Tefekkür Dünyası

Şarjın doluyor mu?

Telefonumu şarja taktım, ben de bir taraftan kullanmaktayım.

Bir süre sonra uyarı vermeye başladı, şaşırmıştım, ben zaten şarja takmıştım diye… Sonra kontrol edince fark ettim ki uzatmalının ucunu prize takmamışım. Nasıl ki telefonu kullanırken şarjını bitiriyoruz, tekrar tekrar şarj ediyoruz. Aynen onun gibi insanın da günlük koşuşturmalarda bitiriyor enerjisini…  İnsana o enerjiyi takviye eden de namazdır… Bu ihtiyacı herkes hisseder, sadece insan ya fark etmez ya da kabul etmez… Namaz da günlük işlerden yorulan insanın ruhunun şarjı gibidir. Bazıları namaza meyli vardır,  fakat tam değildir. O zaman kırmızı alarm verir aynen telefonum gibi… İnsanın da ruhu sinyal verir, kişinin onu fark edip duyması anlaması gerek.

Sadece şundan endişe ettim, telefonun her bağlantısını yapmıştım fakat iki uzatmalı bir birine ekli idi. İlk priz takılı olmazsa diğer fişlerin takılı olması bir anlam ifade etmedi.

Diğer takılı fişleri güzel hasletlere benzetsem de, ilk fiş namaz. O takılı olmayınca ne kadar fişler bir birine takılı olsa da, enerjiyi dağıtan ilk fiş olacağı için onun takılı olması gerekiyor. İnsan da “ahlâkım güzel, kalbim temiz” deyip asıl namaz ihtiyacını anlayamazsa dedim.

Sonra Bediüzzaman’ın ifadesiyle, anladım ki;

“Sen kalbinle, aklınla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin. Ya aleyhinde, ya lehinde şehadet ettirebilirsin. Eğer namazı kılsan, o namazınla o âlemin Sâni-i Zülcelâline müteveccih olsan, birden, sana bakan âlemin aydınlanır. Adeta namazın bir elektrik lâmbası ve namaza niyetin onun düğmesine dokunması gibi, o âlemin karanlıklarını dağıtır ve o karma karışık dünyeviyedeki işlerimizde hikmetin bir kudret elinin olduğunu gösterir.”

Hâsılı kelam; her kalp, ruh, akıl sahibi insanın namaza ihtiyacı vardır. Yani şarja, hem de günde beş defa !..

Ayşenur Yaşar

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*