Hikâye

Benim adım Naci!  

 

Mevsim kış, hava soğuk, kar­lar lapa lapa yağıyordu. Pence­remden baktığımda karların yol­ları kapladığını gördüm. Aslında kapladığı yollar değildi. Kapladığı benim milletimin kanlarının aktı­ğı yerdi.

Adım Naci. Bir kış günü dün­yaya gelmişim. Annem bana bu ismi manevi liderlerimizden olan Naci El Ali’nin adı olduğu için ver­miş. O nasıl Hanzala’nın babası ise ben de başka Hanzala’nın babası olayım istemiş. İstemiş diyorum çünkü iki yıl önce şehit edildi. Annem ile sadece beş yıl geçirdim. Yedi yaşındayım ve kal­dığım bu yurdun soğuk duvarları annem oldu.

Hiçbir zaman “Neden?” diye sormadım. Aslında sormamak lazımmış. Müdürümüz bize Peygamber Efendimizin (asm) sıkın­tılarını anlatırken bir gün de Hz. Hüseyin’i anlatmıştı. Ne kadar zormuş… Büyük bir peygambe­rin büyük torunu iken insanların hırsları onu katletmiş. Hiç bir za­man halinden şikâyet etmemiş. Ya da “ben peygamber torunu­yum. Neden, bunlar benim başı­ma geldi?” dememiş. Mükâfatını ahirette, en sevdiklerinin yanın­da alacağını biliyormuş. İşte bu yüzden ben de hâlâ gülümseye­biliyorum. Çünkü bizler ahirette ödüllerimizi alacağız.

Burada çocuklar doğdukla­rında büyürler. Yaşıtlarımdan hiç kimse oyun oynamaz. Mesela bakın şu duvarlara… Tüm resim­leri ben çizdim. Hepsinde Allah’ı düşündüm. O’nun bizi gördüğü­nü düşündüm. Sonra duvardaki yazıları gördünüz mü? Onları da İsmail yazdı. Her birisi birer ayet… İşte bizim çocukluğumuz böyle geçiyor.

Ben hiç pasta yemedim. Şeker için ağlamadım. Ya da kamyonum olmadı. Ama bunlara hiçbir zaman üzülme­dim. Gerçi yalan da söylemeyeyim; balonum olsun çok isterdim. Balonla­rın üzerine yazı yazıp onu bırakmak ve şehit anneme, babama, kız kardeşime ulaştırmak… İşte buna biraz üzülüyo­rum. Keşke bir balonum olabilseydi.

Bize acıyanlara ben de acıyorum. Çünkü onların her şeyleri elinde ama mutlu değiller. Ben ise maddi olarak bir şeye sahip olmasam da çok mutluyum. Her zaman şük­rediyorum. Çünkü kalbimde kocaman bir imanım var. Allah’tan hiç başka yerde olmayı istemedim. Ben, İs­mail ve Muhammed… Bizler yeni küçük sanatkârlarız. İsma­il, yazarımız; Muhammed müzik ustamız.

Şimdi bakıyorum da yol kar ile kaplandı. Ama duvarlar hâlâ ayakta. Tıpkı bizim imanımız gibi, tıpkı bizim vatanımıza olan sevgimiz, her sıkıntı­ları aştığımız inancımız gibi…

Duvarda olan resim mi? O benim Üstadımın resmi. O benim umudu­mun resmi. O bizim küçük direnişçi­miz Hanzalamızın resmi. İlelebet ora­da yer alacak ve bu pencereden bakan herkese umut verecek inşallah.

Son olarak, Allah her zaman biz­lerin yani inananların yanında olacak inşallah… Her zaman kazanan biz ola­cağız.

Benim adım Naci. Bir gün bu so­kaktan geçerseniz, duvarlara iyi bakın. Kim bilir belki ben hâlâ orada resim çi­ziyorumdur.

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*