Kapak

Ağaç anne

Risale-i Nur’larda en çok dikkatimi çeken ve en şirin bulduğum hususlardan biri; şefkat talimi. Bu talim, insana öyle ince bir bakış açısı kazandırıyor ki! Risale okumaya başlamadan önce, belki yüzlerce, binlerce ağaç gördüm ancak hiçbirinin anne olabileceğini zihnimin ucundan geçirmedim. O kadar incir tükettim; hiç birine bir yavru ihtimamıyla bakmadım. Ağaç ağaçtı benim için, incir de bir meyveydi işte.

Ancak Nur müellifinin, kâinattaki her bir ayrıntıyı gösteren gözlüğünü takınca, sadece ağacın ve incirin değil, yaratılan her şeyin anlam ve önemi daha bir ayan beyan çıkıyor ortaya. Üstadın rahle-i tedrîsinde bir nebzecik gördüğüm şefkat dersi bile, suda büyüyen halkalar gibi iç dünyamın durgun göllerinde açılımlar oluşturuyor. Sonra da zihnimde, bu talimin ev ödevleri başlıyor.

Anne, şefkat gerçeğini bünyesinde en fazla barındıran varlık ve bu yüzden şefkatin simgesi, eş anlamlısı, adresi oluyor. İncir ağacı gibi çamur yiyip yavrularını en halis gıda olan sütle besliyor anne. Ve hayrettir ki çamur süte dönüşüyor adeta. Annelik duygusu “Dergâh-ı İlâhîde makbul bir dua hükmüne geçtiği için mi acaba?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Yavrularını aç bırakmak pahasına karnını doyuran bir anne de görmedim, duymadım bu güne kadar. Ama aç kalıp yavrularını besleyen annelerin tavrı o kadar sıradan ki kimseyi şaşırtmıyor bile.

İç dünyamdaki halkalar; “anne-yavru… anne-yavru” yankılanmasıyla açılımını sürdürüyor. Annem geliyor aklıma ve yavrularım. Yavrularım benim için neyse, ben de annem için oyum hâlâ. Yaşımın ne önemi var ona göre. Garip ama ben de bir yavruyum. Sütüne olan ihtiyacım çok gerilerde kalmış fakat şefkatine muhtaçlığım bitecek gibi görünmüyor. Teselli arayan anlarımı yanında geçirmeyi arzuluyorum.

Kalkış mahalli incir ağacı ve meyveleri olan düşünce seyahatimde, ara duraklardan yeni düşünceler alıp zihnim dolu dolu devam ediyorum yoluma. Artık ağaca sadece ağaç, meyveye sadece meyve demiyorum. Ağaca, her anneye duyduğum saygıyla yaklaşıyor; o, sütüyle beslediği, gözünün nuru yavrusuna ben de hak ettiği özeni göstermeye çalışıyorum.

İç dünyamın durgun gölleri artık eskisi gibi hareketsiz değil; ortasına atılan bir hakikat taşıyla halka halka açılımları devam ediyor. Hep de etsin istiyorum.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*