Bebek Dünyası

Bebeğim 6 aylıkken yemek yerse ne olur?

Bebeğimin rahm-ı madere düşmesi ile kitaplar kazan ben kepçe oldum, çocuk eğitimi üzerine yazılmış kitapları karıştırmaya başladım. Rabbime şükürler olsun kazanı karıştırdıkça güzel kitaplar karşıma çıkıyordu. Bebeğim altıncı ayına yaklaşmıştı. Bir doktorumun verdiği çizelgeye bakıyorum, bir de kendime. Aklım kabul etmiyor. Şu saatte şunu, haftalık da şunları yiyecek. Kendimi çocuğuma ilaç verecekmişim gibi hissettim. Etrafıma bakayım dedim. Püreler, lapalar, bebeğe özel yemekler. Şu sıraya göre yedirecekmişiz. Kendi kendime “Günlük kendi yemeklerimi zar zor yetiştiriyorum. Bir de bunları uygulayacaksam çok işim var desene” dedim. Bebeğime yemek hazırlamak bu kadar kurallı, karışık olamaz. Nitekim o da benim gibi insan. Zararlı olmadığı müddetçe normal şeyleri yiyemez mi? Bir de evime uçağı getirerek, kuşu uçurarak, keçileri kaçırarak mı kızıma yemek yedireceğim? Televizyonumuz olmadığı için karşısında yemek yedirme şıkkını zaten eledim. Ben zevk almalıyım ki, bebeğim de yemek yemeği sevsin diye düşünüyordum. Ama bütün araştırmalarım, gözlemlerim ile birleşince sanki çölde kayboldum. Öldüm bittim derken, bir kitap vaham oldu. Serinledim, dinlendim. “Evet, işte aradığım bu!” dedim. “Baby Led Weaning” (O Tabak Bitecek! Mi?) kitabını bitirdikten sonra, benim de kızım kendi kendine yiyebilir? dedim. Aslında sadece kızıma güvenmeliyim, hepsi bu! Tabi bu güven denilen şey birden kazanılmıyor. “Ya boğazında kalıp, boğulursa” diye korkuyorsunuz. İlk bebeğimin olması acemiliğiyle birazda panik hali yaşıyordum. Benim gibi olanlar varsa onlara ilk tavsiyem “korkun” ve korkunuzu özgürce yaşayın. Zaten etrafınızdakiler de sizi korkutacağı için en iyisi kendinizi, kendinizin korkutmasıdır. Mesela; boğazına kaçmasından korkun. Risk faktörü en az püre ile beslerken karşılaşacağınız kadar olacaktır. Ya da ondan da az bir risk. İçinizi rahatlatan bir şey söyleyeyim: Yetişkinlerde öğürme dilin arka tarafında tetiklenir. Ağzınızdakini çıkartmak için parmağınızı boğazınızın hemen arka tarafına koymanız gerekir. Fakat bu refleks altı aylık bebeklerde dilin daha ilerisinde tetiklenir bu yüzden yetişkinlere göre daha hızlı devreye girer ve tıkanmaya neden olacak bir yiyecek hava yoluna gitmeden daha önce harekete geçer. Bu yüzden altı-yedi aylık bebekler öğürdüğünde bu yediklerinin hava yoluna çok yakın olduğu ve boğazlarına kaçtığı anlamına gelmez. Konuyla ilgili ilk haftalar yaptıklarım, gözlemlediklerim şöyle;

1. Dilinin orta kısmının biraz gerisine gelince öğürmeye başlıyor. Yemekleri yedikçe öğürmeleri azaldı.

2. Yemeği yutma anını rahatlıkla anlıyorsunuz. Ufacık bir parçayı yutmak onun için o kadar zahmetli bir şey ki. Yüz ifadesi değişiyor. Bütün dikkatini yutmaya odaklıyor. Biraz uğraştıktan sonra yutuyor. Ve başardığı için gülümsüyor.

3. Babası olduğu zaman yediriyordum. Ya paniklersem, tek başıma müdahale edemezsem diye düşünüyordum. Aslında bir defa boğulma riski yaşamıştı. O zaman da yanında sadece ben vardım. Ve rahatlıkla müdahale ettim. Sebebi şuydu, yabancı muz vermiştim. Onlarda biraz kuru, boğaza yapışır gibi olduklarından kızımın boğazına dizildi. Sonraları yerli, sulu muzları verdiğimde çok rahatlıkla yedi.

