Kapak

Evlilik

Her genç kızın biraz olsun hayallerine dâhil ettiği ve kimimizin ise çoktan dâhil olduğu birliktelik. Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi insanın ihtiyacını en fazla tatmin eden; kalbine mukabil bir kalp bulunmasıdır ki bu yüzdendir evliliği hayallerimize de hayatımıza da bu denli dâhil edişimiz. Onun böylesine güzel oluşu; hayattan, sünnetten, dahası imanımızın yarısını tamamlayışından olsa gerek. Hem zaten hiç mümkün müdür ki Peygamberimizin (asm) sünneti olan, güzel olmasın. Elbet tabiî güzel olacak.

İşte bizim sorunumuz mu dersiniz, vazifemiz mi dersiniz, yoksa mutluluğumuz mu bilmem; adını siz koyun ama bizim O’nun yolunda olan hayatımıza, O’nun yolunda olan bir evlilikle, imanımızın yarısı olacak o çok güzel adımı atmamızın en önemli anahtarıdır Resulullah’ın (asm) hayatı. Biraz utanarak araya girmek isterim ki sizinle bir anımı paylaşacağım. Bir gün üç beş kardeş bir araya gelmiş öyle güzel muhabbetler demleyip içiyoruz ki konu oradan buradan derken bir bakmışız evliliğe gelmiş. Herkesin kendince istekleri var, duaları… Bir kardeşimiz dayanamadı giriverdi araya. “Neden bu kadar zorluyorsunuz kendinizi? İsteyin Rabbimden en sevgili gibi bir eş…” dedi

O an öyle bir hakikat konuşuyordu ki. Ben bunu

Her genç kızın biraz olsun hayallerine dâhil ettiği ve kimimizin ise çoktan dâhil olduğu birliktelik. Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi insanın ihtiyacını en fazla tatmin eden; kalbine mukabil bir kalp bulunmasıdır ki bu yüzdendir evliliği hayallerimize de hayatımıza da bu denli dâhil edişimiz. Onun böylesine güzel oluşu; hayattan, sünnetten, dahası imanımızın yarısını tamamlayışından olsa gerek. Hem zaten hiç mümkün müdür ki Peygamberimizin (asm) sünneti olan, güzel olmasın. Elbet tabiî güzel olacak.

İşte bizim sorunumuz mu dersiniz, vazifemiz mi dersiniz, yoksa mutluluğumuz mu bilmem; adını siz koyun ama bizim O’nun yolunda olan hayatımıza, O’nun yolunda olan bir evlilikle, imanımızın yarısı olacak o çok güzel adımı atmamızın en önemli anahtarıdır Resulullah’ın (asm) hayatı. Biraz utanarak araya girmek isterim ki sizinle bir anımı paylaşacağım. Bir gün üç beş kardeş bir araya gelmiş öyle güzel muhabbetler demleyip içiyoruz ki konu oradan buradan derken bir bakmışız evliliğe gelmiş. Herkesin kendince istekleri var, duaları… Bir kardeşimiz dayanamadı giriverdi araya. “Neden bu kadar zorluyorsunuz kendinizi? İsteyin Rabbimden en sevgili gibi bir eş…” dedi

O an öyle bir hakikat konuşuyordu ki. Ben bunu anlayacak kadar tanımıyordum belki de Peygamberimizi. Öyle ya senelerce Allah’ım bana Peygamberimiz gibi bir eş nasip et diyemedim hiç dualarımda. Hani Peygamber ya çok ciddi olurmuş gibi ya da bana hiç vakit ayırmazmış gibi mi geliyordu bilmem. Ne geliyorsa hep onu tanımamaktan geliyordu işte. Hâlbuki O değil miydi Hz. Aişe (ra) ile koşu yarışı yapan Medine sokaklarında, hatta öncekinde mağlup olduğu için sonraları biraz da kilo alan Hz. Aişe’ye (ra); onu bu sefer yendiğini böylece durumu eşitlediklerini öyle tatlı bir dille anlatan. İşte bizim meselemiz tam burada başlıyor aslında. İyi bir kul olmak da iyi bir eş olmak da hep onun yolundan geçiyor. O saadetin anahtarı, Resulullah’a uymak olduğu gibi kapıyı açıp girdikten sonra en güzel bir yol rehberi de yine O oluyor.

Öyleyse bize düşen, O’nu tanımak. Bizim Resulümüz “Nasıl yaşamış? Eşlerini nasıl sevmiş?” Bunları bilmek, hayata geçirmeye gayret etmek. Gelin birlikte konuşalım biraz ondan diyeceğim, diyeceğim, ama öyle çok şeyler var ki anlatacak ne bu derginin sayfaları yeter ondan söz etmeye ne de benim kelimelerim müsaade eder O’nu hakkıyla anlatabilmeye. Ben istiyorum ki madem evlilik dedik, madem sallallahualeyhivessellem dedik; gelin bugün biz, O’na en çok kimi seviyorsun dendiğinde adını verdiği eşinden bahsedelim, Peygamberimizin deyimiyle; Humeyra’dan…

Onu çok sevdiği için öyle dermiş arasıra ona. Hepinizin çoktan anladığı gibi, biz bugün O’nun yanında büyüyen, onunla oyunlar oynadığı, kıskançlıklarına çokça güzel karşılıklar bulan Hz. Aişe’den (ra) bahsedelim. Hz. Aişe (ra) bambaşkadır benim dünyamda, o yüksek ilmi, büyük sevdası, belki de küçüklükten beri O’na çok yakın oluşu bu kadar sevdiriyor Hz. Aişe’yi (ra) bana. Ama en çok da, en sevdiğin kim ya Resulullah? deniyor, O da “Aişe” diye buyuruyor.

