Kapak

Sağlıklı iletişim için…  

 

Bir okyanusun ortasında gemisini rüzgâr, fırtına, dalga ve korsanların tehlikelerinden kurtarıp selâmetle varacağı yere ulaştıran kaptan başarılıdır. İşte aynen bu örnek gibi, bir şirketin veya kuruluşun başındaki yönetici şirkette, bir ailenin reisi ailede, bir öğretmen sınıfta, bir mü’min toplumda, münakaşalardan, çatışmalardan ve bunların oluşturacağı tehlike ve zararlardan gemisini yani yönettiği-bulunduğu grubu selâmetle hedeflediği amaçlarına ulaştırması gerekir.

Çatışmaların-münakaşaların hiç üzerine gitmeden, yani yok sayarak (kaptanın fırtınanın dinmesini beklemesi gibi), bunları gidermek ihtimal ve imkân dışıdır. Bu çatışmalar kişilerden kaynaklandığı gibi, yanlış tespit edilen hedeflerden veya uygulama farklılıklarından meydana gelebilir. İşte liderlik vasfı olan bir yöneticinin, aile reisinin veya öğretmenin önemi burada öne çıkmalı. Yani problemin asıl kaynağını, farklı uygulamaların farklılıklarını yakalamalı ve onları yönetebilmelidir.

Topluluk-aile içindeki çatışmaların-münakaşaların sonuçları her zaman zarar getirmez. Bazı çatışmaların sonuçları iyi tespit edilip, çatışmayı meydana getiren ana sebepler iyi teşhis edilir ve bunlar düzenleyici ve önleyici tedbirler zamanında ve yerinde alınırsa topluluk/aile için faydaya dönüştürülebilir.

Liderlik vasıflarına sahip bir yöneticinin/aile reisinin bu durumda yapması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

Kaçınma ve bağlanmama: Bu metotta, meşveretin yöneticisi çatışmaya sebep olan herhangi bir fikrin, tarafı olmamalı veya çatışma yokmuş gibi davranabilmeli. Bu suretle geçici veya kısa süreli de olsa olumlu bir sonuç alınabilir. Kesin çözüm yolu değildir.

Problemi çözme yaklaşımında olmak: Yönetici, çatışmanın bilgi eksikliği veya iletişim bozukluğundan kaynaklandığını tespit etmiş ise, çatışmanın taraflarını toplayarak her bir kişiyi dinler. Problemi beraberce çözmeye çalışırlar.

Yumuşama: Problemler belli ise, yönetici, çatışmaya sebep olanların birbirlerine karşı daha anlayışlı davranmalarını ister. Daha açık ifade ile aralarını bulmaya çalışır. Bu metotsa geçici bir çözüm yoludur.

Güç kullanımı: Karşılıklı yumuşama veya anlayışla işlerin çözülemediği durumlarda bu metoda başvurulabilir. Yönetici otoritesini kullanarak bazı yaptırımlarla çatışmayı durdurabilir. Fakat bu metotta çatışma sebepleri ortadan kalkmadığı için kısa vadeli çözüm sınıfına girer. Demokratik bir ortamda uygulanması zorlaşan bir metottur.

Daha önemli ve kapsamlı amaçları ortaya çıkarma: Çatışmalar sürerken, yönetici, topluluk için daha önemli veya üzerinde konuşulması gereken konuların tartışılması ister ve böylece çatışma bir süre rafa kaldırılmış olur. Bu da geçici bir çözüm olduğu için topluluğun faydası için düşünülmemesi gereken bir yoldur. Çünkü konular arasında aniden çatışmaya sebep olan konu tekrar ortaya atılabilir.

Taviz verme: Çatışma artık engellenemez duruma gelmişse, yönetici konuya el koyarak çatışmanın tarafları ile ayrı ayrı konuşur. Taraflardan savundukları fikirlerden biraz tavizkâr olmalarını ister. Burada mesele yöneticinin, ailenin menfaatine yapacağı iknadaki becerisi önemlidir. Yönetici, taraflardan bunları istediğinde her iki tarafa da çatışmada galip ve mağlup olmadığını belirtmesi gerekir. Fakat bu metot da uzun vadeli bir çözüm getirmez. Buna benzer bir uygulamayı Üstad Said Nursi şu şekilde yapmıştır; “Bir zaman Eskişehir hapsinde titiz kardeşlerime söylediğim bir hikâyeyi tekrar ediyorum: Eski Harb-i Umumîde Rusya’nın şimâlinde doksan zabitimizle beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zatların bana karşı haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmasından, nasihatle gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve sıkıntıdan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başladı. Ben de üç dört adama dedim: “Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz, haksıza yardım ediniz.” Onlar dahi öyle yaptılar, zararlı münakaşalar kalktı. Benden sordular: “Neden bu haksız tedbiri yaptın?” Dedim: “Haklı adam, insaflı olur. Bir dirhem hakkını, istirahat-i umumînin yüz dirhem menfaatine feda eder. Haksız ise ekseriyetle enâniyetli olur; feda etmez, gürültü çoğalır.”(1)

Topluluk arasındaki ilişkileri değiştirme: Şirketin, ailenin, okulun veya bir sınıfın varolan organizasyon yapısı veya görev tanımları gözden geçirilir. Bazı kişilerin/aile fertlerinin görev tanımları değiştirilebileceği gibi sorumlu oldukları işler değiştirilebilir. Bu metot kalıcı ve uzun vadeli bir çözüm yoludur. Bunun için değişiklikler yapılmadan önce iyi bir araştırma yapılıp, demokratik bir yönetimin icabı olarak ilgili tarafların da fikirlerine başvurduktan sonra yapılmalıdır. Aile içinde çocuklar ne kadar küçük olursa olsunlar bu konuda onların da fikirleri alınmalıdır.

