Kapak

Sağlıklı mutfaklar için Kekevi.com

bizim aile kasim tam-31Evli ve 1 çocuk annesi Ayşenur Altan. Denediği tarifleri isteyenlerle kolaylıkla paylaşabilmek için amatör olarak kurduğu web sitesi, 2005 yılında www.kekevi.com adını almış. Fotoğraf çekimleri ve sitenin tasarımı tamamen kendisine ait olan Ayşenur Hanım,  hâlen özgün yemek tarifleri vermeye devam etmektedir.

 

Sitenizi kurmaya nasıl karar verdiniz?

Mutfakla aram aslında ilk başta çok iyi değildi. Benim asıl mesleğim diş teknisyenliğidir. Okul akabinde çalışma hayatı derken mutfağa çok fazla zaman ayıramamıştım. Evlenince tabi ki bu değişiyor, kendi başınıza, size ait bir mutfak oluyor. Artık tüm yemeklerle başbaşasınız. İlk başlarda tabi ki zorlandım. Bu süreçte yurtdışındaydım. Aileden ve bu anlamda tecrübeli insanlardan uzaktım. İlk başta zorlansanız bile kitaplardan okuyarak ve televizyonlardan izleyerek bir şekilde kendinizi geliştirmek zorundasınız. Ben değişik tarifleri denemeye başlayınca, çevremdeki insanlar da bu tarifleri istemeye başladı. Bu talep giderek arttı. Bilgisayar, internet vs. ilgi alanımdı ve web tasarım da sürekli kullandığım bir şeydi. Ama bunlar amatörce, evde boş zamanımda vaktimi değerlendirdiğim bir şeydi. Ben de sonunda insanlara daha rahat ulaşabilmek için bir site kurmaya karar verdim.

 Bildiğim kadarıyla kanalınız da var Youtube’da öyle değil mi?

Evet, orada da videolu tarifler yayınlıyorum. Zaman geçtikçe yemek arşivimizin çoğaldı, tariflerimiz arttı. Tabi ki zamanın ilerlemesiyle birlikte sosyal medyada yeni alanlar açıldı. Ben sitemi ilk açtığımda Facebook yoktu meselâ. Bu alan o kadar hızlı ilerliyor ki, yeni duyduğunuz bir şey bir yıl içersinde en popüler mecra olabiliyor. Siz iki sene sonra bile kullanmaya başladığınızda geç kalmış olabiliyorsunuz. Herkes siz neden videolu tarifler yapmıyorsunuz diye yorumlar atınca, ben de videolu tarifler hazırlamaya başladım. İlgi de var tabi ki. İnsanlar rahatça, doğru bilgiye ulaşabilsinler diye, kendi tariflerimde hiç bir ayrıntıyı kaçırmadan aktarmaya gayret ediyorum. Eğer ben bir hata yapmışsam belirtiyorum ki başkaları da aynı hatayı yapmadan mükemmel bir sonuca ulaşabilsinler. Videolu olunca bu tarifler sanki mutfakta onlara eşlik ediyormuşum gibi, çok daha rahat biçimde gerçekleştirilebiliyor. O tarifleri bir nevî anneleriyle, ablalarıyla yapıyormuş gibi hissediyorlar. Çok güzel yorumlar alıyorum. Özellikle yeni evli bayanlar, yeni mutfağa girenler bir sorun olmadan, bir çorbayı bile videoyu izleyip çok rahat yapabiliyorlar. Sosyal medya sayesinde iletişime de geçebiliyoruz. Yanlış yaptığı noktada hemen geri dönüş de yapabiliyoruz. Ben bu konuda elimden geldikçe onlara yardımcı olmaya da çalışıyorum. Birebir iletişimde oluyoruz bu çok mutluluk verici. Çok farklı örnekler var. Mesela 15 yıllık evli olduğunu, eşinin keki çok sevdiğini söyleyen takipçim yazmıştı. Bir türlü yapamadığını, benim tarifimi gördükten sonra eşinin beğendiği kıvamda kek yapabildiği için çok mutlu olduğunu yazmıştı. Bunları duymak çok sevindirici.

