği ya da az yediği zamanlarda çocuğu duygusal ve fiziksel cezalandırmak
– Çocuğa sürekli olarak başka çocukları örnek göstermek ve kıyaslamak.

 

Bu davranış bozukluklarında da çocuğun doyurulmamış duygusal gereksinimlerinin tatminini görüyoruz. Anne-baba-çocuk arasında yeterli düzeyde sevgi yoğunluğu yoksa, çocuğun duygusal sorunlarına anne-baba cevap veremiyorsa, anne-baba çocuklarına karşı ilgisizse, eşlerden biri aşırı katı, diğeri ise aşırı hoşgörülü ise, çocuk yemek yeme davranışını abartabiliyor.

Anne-babalar bu davranış bozukluğunda da her şeyden önce çocuklarıyla iletişim kurma yoluna giderek, gerçek sorunları öğrenmeli ve ona göre hareket etmelidirler. Toplumumuzda aşırı yemek yiyen çocuklar, çoğunlukla hoşa gider. Aşırı yemek yemenin, fiziksel olarak güçlü çocuklar yaratacağına inanılır. Hatta çocuk aşırı yeme ölçüsünden biraz az yerse, anneler üzülür ve çocuklarının hasta olmalarından kaygılanırlar. Bizim toplumumuzda şişman çocuk, istenilen çocuktur. Ancak bu aşırı yemenin, çocuğun ruh sağlığında normal gitmeyen bir şeylerin belirtisi olduğu genellikle düşünülmez. Durum böyle olunca da sorun hiçbir zaman anlaşılamaz ve çözülemez. Böyle durumlarda aile yapısına bir bakmak gerekir. Konu ile ilgili bir uzmandan destek almak da sorunların çözümünü kolaylaştırabilir.

Gerçek ve kalıcı çözüm, aile ve çocuk arasındaki ilişkinin düzenlenmesi, beslenme şeklinin sağlıklı kılınması ve çocuğun yanlış alışkanlıklardan vazgeçirilerek eğitilmesi esaslarına dayanır. Henüz bebeklik döneminde kişiliğin oluştuğu düşünülür ise, ileriki yıllarda ortaya çıkabilecek iştahsızlık ve diğer kötü alışkanlıkların nedenleri daha iyi anlaşılır.

Belirgin sağlık sorunu bulunmayan çocuklarda psikolojik kökenli iştahsızlık düşünülmelidir. Bu durumun çözümü, vitamin ve mineral içeren ilaçların verilmesi değildir.

 

Öğrenci Diyetisyen Nurbahar Salihoğlu

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*