İbret Levhaları

Adaletin hikmetle buluşması

“Dâvûd ile Süleyman’ı da an. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk. Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik.”(1) ayetlerinde bahsedilen olay şöyle gerçekleşti:

Hz. Davud (as) döneminde bir köylünün koyunları ve keçileri diğerinin bağına dalmış ve bağı talan etmişti. Bu köylü, davar sahibinden şikâyetçi oldu ve soluğu Hz. Davud’un (as) huzurunda aldı. Dedi ki:

“Efendimiz! Ben, bu adamdan davacıyım! Bu adamın koyunları ve keçileri geceleyin benim bağıma girdiler. Üzüm asmalarını, çubuk yapraklarını talan ettiler, bağımı helak ettiler.”

Hz. Davut (as) hayvanların bu tecavüzüne ve davar sahibinin dikkatsizliğine ceza olarak davarları bağı talan olan davacıya verdi.

O zamanlar Hz. Davut’un (as) oğlu Hz. Süleyman (as) on iki yaşlarındaydı. Davaya müdahil oldu ve dedi ki:

“Bu adalet-i izafiyeye göre verilmiş bir hükümdür. Adalet-i mahzaya göre hüküm verme imkânı vardır. Ben bunu biliyorum.”

Hz. Davut (as) “Nedir?” diye sorunca, Hz. Süleyman (as):

“Adamın koyunları ve keçileri bağın dalını, yaprağını, üzümünü talan edip helak etmiştir. Ama bağın aslına zarar vermemiştir. Bağın aslı yerindedir ve bir yıl sonra yeniden üzüm verecektir. Ceza olarak bağ eski haline gelinceye kadar bağ sahibi koyunların ve keçilerin sütünden faydalansın. Bağın dalları, yaprakları ve üzümü yetişince bağ sahibi adamın koyunlarını ve keçilerini geri versin.”

Bu hüküm Hz. Davut’un (as) hoşuna gitmişti. “Allah senden razı olsun. Ne güzel hüküm verdin. Hak ve adalet üzere hüküm işte budur!” dedi.

1. Enbiya Suresi: 78 / 79

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*