Röportaj

Acı ile başlayan bir kariyer yolculuğunun tatlı sonu  

Toplumumuzda öyle değerli hanımlarımız var ki, çok büyük işler başarmalarına rağmen onları çoğumuz tanımayız. Bu ay dergimizde, böyle başarılı, gayretli bir hanım bizlerle. Kendisi başörtüsü yasağının en şiddetli olduğu zamanlarda, 1999 yılında Anadolu İmam Hatip Lisesinden mezun oluyor. O yıllarda başörtüsü yasağıyla beraber meslek liselerine yönelik kat sayı adaletsizliği Mihrican Hanım ve onun durumunda olanlara üniversite kapılarını kapatıyor. Mihrican Hanım da içi kan ağlayarak sevdiklerini ve vatanını bırakıp yurt dışına gidiyor. Bir süre İngiltere’de yaşayarak çeşitli eğitimler alıyor. Ülkesine döndüğünde değişen bir şeyin olmadığını görüyor. Sonrasında evinin hanımı olmaya karar veriyor. Şu an evli ve bir çocuk annesi Mihrican Menteşe İstanbul’da yaşıyor. Lezzetli pasta ve kurabiyeler yapmayı sanata dönüştürmüş. Kendisiyle sohbetimiz de daha çok bu lezzetli sanat üzerine olacak. Dilerseniz Mihrican Hanımı bir de kendisinden dinleyelim.

Mihrican Menteşe kimdir?

1980 Bolu doğumluyum. Babam emekli öğretmen olduğundan üç kız kardeş hepimiz ayrı şehirlerde doğmuşuz. Evliyim ve Elif Tuana isminde 7 yaşında bir kızım var.

Anadolu İmam-Hatip Lisesini bitirdikten sonra yurt dışına gitmeye nasıl karar verdiniz?

O dönem üniversite sınavına girmiştim ve İngilizce öğretmenliği istiyordum. Yabancı dil sınavında 83 net yapmama rağmen giremedim. Daha iyisini yapabilmek ve pratik yapabilmek için İngiltere’ye gitmeye karar verdim.

İngiltere’deki izlenimlerinizden bahseder misiniz biraz?

Türkiye’de göremediğim saygıyı orada görünce oldukça şaşırdım. Yanında kaldığım ailedeki bayan subaydı. Askeri lojmanlarda başörtümle rahatça kalabiliyor, askeriyedeki organizasyonlara rahatça katılabiliyordum. Türkiye’de yasakçılar, kızların başlarından başörtülerini çekerken evde başörtümü çeken 4 yaşındaki çocuğa babası kızıyor ve ”Mihri dini inançları için örtüyor sakın bir daha başörtüsünü çekme” diyordu. Restoranlara gittiğimde neyi yememem gerektiğini söylüyorlardı. Ramazanda sahura kalkmadığımda “aç aç oruç tutma lütfen gece kahvaltısına kalk” diyorlar, sahurluklar alıyorlardı benim için. İftar vakti dışarıdaysak benden önce saatlerine bakıyor, yemek vaktin gelmiş hadi diyerek yemeğe götürüyorlardı. Bu saygıyı görmek hem hoşuma gidiyor, hem de ülkemde olanları düşündükçe üzülüyordum.

Ülkemizde hak ettiğiniz eğitimi alamayışınızın hafıza arşivinizden silinmeyen üzücü bir hatıra olarak kaldığı anlaşılıyor.

Çok üzücüydü tabii. Hâlâ içimdeki bir yaradır. Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu olduğum için alanım İngilizce olduğu halde diplomamda alan kısmım boştu.İngiltere’den geldikten sonra yabancı dil sınavında 97 net yaptım ama yine giremedim. Bu haksızlık yenilir yutulur cinsten değil.

Peki, bu hüzünlü yıllardan bu günlere gelelim. Görüyoruz ki, hayat mücadelesinde boş durmamış, pes etmemişsiniz. Geçmişin acılarını silmek istercesine hayatımıza lezzet ve neşe katan bir uğraş edinmişsiniz. Kek, pasta ve kurabiyeler yapmaya nasıl başladınız?

Kızım 3 yaşında kreşe başlamıştı ve biz o zamana kadar ailelerimiz şehir dışında olduğundan doğum günü yapamamıştık. Okulda doğum günü yapmak için pasta sipariş etmiştik ama pek içime sinmiyordu. Çünkü kızıma katkı maddeli gıdalar yedirmedim. Cips yememiştir meselâ. Üzerindeki dekoratif amaçlı süslemeleri sıyıracaktım ama kekinde kim bilir ne katkı maddeleri vardı. Sonraki doğum gününe Sünger Bob pasta yaparak başladım. Eşimin de büyük desteğiyle Facebook’da ”Miskek” sayfamı açtım. İnstagramda da ”Miskekcom” olarak yaptıklarımı yayınlıyorum. Her temaya uygun pasta, cupcake, kurabiye vs yapıyorum.

Bunun için her hangi bir eğitim aldınız mı?

Eğitim almadım. Tamamen araştırmalarımla yapmaya başladım. Yerli ve yabancı sitelerden araştırdım. Her ne kadar kalıp kullanılsa da çoğu şeyin kalıbı yok. Bazen aklımdan modeller, bazen de müşterinin isteklerine göre yapıyorum. Hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum. Tereyağım Rize’den geliyor meselâ. Ancak müşteri tereyağı istemediğini söylerse margarin kullanıyorum. Boyalarımı alkolle açmıyorum kesinlikle. Vanilya özünü, vanilya çubuğunun alkolde bekletilmesiyle elde edildiğinden kullanmıyorum. Ne kadar alkol uçuyor deseler de çocuğuma ve aileme yediremeyeceğim hiçbir şeyi, başkaları için yaptığım yiyeceklerde de kullanmam.

Sizin hayat serüveninize baktığımızda, uğradığınız haksızlıktan sonra, yılmadığınızı ve bu tatlı uğraşla hayatınıza lezzet katarak devam ettiğinizi görüyoruz. Aynı zamanda bize her şeyin illa eğitim alarak olmadığını, kişinin kendi gayret ve çabasıyla da başarılar elde edebileceği mesajını vermiş oldunuz. Son olarak Bizim Aile dergisi okurlarına, özellikle de sizin gibi geçmişte istediği eğitimi alamayan, haksızlığa uğrayan hanımlara neler söylemek istersiniz?

Her işte muhakkak bir hayır vardır. Bazen biz bunu anlamayız ve ısrar ederiz. Tabi ki elimizden geleni yapmalıyız. Olmuyorsa farklı alanlarda da başarılı olabiliriz. Bunun için istemeli ve çabalamalıyız.

Mihrican Menteşe’ye teşekkür ediyoruz. Umarız, yaptığı birbirinden lezzetli tatlılarla hayatımıza neşe, mutluluk ve lezzet sunmaya devam eder.

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*