Çoğunluk reyine başvurma: Her zaman olmasa da bazen güzel sonuçlar alınabilen oylama sistemi kullanılır. Çatışma taraflarının fikirleri oylanarak çözüme gidilir. Fakat aile için faydalı olmayan bir fikir oylama sonucu kabul edilebilir. Dediğimiz gibi, bazen denemeye değer. Bu da kısa vadeli bir çözüm metodudur. Bu metot özellikle aile içinde yapıldığında çocuklarda demokratik düşünce ve kişiliklerinde olumlu gelişmeler görülür

Çatışma kaynağının ortadan kaldırılması: En etkili ve problemi kaynağından yok etmek için kullanılan bu metotta, çatışmaya sebep olan kaynak iyileştirilir ve ortadan kaldırılır. Çatışma sebebi ekonomik olduğu gibi, insanların/kişilerin iyi kullanılmamasından veya altyapı yetersizliğinden meydana gelebilir. Buna göre ilgili kaynak yönetimi gözden geçirilerek problem çözülür. Bu metot topluluk için kalıcı iyileştirmeler sağlayabilir.

Duruma göre davranma: Çatışmanın çeşidine, problemin farklılığına ve ortama göre yukarıda sayılan birkaç metot birbiri ardına uygulanabilir. Uygulama esnasında uygun metot ortaya çıkabilir ve hemen o metot genişletilerek, geliştirilerek çözüme kavuşturulur.

İlmi konularda-meselelerde yapılması gereken yollardan bir başkası; “…insafla, hakkı bulmak niyetiyle, inatsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, sû-i telâkkiye sebep olmadan müzakere…” etmektir.

Çatışmaların çözümünü her zaman toplumun yöneticisine bırakmak, topluluklarda olumsuz durumlar meydana getirebilir. Çatışmanın kaynağı olan kişiler “Çatışmanın (problemin) değil, çözümün bir parçası“ olmayı seçer ve o şekilde davranırlarsa, yöneticinin de işini kolaylaştırmış olurlar. Modern yönetim sistemlerinde, yönetimin işleyişinden herkes derecesine göre sorumludur. Bu sorumluluk bilincine sahip insanlardan meydana gelen toplumların başarılı olmamaları için hiçbir sebep yoktur.

Aile içinde meşveretler bazen düzen, ekonomi, ilmi olduğu gibi dinî de olabilir. Bu durumlarda; “Sebeb-i münakaşa, eğer hadis ise, hadisin merâtibini ve vahy-i zımnînin derecâtını ve tekellümât- ı Nebeviyenin aksâmını bilmek lâzım. Avam içinde müşkülât-ı hadisiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde, avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak caiz değildir.”(2)

Yine bu konuşmalar edep dairesinde, sesleri yükseltmeden, komşulara duyurmadan halletmek gerekir. Aksi halde şu uyarıyı göz ardı etmemek gerekir; “Sakın, sakın münakaşa etmeyiniz; casus kulaklar istifade ederler. Haklı olsa, haksız olsa bu halimizde münakaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir.” (3)

Yine yapılan konuşmalarda münakaşa varsa, bu yersiz bir oluşumdur. “Zira münakaşa ya gıpta ve hasetten gelir. Pederde oğluna karşı o yok.” Yine münakaşa devam ediyorsa, o zaman “..münakaşa, haksızlıktan gelir.”(4) bu durumda o haksızlığın ortadan en kısa zamanda kaldırılması gerekir.

Risale-i Nur talebeleri arasında yapılan bir meşverette münakaşaya sebeb olacak bir konu olduğunda yapılacak iş, Refet Ağabeyin bir mektubunda şu şekilde bahsediliyor; “Bu mesele ihvanlar beyninde medar-ı münakaşa olmuş.” Kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, inşikaka ve iftiraka sebebiyet veren münakaşa etmesinler. Yalnız müdavele-i efkâr suretinde, nizâsız mübahaseye alışsınlar.(5)

Son olarak söyleyebileceğimiz bir husus da şudur ki; hangi ortamda olursa olsun, “.. mesâil-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.”(6) Ve “Hem münakaşa, münazaa ve mesail-i dîniyede damarlara dokunacak tarafgirane mübahese etmemek lâzımdır.”(7) ve bu konuda rehberimiz şu olmalı, “Kardeşlerim, çok dikkat ve ihtiyat ediniz. Sakın, sakın hocalarla münakaşa etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar musalâhakârane(barış ve dostça) davranınız. Enaniyetlerine dokunmayınız.”(8)

Dipnotlar:

1. Şualar, 13. Şua

2.Mektubat, 28.Mektup, İkinci Mesele olan İkinci Risale 

3. Şualar, 13. Şua

4.Sözler, 32. Söz, İkinci Nükte

5.Lem’alar, 16. Lem’a

6.Mektubat, 12. Mektub

7.Emirdağ Lahikası

8.Emirdağ Lahikası

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*