Kapak

Teksir makinesinden elmas klavyelere

Sosyal medya, herkesin sesini duyurabildiği, çok geniş kitlelere, çok hızlı ulaşmayı sağlayan, bir mecra. Bugüne kadar hep sosyal medyanın zararlarından dem vurulsa da sosyal medyayı müsbet yönde kullananların sayısı da bir hayli fazla olduğunu görüyoruz. Paylaşım alanının çok geniş olan, geri dönüşlerin “like, fovori, retweet, share” gibi butonlarla hızlı yaşandığı sosyal medya zamanın hızla aktığı günümüze denk düşüyor denilebilir sanırım.

Her türlü amaca hizmet eden “sosyal medya” gerek siyasilere, gerekse sivil vatandaşlara seslerini özgürce duyurmaları, fikirlerini paylaşmaları için geniş bir alan açtı. Özellikle genç kesim tarafından kullanılan sosyal paylaşım alanları onlara ulaşmak noktasında yeni bir kapı açmış durumda. Dünya çapında en çok ziyaret edilen site olan Facebook yaklaşık 50 milyon aktif üyesi bulunmakta. Bu sayı ülkemizde ise 600 bin dolayında.(1) hâl böyle olunca medyanın bu gücünden herkes bir şekilde yararlanmaya başladı.

Daha da geçmişe gittiğimizde Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de, zamanın şartlarına göre yeni teknolojileri davasını yaymak amacıyla kullanmaktan geri durmadığını, yaşadığı döneme hâkim olan geleneksel medyayı (gazete, radyo, sinema) müspet yönde kullandığını görüyoruz. Bu bağlamda “İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olanınızdır” hadisinden yola çıkarak biz neden sosyal medyayı insanlara fayda verecek yönde kullanmayalım? Üstad Hazretlerinin de yaptığı bu değil miydi? Türlü fikir alışverişlerinin sağlandığı, herkesin bir yönüyle hemhâl olduğu bu alanı, faydalı olmak adına kullanmamak, sanırım “zamanın gerisinde kalmak” demek olacaktır.

Bilhassa Risale-i Nur hizmetinin sosyal medyada aktif hâle getirilmesinin, O’nu, okumaya, anlamaya ve anladıklarını da paylaşma yolunda önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Sosyal medyanın imkânları sayesinde risaleler dünyanın her bir yanında rahatça okunabilir, üzerinde müzakere edilebilir e-dershaneler hâlini alabilir.  Risale-i Nur hizmetini her haneye, her ferdin kalbine rahatça girmesini, geleneksel medya imkânları ile ulaşılması mümkün olmayan insanlara iman ve Kur’ân hakikatlerinin ulaştırılması mümkün olacaktır.

Velhasıl her alanda olduğu gibi, sosyal medyayı da müspet yönde kullanmak mümkün. Her şeyin zekatı olduğu gibi, ilmin de zekatı olduğunu unutmadan, insanlığa fayda sağlayacak birikimlerimizi paylaşmak için bu alanı kullanalım derim. Zira kâinat boşluk kabul etmiyor. Sizin boş bıraktığınız alanları, başkaları farklı amaçlarla kullanabiliyor ne yazık ki. Elmas kalemler başlayan yolculuk, artık elmas klavyelerle devam etsin derim vesselam…

1.Siyasette etkili iletişim teknikleri

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*