4. Brokoli, havuç gibi sebzeleri elinde tuttuğunda ezilmeyecek kadar haşlayıp, tutabileceği boyutta kesip verdiğimde güzelce yedi. Bunları yemeye alıştıkça menüsünü artırdım. Aşama aşama zor yiyeceklere geçtim.

5. Kesinlikle sofraya aç oturmaması lazım. Bebek için yiyecekler doymak için değil oyun içindir. Değişik şeyleri keşfetme heyecanıyla alır, bizler ağzımıza götürdüğümüz için merak edip, taklit eder. Sonraki aylarda yiyeceklerden karnının doyuracağını anlayacaktır. Yemeğe oturmadan önce karnını doyuruyorum. Bizler yemeklerimizi sıcak yerken. O da keşfetmek ile zamanını geçiyor. Eğer tok değilse sinirleniyor, aceleyle ağzına fazla şeyleri götürüyor. Parolamız “önce doyur, sonra oturt”

6. Çok bir şey yemesini beklemeyin. Hatta hiç yemediği zamanlar bile oluyor. Onun için yemek anne sütüdür. Bebeğiniz şişmansa fazla yiyeceğe ihtiyacı yoktur. Sadece anne sütüne ihtiyacı var. Zaten yediği şeyler, bizlerin diyette yediğimiz şeyler öyle değil mi? Bir elma püresiyle hangi insan şişmanlar? Çorbayı yemekten dahi saymayız.

7. Sabahları iştahı olmuyor.

8. Yedinci aylarda yemeğe karşı ilgisi yok olmuş gibi gözükebilir. Endişe edilecek bir durum yok.

Kızımda olduğu gibi, bazı bebekler yedinci ve sekizinci aylarda yemeklere ilgisiz davranıp, dokuzuncu ayda tekrardan ilgilenebiliyor. Kızımın sekizinci ayda ilgisi tekrardan gelmişti. Bir ay sadece anne sütü ile geçti sayılır. Yukarda biraz bahsini etmiştim. Konuyla ilgili ikinci olarak endişe etmeniz gereken ya da korkmanız gereken şey de etrafın kesinlikle ve kesinlikle batacağı fikridir. Hatta size üstüne basa basa söyleyeyim. Kendi üstü batacak, sizin üstünüz batacak, yer batacak, masası batacak, yakınında duvar varsa o da batacak. Hatta batması için eliyle bir güzel sürecek. Çözüm tavsiyem; rahat olun, hoşgörülü olun. Acemi olduğunu unutmayın. Esnek davranın. Etrafı batıracağını kabullenin. Temizlemenin püre, lapa hazırlarken arcayacağınız vakitten daha az bir vakit aldığını unutmayın. Mama sandalyesini alırken kolay temizlenecek bir şey almalısınız. En güzeli benim yaptığım gibi restoranlarda kullanılan mama sandalyelerinden almak. Hızlı ve pratik. Ucuzundan ıslak mendil alınabilir. Etrafı temizlemek iki dakikanızı almıyor. Elbise gibi mama önlüklerini kullanmak rahat oluyor. En önemlisi de hayal edin. Aylar sonra bebeğiniz kendi kendine etrafı batırmadan güzelce yiyecek. Bu yaptıkları hayatının kısa bir dönemi ve gelip geçecek. Diğer tavsiyem ise bebeğinize güvenin. Rabbim bebeğinize kendi kendine yiyebilecek donanımı vermiş. Anne sütüyle beslenen bebekler, doğal çiğneme egzersizleri yaptıkları için katı gıdaları çiğneyerek daha rahat yutabiliyorlar. Güven konusunda bebeğimiz kadar olamıyoruz. Görmüyor musunuz nasılda ağzına atmak için uğraşıyor? O endine güveniyor. Geriye bizim ona güvenmemiz kalıyor. İlk aylar güven meselesini o kadar çok abarttım ki dem ve damarlarıma işleyinceye kadar söyledim. Mesela kızım yemeğini yerken tam karışmak isterken içimden gelen ses “Hayır, bebeğine güvenmelisin. Şimdi sen de tekrar et, bebeğime güveniyorum.” Gerçekten yediğini görüyorum. Aaa tavuğu nasıl da çiğniyor, peyniri kibar kibar ısırıyor. Bak bak yuttu. Cidden yuttu. Artık kızımla beraber kebap da yiyoruz, dondurma da. Dışarıda da içeride de çok keyifli vakitler geçiriyoruz. Onu zorlamıyorum. Anne sütünü ne kadar içeceğine kendisi karar verdiği gibi, katı gıdalarda da kendisi karar veriyor. “Kaşıkla beslemek kötü bir şey değil, sadece gereksizdir. ‘Kendi kendine yemenin sadece yemeğe yönelik faydası yok. Azlık, çokluk, boyut, şekil, ağırlık ve yapı gibi kavramları öğreniyor. Püreleri yutmak yerine çiğnemek, konuşmayı öğrenirken ihtiyaç duyacakları yüz kaslarının gelişmesine yardım ediyor. El kasları gelişiyor.