İşte O’nun sevdiğini sevmemek elde olur mu hiç? Hem öyle seviyor ki Hz. Aişe’yi (ra) öyle seviyor ki kördüğüm diyor bu aşka. Eh tabiî, Hz. Aişe (ra) biraz kıskanç, her kadın gibi sık sık duymak istiyor sevildiğini tekrar tekrar soruyor ara sıra, kördüğüm ne âlemde diyor? En sevdiğine, aldığı cevap tahmin edildiği üzere “ilk günkü gibi.” İşte böyle seviyor Allah resulü, kördüğüm gibi. Çözülmesi öyle zor, bitmeyen, bir sır gibi. Allah namına seviyor elbet, o yüzden değil mi zaten böyle samimi, böyle bereketli oluşu. Ki Hz. Aişe, (ra) Allah’ın Cebrail’le selam gönderdiği kadın, öyle bağlı ki eşine bir gün Resulullah Efendimiz, mübarek nalınlarının kayışlarını çakıyorken, Hz. Aişe (ra) öyle bir sevgiyle öyle bir hayranlıkla bakıyor ki eşine, Resulullah soruyor: “Sana ne oldu ki, böyle dalgın duruyorsun?” Hz. Aişe’nin (ra) cevabı ona olan hayranlığını anlatacak türden oluyor: “Ya Resulullah! Mübarek yüzünüzdeki nurların parlaklığını ve mübarek alnınızdaki ter tanelerinin saçtıkları ışıklara bakarak kendimden geçtim.” Bunun üzerine Efendimiz kalkıp yanına gidiyor ve alnından öpüyor Aişe’yi (ra) ve buyuruyorlar ki “Ya Aişe! Allahü Teâlâ sana iyilikler versin! Beni sevindirdiğin gibi, seni sevindiremedim.” İşte Efendimizin bu son söyledikleri öyle samimi, öyle içten ki hayrete düşürüyor insanı. Takdir edenlerin en hayırlısı Efendimiz (asm), en hayırlı takdirleri sunuyor sevgili eşine. Hatta Hz. Aişe’nin (ra) ilmine öyle çok güveniyor ki, “Dininizin üçte birini Humeyra’dan öğreniniz” buyuruyor. En çok hadis rivâyet edenlerin de başlarında oluyor sevgili eşi Hz. Aişe (ra). Öyle ya, eve geldiğinde ilk ne yapardı sorularını da hep o cevaplıyor. Misvak kullanırdı diyor ve Efendimiz’in (asm) Hakk’ın rahmetine kavuşmadan önce misvaklanmak isteği üzerine, misvağını önce kendi ağzında ıslatıp sonra takdim ediyor sevgililer sevgilisine.

Sevgili Peygamberimizden öğrenmiş olmalı böyle ince olmayı ne de olsa onun içtiği yerden içmeyi ilk ondan öğrenmemiş miydi? Peygamberimiz bir şey içeceği zaman önce ona içirir, ardından özellikle Hz. Aişe’nin (ra) içtiği tarafı çevirir ve kendisi de oradan içmez miydi? Böyle bir yaşantı böyle bir vefatı gerektirirdi elbet ve Resulullah da mübarek başı Hz. Aişe’nin (ra) göğsünde vefat edecekti ve türbesi de bizzat eşinin odası olacaktı tabiî. İşte böyle seviyor Peygamber, böyle seviyor Hz. Aişe (ra) ve böyle oluyor hakiki sevmeler. Bir gün Hz. Aişe de ona olan sevgisini şöyle bir övgüyle dile getiriyor: “Mısırdakiler, Onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı, Yusuf Aleyhisselamın pazarlığında hiç para veremezlerdi. Yani, bütün mallarını, Onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Zeliha’yı kötüleyen kadınlar, Onun parlak alnını görselerdi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi de acısını duymazlardı.” İşte bu sözler dökülüyor Hz. Aişe’nin (ra) yüreğinden çünkü hakiki sevmek bunu gerektiriyor. Küçüklüğünden beri Resulun yanında olmak, onunla yemek onunla içmek. Ayakları uyuşup yorulmasına rağmen sırf Hz. Aişe (ra) istiyor diye, omzunda Hz. Aişe’nin yanağıyla dakikalar belki saatlerce beklemek böyle bir sevgiden geliyor. Onlar böyle seviyor! Allah rızası için. Hakiki evlilik saadetini yaşamaları da işte tam bundandır. Hem Al-i İmran’da “De ki: eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.” demiyor muydu Cenab-ı Hakk? Madem evlilik bizim hayatımızın bir yerlerinde varlığını gösteriyor; ama hayallerimizde, ama dünümüzde ama bugünümüzde var evlilik, öyleyse biz onun gibi olmalı, evliliği de onun yaşadığı doğrultuda yaşamalı, bunun için çabalamalıyız öyle değil mi? Allah’ın rızası da eşimizin memnuniyeti de kendi saadetimiz de hep ona uymaktan geçmiyor mu? Öyleyse, Cenab-ı Hakk size de bize de onun sünnetine sımsıkı yapışmayı nasip etsin.

Son cümlemi biraz geç anlamış olsam da artık dualarıma çokça dâhil ettiğim, her günümde mutlaka kendine yer bulan duamla bitirmek isterim: Allah’ım bana en sevdiğin kulun benim de çok sevdiğim Peygamberim gibi bir eş nasip et ve beni de Hz. Aişe’nin (ra) ahlâkıyla ahlâklandır ki biz birbirimizden razı olalım Sen de bizden razı ol. Âmin!

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*