Kapak

Sen basit değilsin, basit yaşa!  

 

Hayatımı değiştirmeme sebep olan sade ha­yat tanımıyla başlıyorum yazıma. Sade hayat ya da basit yaşam tarzı, sürdürülebilir ve doğal bir yaşam şeklini hedefler. Sade hayat, kişinin “iste­ği” değil, “ihtiyaçları” ile şekillenen bir hayat tar­zıdır. Böylelikle doğanın ve hayatın kontrolsüzce sömürülmesinin önüne geçilecektir. Genellikle sofuluk, çilecilik olarak algılansa da bu hayat tar­zının önemli getirileri vardır. Dışarıdan bakıldığın­da yoksul görünen bu yaşam tarzının zenginliğini açıklayalım.

Basit ya da sade derken iyi veya kötü nitelendi­rilmesi kast edilmez. Bu ifadeler hayatın yaşanabi­lirliğini ve anlaşılabilirliğini anlatmak için kullanılır. En genel ifadeyle “Sade yaşam tarzı yüklerinden arınmış yaşamdır.“ Şehrin içinde sürdürülen sade yaşamlar vardır ancak birçok bilge kişinin bahset­tiği gerçek sade hayat, kâinattadır. Şehir aslında böyle bir tarzın düşmanıdır. Temel özellikler: hiçbir şeye zarar vermemek, ihtiyacın kadarını kullan­mak, ve “öteki” ile bütünleşmektir. Böyle bir haya­ta niyetlenen kimse diğer canlıları özümsemiştir. Her şeyin ortaklığını görmüştür.

Sade ya da basit insan, gereksiz statülerden ve sadece yük olan modern takıntılardan sıy­rılmış demektir. En basitinden saçını kuaföre gitme ihtiyacı hissetmeden kendisi şekillendirir veya keser. İhtiyaçlarını iyi tanımlar ve hayatında gereksiz denebilecek onu yoran, yıpratan hiç bir şeye yer vermediği için iradesi sağlamdır. Sade insan sade beslendiği için zihni de tüm kirlilikler­den uzak, daha açıktır hayata pozitif bakar. Belki de en kestirme anlatımla felsefi yaşam tarzını benimsemiştir denebilir.

Felsefe de sorgulama ve açıklama istiyordu. Basit yaşamak hayatı açıklamaktır. Basit bir ya­şam sürmek için bunu istemek yeterlidir. En basit başlangıç hemen bulunduğunuz yerde yapılabilir. Az çöp çıkarmak, az enerji tüketmek, ihtiyacımız kadarını almak hemen yapılabilir. İhtiyacından fazlasını mı satın aldın? Takas yöntemi ağlarıyla ihtiyacı olan biriyle takas edebileceğin platform­lar hızla büyüyor.

Dünyanın uzak yerlerine gitmemek, hemen yakınımızdaki harikaları keşfetmek yapılabilir. Yapılabilir çünkü hayret edebileceğimiz binlerce hadise hemen yakınımızda defalarca gerçekleşi­yor olabilir. Evet sade insanın hayreti artar. Güne­şin doğuşunun bile tesadüf olmadığını fark eder. Farkındalığı artar sade insanın. Her gün olan bir hadisenin mucizevi olmadığını kim söyleyebilir? Seyrek rastlanması mıdır o hadiseyi değerli kılan?

Beton yığınlarına milyonlarca lira verip kala­balık yalnızlığa girmek yerine bahçeli evlerimiz olabilir. Günün 12-13 saati stres yaşayıp akşam da betonun içinde hapsolmak yerine 24 saat doğayla iç içe kalıp kendi yiyeceğini yetiştirmek güzel bir gerçektir. Şehirde hayatları katletmek yerine kâinatta hayatı var edebiliriz. Kâinatla var olabiliriz.

Sade yaşam yeni bir akım ya da bir stil değil aslında. Sadelik insanlığın yeryüzüne inmesiyle başladı. İnsana gelir gelmez tüm kâinatla iç içe yaşaması gerektiği öğretildi. Hiç bir canlının hu­kukuna tecavüz etmeden yaşamanın adıdır sa­delik. En başta Bediüzzaman Said Nursi, Konfüç­yüs, Laozi, Diyojen, Leo Tolstoy, Rabindranath Tagore, Mahatma Gandhi, Henry David Therau basit yaşamı seçmiş ve bu konuda öğütler vermiş birkaç kişidir. İslâm da basit yaşam tarzını öğüt­ler. Peygamberi de (asm) buna en büyük örnektir.

Aslında dünyanın iyiliği öğütleyen tüm inanç ve öğretilerinde basit yaşam vurgusu vardır. Ge­nele baktığımızda “kötü” olan bir çok şey şehir hayatının mecburen gereklilikleridir. Bir daha yerine gelmeyecek ve mutlaka tükenecek kay­nakları hesapsızca harcıyoruz. Basit yaşam bunu reddetmektir. Sürdürülebilir olmayan açgözlülü­ğü ve kapitalist karakterli yaşam tarzını reddet­mektir. Modern yalanların anlattığı lüks yaşam tarzı geleceğimizi çalmaktadır.

İnsan gerçekten karmaşık bir yapı. Hissiyatla­rı, ihtiyaçları akıl almaz derecede değişken. Ne­den bu kadar karmaşık yapıya sahip olan insana basit yaşam öğütlenmiş? Sorusuna şu cevabı ve­rebiliriz:

Kâinata Halıkını tanımak için gönderilen insa­nın öğrenmesi, anlaması gereken çok şey vardır. Öyle ki, insan yaratıcısını tanımaya kıyısından kö­şesinden başladığı zaman bütün mesaisini ona harcamak ister ve harcamalı ki anca tanıyabilsin. Bu kadar sorumlulukları olan bir varlığın yaratılış amacı Halıkını tanımaksa, kâinattaki ucuz değer­siz hiç bir şeye tenezzül etmesi beklenmez. İnsan basit yaşamalı ki, hiç de basit olmayan hilkat sır­rına erebilsin.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*