Kapak

Tefekkür esintileri

Bazen aklıma, hayâlime gelen bir kelime üzerinde düşünürken, o kelime dal budak salıyor, hayâl penceremde ona şekiller veriyordum. Hani bir söz var ya; insanlar duyduklarının % 20’ sini, gördüklerinin % 50’ sini, yazdıklarının ise % 70’ ini aklında tutabiliyor diye. İşte ben de buna dayanarak akıl ve hayâl penceremde gördüklerimi daha kalıcı olması için yazmaya niyet ettim. Kalemimi alıp, Bismillahirrahmanirrahim!” diyerek başladım. İslâm nişanı olan şu kelimeden gönlüme tereşşuh eden, ılık bir rüzgâr esti. Bu öyle bir rüzgârdı ki bütün vücudum, hasselerim, zerrelerim onu hissedip lezzet aldılar: Rahman ve Rahim olan, merhametlilerin en merhametlisi yaratıcısını tanımak için kalp penceresinden baktılar. Mücevheratlarla süslü, nizamlı, intizamlı ve müzeyyen olan sarayı gezdiren yaver-i ekremi dinlediler, inandılar. Allah’ın ayineleri olan ayetleri her yerdeydi. Nereye bakarsam bakayım gösteriyordu kendini. Vahid ve Ehad olan yaratıcının bu ayetleri “Bize de bak! Bizi de oku!” diyorlardı. Hayretle baktırırken kendine, dilim çoktan zikre başlamıştı bile. Rabbini tesbih ederek “Allahu Ekber, Subhanallah, Elhamdülillah” diyordu. Bu arada göz pencerelerim de nemlenip buğulanmıştı, ama bu Rabbinin ayinelerini görebildiği içindi. Gösteren Hâlıkına, yaratıcısına şükür gözyaşlarıydı. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de risalelerinde bahsettiği gibi “Göz, kâinat yüzündeki hüsün ve cemal gibi kıymettar cevher hazinelerinin bir anahtarı olduğu misillü, öteki hasseler dahi her biri birer âlemin anahtarı olur, îmân ile istifade eder.” Evet, anahtarsız hiç bir kapının açılamayacağı bir gerçektir. Rabbim bütün ümmeti Muhammed’e îmân anahtarını kazanıp, cennetini ve cemalini görmeyi nasip etsin.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*