 Çok popüler olan alanlardan biri de instagram. Son zamanlarda burada sofra paylaşımları konusunda bir patlama var ve özenti yoluyla da günden güne boyutları değişiyor. Bunun için neler söylemek isterseniz?

İnstagram,  kullananlar için çok büyük bir mecra. İnsanlar genelde selfie gibi kendi çekimlerini paylaşıyorlar. Ama bu ev hanımlarında da kurdukları sofra, yaptıkları yemek gibi ya da ilgi alanı neyse ona göre paylaşım yaptıkları bir alana dönüşüyor. Takipçi sayısı, güzel yorumlar arttıkça da insanın hoşuna gidiyor ve sofrayı daha güzel hale getirmekten mutluluk duyuyorlar. Başkasının paylaştığı sofrada, hoşunuza giden bir mutfak eşyası, sizin de sofranızı süslesin istiyorsunuz. Bu ilk anda hoş gelse de, paylaşımların bir sonu gelmediği için imrenmenin de sonu gelmiyor. Bunu sınırlamakta fayda var her zaman. Önemli olan insanlara faydalı olmak adına paylaşım yapmaksa, aşırıya gitmeden bunu sınırlamak gerekiyor. Ben elimden geldikçe eşyadan, sunumdan çok lezzetin ön plânda olmasına dikkat ediyorum. İnsanları alışverişe teşvik edecek ölçüde olmamasına dikkat ediyorum. Çünkü takipçi sayısı arttıkça insan kendini sorumlu hissediyor. Farklı duygular da oluşabilir ama ben kendimi daha çok sorumlu hissediyorum. Yemeklerimde ki malzemelerin doğal olması, çok aşırı kalorili olmaması veya yapay şeyleri içermemesi benim için önemli. Yaptığım şeylerde genelde okulda kızıma eşlik edecek şeyler hazırlamaya gayret ediyorum. Dışarıda, alış veriş yerlerinde gözlemlediğim bir şey var. İnsanlar ufak tefek, beslenme çantasına atılabilecek alışverişlerde bulunuyorlar. Bence bunlara hiç gerek yok. Gayet basit bir şekilde poğaça, kek, simit hazırladığımızda bunları okuldan gelince ya da yanlarında olması için çocuklarımıza verebiliriz. Farklı birçok alternatif var, bunlar denenebilir.

 Eşsiniz, annesiniz. İşiniz, ev ve aile üçgenindeki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Yeni denediğim veya misafir için yaptığım menüler oluyor. Onları takipçilerimle paylaşıyorum. Bir açıdan işimi evde halletmiş oluyorum yani. Bizim işimiz internet üzerinde olunca gecesi gündüzü olmuyor.  Devamlı takipte oluyorsunuz, yorumlara bakıyorsunuz. Artık bir şekilde bunu çözmeye çalışıyorum, mesela erken kalkıp zamanı arttırmaya çalışıyorum. Ya da günün daha geç saatlerinde bilgisayar başında olmaya gayret ediyorum. Çünkü çocuklar illa ki bizden ilgi istiyor. Bunu da onlara vermek zorundasınız. Yıllar geçtikçe elimizden kayıp gidecek çocuklarımız. En büyük ilgiyi onlar hak ediyorlar.

 Son olarak bize aktarmak istedikleriniz nelerdir Ayşenur Hanım?  

Bu işi yapmak isteyenlere tavsiyem, gerçekten sevdiğiniz şeyleri paylaşın. Orada görünsün, beğenilsin diye değil. Yaptığınız şeyi en mükemmel şekilde yapmaya çalışın. Ortaya çıkan işten huzur duyabilmeliyiz. Öylesine, beğenmediğim bir tarifi ben hiçbir şekilde eklemiyorum. Her bir ayrıntıyı paylaşarak dört dörtlük olmasını sağlamaya çalışıyorum. Geri dönüşlerle de bunda muvaffak olduğumu düşünüyorum ya da olmaya çalışıyorum diyebilirim.

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*