Minicik parmaklarını ustalıkla kullanmayı öğreniyor. İşaret ve başparmağını kullanarak yapabileceği her şeyi rahatlıkla yapıyor.” Kızımda fark ettiğim başka bir şey de başkasının kendisine yemek yedirmesinden hoşlanmamasıdır. Lisanı haliyle “Engelli değilim, benim de elim var, yiyebilirim” diyor. Büyüklerimiz ağzına ne yediğini görmeden bir şey tıktığında. Kabul etmeyip çıkartıyor. Ne yediğine görmek istiyor. Bakıyor, eline alıp ağzına kendisi götürüyor. Artık çorbayı da kendisi içmek istiyor. Kaşık kullanmaya yeni geçtiğimiz bu aylarda (8.ayımız bitti), kaşıkla az bir çorba (yoğurt vs.) alıyorum eline veriyorum, kendisi ağzına götürüyor. İlk zamanlarda verdiğim şeyleri ağzına götüremeden dökülüyordu. Şimdi kaşığı kullanmayı daha iyi öğrendi. Elhasıl; Sofralarımız şenlendi. Çoğu zaman yemek yemeği unutup, bebeğimin hayretle zevkle ne yediğini seyrediyorum. Önce bizim yediğimizi görüyor sonra eline alıyor. Katı mı, sıvı mı test ediyor. Üçüncü aşama ağzına götürüyor. Ufacık bir parça kopartıyor. Önce suratı değişiyor. Farklı bir tat olduğunu anlıyor. Çiğniyor, çiğniyor. İlk haftalar yutmakta zorlanıyor sonra alışıyor. Sonra bir daha bir daha derken yemeğin lezzetini alıyor. Çok beğendiklerinde adeta kendinden geçiyor. Hımm hımm sesleri yankılanıyor, zıplıyor, sevinç naraları atıyor, gözlerinin içi gülüyor. Tabi beğenmedikleri de oluyor. İki aydır önüne brokoli koyduktan sonra tepkimiz şöyle, bakıyoruz elimize alıyoruz yanımızdaki boşluktan aşağıya yavaşça bırakıyoruz. Sofralarımız çocuklarımızın sesleriyle çınlamasın, inlemesin, sevinç sesleriyle süslensin. Onlarla yemek yemek güzeldir. Anneler olarak onların lokmalarını saymayı bırakalım.”O tabak bitecek” diye ısrar etmeyelim. Ne kadar yemek yemek istiyorsa o kadar verelim. Unutmamamız gereken önemli bir not; yemek masasına oturmadan önce yanınızda fotoğraf makinesi ya da bu işlevi gören cep telefonunu bulundurmayı ihmal etmeyin. Bol bol fotoğraf ve video çekin. Geriye baktığınızda harika birer anı oluyorlar. O acemilikleri, yiyeceklere verdiği ilk tepkilerini hayatı boyunca sadece bu dönemde yaşayacaklar. Tadını çıkarın…

Kaynakça: O tabak bitecek! Mi? Gün Yayıncılık, Hatice Oluk.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*