Kapak

Her yerde temizlik var!

Kendimize ve kâinata baktığımızda hücrelerimizden gezegenlere kadar sürekli bir temizlik kanununun işlediğini görürüz. Hareket ve hayat olan her yerde bir taraftan da atık ve kirlilik meydana gelmektedir. Ancak çoğu zaman düşünmeyiz içimizde ve çevremizde olup biten temizlik faaliyetlerini. Kanımızın nasıl temizlendiğini, temiz havanın ciğerlerimize nasıl dolduğunu, büyük bir fabrika gibi durmadan çalışan dünyamızın nasıl temizlendiğini?

Temizlik, hayatımızın devam etmesi için gerekli olduğundan, tıpta da öncelikli müdahale hijyendir. Dinimizde ise namaz ibadetinin geçerli olması için abdest alarak temizlenmek şarttır. Böylece bir Müslümanın “temiz” olduğundan şüphe duyulmayan biri olması gerekir. Bu, hem maddî temizlik olarak, hem manevî temizlik olarak geçerlidir. Yani Müslüman, beden ve kıyafet temizliğinden emin olunan biri olması gerektiği gibi ahlâk temizliğinden de emin olunan olmalıdır.

Gerek Kur’ân ayetlerinde, gerekse “Temizlik imanın yarısıdır”(1), “Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun, cennete ancak temiz olan girer”(2) gibi hadislerle temizlik üzerinde ehemmiyetle durulmuştur. Dinimizde temizliğe bu kadar önem verilmesinin altında sayısız hikmetler vardır. Mesela, Manchester Tıp Fakültesinde yapılan araştırmada tuvalet temizliğinde mikropların sekiz kat tuvalet kâğıdından geçip insan elini kirlettiği ve bu pisliğin bir gramında milyonlarca tifo ve dizanteri mikropları tespit edilmiş. Görüldüğü gibi dinimizin üzerinde durduğu taharetin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bilim de ispat ediyor.

Bizler her an, Cenab-ı Hakk’ın, “Hatadan, kusurdan, eksiklik ve acizlikten temiz, pak; bütün mahlûkatı maddî ve manevî kirlerden temizleyen, arındıran” manasına gelen “Kuddüs” ismi ile temizleniyoruz. Hastalıklardan korunuyoruz. Bu isim ile hayatımız sağlıklı bir şekilde devam ediyor. Bir arıtma cihazı gibi çalışan böbrekler kanı zehirli maddelerden temizleme görevini aksatsa, hayatî bir tehlike ile karşı karşıya kalır insan. Aynı şekilde her organı, hatta her hücreyi “Kuddüs” ismi ile okumamız mümkündür. Kâinata da bu isimle baktığımız zaman, eğer insan eli ile kirletilmemişse denizlerin pırıl pırıl, yeryüzünün tertemiz buram buram toprak koktuğunu görürüz. Toprağın rüzgârlar ile süpürülüp, yağmurlar ile yıkandığını, hayvan leşlerinin diğer canlılar tarafından anında ortadan kaldırıldığını düşündüğümüzde, büyük bir misafirhane olan dünyamızda sürekli bir temizlik faaliyeti olduğunu müşahede ederiz. Yine uzaydaki gök cisimlerinin atıklarının temizlendiğini tefekkür ettiğimizde Rabbimizin koruması ve himayesi altında olduğumuzu bir kez daha anlarız. “Ya gök cisimlerinden biri dünyamıza düşer de felakete yol açarsa?” gibi korku ve evhamlardan “Kuddüs” ismi ile emin oluruz. Biliriz ki, “Yerlerin ve göklerin Sahibi” atmosferi de her an temizliyor. En küçük zerrelerden, dünyamızdan milyonlarca kat büyük kürelere kadar her şey bu temizlik kanununa riayet ettiğine göre, insan da bu faaliyetten geri kalamaz ve kalmamalı.

Dünyada misafir olduğunu bildiği gibi, beden hanesinde de emaneten oturduğunu bilmeli ve kendisini, çevresini temiz tutmalı. Su, abdest ile maddî kirlerden arındığımız gibi, tevbe, istiğfar ve ibadetlerle günah kirlerinden arınmalı. Rahmetli anneannemin bize sıkça tekrarladığı bir öğüt vardı: “Evini temiz tut, el gelir, kendini temiz tut ecel gelir” derdi. Bu misafirhanede daima temiz kalmak ve buradan temiz ayrılmak duası ile…

 

Dipnot:

1. Müslim, Taharet 1

2. Deylemi

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*