Fıkıh Günlüğü

Muhabbetin bitmişse çare şiddet midir?  

 

Kadınlarla iyi geçinin

Eşler arasına bazen kara kediler girer ve eşle­rin muhabbetini bozar. Beklenmedik bir zaman­da eşler şiddetle tanışırlar. Oysa dinimiz şid­dete rıza göstermez. Problemlerin şiddetten ve öfkeden uzak bir akl-ı selimle çözümlen­mesini uygun bulur. Çünkü öfke ve şiddet ile akl-ı selim birbirine zıttırlar. Birinin olduğu yerde ötekisi yer almaz.

Dinimizde kadına şiddete yer yoktur. Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:

“Kadınlarınız dövmeyiniz. Kadınlarını döven erkekler iyiler­den değildir.”1

“Gündüz karısını köle gibi kır­baçlayan birisi, akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?”2

Hangi tür olumsuzluk olursa olsun, tavsiye edilen kesinlikle iyi iletişimdir. Şu ayet kulaklarımızda küpe olmalı: “Kadınlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadığınızsa, olabilir ki hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah bir­çok hayır dilemiştir.”3

Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki:

“Kadın eğe kemiği gibidir. Onu doğrultursan kırarsın; onu sevmek istersen bu eğrilik devam ederken sevebilirsin”4

Bir diğer hadis de şöyledir: “Hiçbir kimse, karısına buğz etmesin. Zira hoşlanmadığı huyları varsa buna karşılık hoşlanacağı huyları da vardır.”5

Öyleyse hoşumuza gitmeyen bir husus olduğunda şu tavsiyeleri unutmayalım:

* Ona iyiliğin en güzelini gös­ter.6

* Onu kınamaktan ve ayıpla­maktan sakın.

* Onu affet.

* Ona müsamaha göster.

* Sabret.

* Dua et.

* Onunla düzgünce konuş ve onu tövbeye davet et.

* Ona zaman tanı.

 Şu zulümlerin farkında mıyız?

Eşler arasında şiddet ve zulüm ihtiva eden başlıca durumlar şunlardır:

1- Eşimizi kusursuz saymamız, hataların başıdır. Oysa eşimiz insandır ve beşerdir. Hata yaptığında affedilmeye liyakati vardır. Öyley­se, hangi kusur olursa olsun, eşlerin birbirlerini affetmemesi ve cezalandırması zulümdür. O halde ister kadın, ister erkek; eşimiz hangi tür kusuru işlemiş olursa olsun; kınamak­la bile değil, şefkat ve af ile muamele et­meliyiz. Peygamber Efendimiz (asm), sevgili eşi Hazret-i Âişe (ra) hak­kında bir ay boyunca münafık­larca iftiraya maruz kalmış ve konuyla ilgili gerçeği açıklayan bir vahiy de gelmemişken, işin gerçek yüzünü Allah’a bırakarak Hazret-i Âişe’ye (ra) şöyle buyurmuştu:

“Ey Aişe, senin hakkın­da bana şöyle şöyle sözler ulaştı. Eğer bu dedikodular­dan temiz isen Allah seni va­hiyle temize çıkaracaktır. Şayet bir günah işledi isen Allah’a tev­be et. Zira kul bir günah işler, sonra da günahını itirafla tevbe ederse, Al­lah tövbesini kabul ve affeder.” 7

 Şiddet zulümdür

2- Eşlerin; dedikodulara kapılarak birbirlerini karalamaları, buna karşılık birbirlerine söz ve savunma hakkı vermemeleri zulümdür, haksızlıktır.

3- Karı ve kocanın birbirlerinin ihtiyacı olan sev­giyi ve saygıyı birbirlerinden esirgemeleri, birbirleri­ne ilgisiz, sevgisiz, saygısız ve sabırsız davranmala­rı zulümdür.

4- Kocanın karısını veya kadının kocasını döv­mesi veya şiddet kullanması zulümdür. Peygam­ber Efendimiz (asm), “Dövenleriniz hayırlılarınız değildir.”8 buyurmuştur.

5- Eşlerin; birbirlerinin ayıp ve kusurlarını dı­şarıda anlatmaları, birbirlerinin sırlarını ifşa et­meleri zulümdür. Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Kıyâmet günü insanların Allah katında derecesi en aşağı olanı, karısının sırrını yayan erkektir.”9

6- Hastalık gibi mücbir bir sebep yok­ken, birbirlerinin cinsel istek ve arzû­larına karşı ilgisiz kalmaları, bu nedenle birbirlerini kınamaları, sırf ceza olsun diye birbirlerini ihmal etmeleri zulümdür. Çünkü bu davranış yekdi­ğerini haramın ve sefâ­hetin kucağına atabilir. Bu da Allah’ın gazabına sebep olur. Karı ve koca ne kadar tartışma yaşıyor da olsalar, birbirlerini ihmal etmemelidirler.

Dipnotlar:

1. Ebu Dâvud, Nikâh, 2146, İbn Mâce; 1985, Nesaî, Riyaz’üs-Sâlihîn, 2/136

2. Buhari, Nikâh, 93; Ebu Davud, Nikah, 60

3. Nisa Suresi: 19

4. Buhârî; Kitab’un-Nikâh ve Kitabu Bed’il-Halk, Müs­lim; Kitab’ur-Radâ, 1468, 59, 60 ve Nesaî

Riyaz’üs-Sâlihîn, 2/128.

5. Müslim; Kitab’ur-Rada, 1469; Riyaz’üs-Sâlihîn, 2/131

6. Fussilet Suresi: 34

7. Müslim, Tevbe 56, (2770); Tirmizî, Tefsir, (3179); Nesâî, Tahâret 194, (1, 163-164)

8. İbn-i Mâce, Nikâh, 51; Nesâî, Nikâh, 51

9. Müslim,

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*