Ayın İçinden

Yavuz Sultan Selim (10 Ekim 1470 – 12 Eylül 1520) 

Yavuz Sultan Selim; Osmanlı padişahlarının dokuzuncusu, İslâm halifelerinin yetmiş beşincisi, İkinci Beyazıt’ın oğlu, Kanuni Sultan Süleyman’ın babasıdır. 10 Ekim 1470 senesinde Amasya’da doğmuş,
annesi Dul Kadir oğulları Beyliğinden Gülbahar Hatun, eşinin adı Ayşe Hafsa Sultan’dır. Kısa bir
padişahlık yapmasına rağmen 8 yıl gibi bir zamanda imparatorluğun sınırlarını iki katına çıkarmıştır.(1)

Bediüzzaman Hazretleri, Divan-ı Harb-i Örfî’de mahkemedeki paşalara İslâm birliği fikrini izah ederken Yavuz Sultan Selim Hazretlerini referans gösterir ve şöyle der:
“Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâmdaki fikrini kabul ettim. Zira o vilâyat-ı şarkiyeyi
ikaz etti. Onlar da ona bîat ettiler. Şimdiki şarklılar, o zamanki şarklılardır.”(2)

Daha sonra Yavuz’un şu dörtlüğünü aktarır:
“İhtilâf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.
İttihadken savlet-i a’dâyı def’e çaremiz,
İttihad etmezse millet, dağ-dar eyler beni. “

Yavuz Sultan Selim
İslâm tarihinin seyrine bakıldığı takdirde İttihad-ı İslâm düşüncesini hayata geçirmek için en canlı mücadelelerden birinin Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleştirildiğine şahit oluyoruz.

Yavuz Sultan Selim devrine kadar Osmanlı İmparatorluğu genellikle Avrupa’ya doğru bir genişleme
politikası gütmekteydi. Yavuz döneminde ise Osmanlı Devletinin “Doğu siyasetine” ağırlık verdiği görülmektedir. Yavuz Sultan Selim iktidarı döneminde, Avrupa devletleri ile sulh siyasetini benimsemiştir. Buna mukabil Doğu bölgelerine yönelik siyasetinde birlik ve beraberlik ortamını bozucu hareketleri engellemeyi hedef seçmiştir. Safevi Devletinin kurucusu olan Şah İsmail’in birlik ve beraberlik duygularını bozucu, Osmanlı Devletinin Anadolu’daki hâkimiyetini zedeleyici hareketlere açıkça destek vermesi Yavuz Sultan Selim’in dikkatinden kaçmamıştı. Şah İsmail’in Anadolu’ya göndermiş olduğu bağlıları buralarda halkı Osmanlılara karşı kışkırtıyor, Şah’ı yüceltiyor, zaman zaman da isyan çıkarıyorlardı. Yavuz, Şah İsmail’e yazmış olduğu bir mektup ile Şah İsmail’in düşünce ve faaliyetlerinin İslâm dini hükümleri ile bağdaşmadığını (Şah İsmail’in Hulefa-i Raşidîne ve bazı din büyüklerine edepsizlikte bulunması, isyanları yönlendirmesi… vb), tövbe etmesi gerektiğini, aksi halde kendisiyle savaşmak üzere Osmanlı ordusunun hazırlandığını bildirmiştir. Ancak Şah İsmail bu ikazları dikkate almamış ve savaşa hazır olduğunu bildiren bir mektup yazmıştır. Safevilerin Çaldıran Savaşı ile etkisizleştirilmesi Yavuz’un İslâm birliğini gerçekleştirme düşüncesini kolaylaştıracak siyasi ortamın doğmasını netice verdi. Yavuz Sultan Selim’in Doğu siyasetinde ikinci önemli politikası, hilafet kurumunu Osmanlı Devleti’ne naklettirmesidir. Yavuz’un Doğu siyaseti incelendiği takdirde hedef olarak İttihad-ı İslâm’ı seçtiği söylenebilir. Siyasî ve ekonomik şartların etkisiyle gerçekleştirilen bu seferler netice olarak İslâm dünyasının büyük bölümünün Osmanlı siyasi çatısı altında toplanmasını netice vermiştir. Hilafetin Osmanlılara geçmesi de bu önemli kurumun Memlüklere nazaran daha güçlü olan bir devlet tarafından temsil edilmesini beraberinde getirdi. Ancak İttihad-ı İslâm yalnızca siyasi otorite altında toplanmayı ifade etmediği, kültürel, bilimsel ayakları da olduğu için gerçek anlamda İslâm birliğinin sağlandığı söylenemez. Bu yüzden Yavuz döneminde sadece hedef ve kısmen netice olarak İttihad-ı İslâm’ın var olduğu söylenmelidir. (3)

İlk Türk halife olarak tarihine adını yazdıran, kısa zamanda büyük başarılara imza atan ve geniş omuzlu, heybetli ve kudretli bir padişah olan Selim, sert mizacı, yiğit kişiliği sayesinde “Yavuz” ismini aldı. Aynı zamanda İslâm’a ve ilme çok önem verirdi. Özellikle Arapça ve Farsça’yı ana dili gibi konuşup yazabiliyordu. Halifeliğinin üçüncü yılında, daha 49 yaşında iken batı seferi sırasında Şarbon hastalığına bağlı “aslanpençesi” isimli bir hastalıktan vefat etmiştir.
Son anlarında yanında Hasan Can vardır. Yavuz,
Hasan Can’a sorar:
“Hasan bu ne hâl?”
“Şimdi Allah ile birlikte olma zamanıdır sultanım!”
Cevap oldukça düşündürücüdür:
“Bre Hasan, sen bunca zamandır, bizi kiminle bilirdin?(4)”

Dipnotlar:
1. www.yavuzsultanselim.gen.tr
2. Nursi Said, Dîvân-ı Harb-i Örfî, Yeni Asya
Neşriyat
3. www.risaleinurenstitusu.org
4. http://muhtesemosmanli.blogspot.com.tr

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*