Kurşun Kalem

Engel sizsiniz

Ülkemizde önemli görülen birçok özel günümüz var. Bu günlerden bir tanesi de 3 Aralık Dünya Engelliler günü. Hatırlamak güzel. O gün, programlar yapar, kutlarız, onlarla zaman geçirir, paylaşımlar yaparız.

Peki ya daha sonra?

Sadece bir gün değil dâima hatırlanmayı, ilgiyi, sevgiyi hak ediyorlar ve bekliyorlar emin olun. Aslında ne kadar çok aramızda olurlarsa o kadar çok hatırlamaz mıyız onları?

Asr-ı Saadet’te her iş alanında engellilerin yer alması, onların atıl, işe yaramaz, olsa olsa dilencilik yapabilecek şahıslar olarak algılanmasının ne derece yanlış olduğunu, Hz. Peygamberin onları farklı görevlerde istihdam etmesi gösteriyor. Peki biz Nebi’yi bu konuda ne kadar örnek alabiliyoruz? Efendimiz (asm)onların özgüvenlerini artırmış, sorumluluk vererek topluma kazandırmış, üretkenliklerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olarak onları desteklemiştir.

Asr-ı Saadette görüntüsü çirkin olduğu için ortalarda pek görünmeyen ve taşrada oturan Zahir b.Harâm, sadece ihtiyaçlarını karşılamak üzere Medine pazarına gelir ve alışveriş yapardı. Onun Medine’ye geldiğinde hediye getirip yanına uğradığı bir kişi vardı: Allah Resûlü (asm). Hz Peygamber (asm), bu sahabiye değer verir ve ona verdiği önemi çeşitli sözleriyle ifade ederdi. Pazardaki alışverişlerde Zahir’e yardımcı olan Peygamberimiz (asm) etrafına da  “Zahir bizim çölümüzdür biz de onun şehriyiz” diyerek sürekli iltifatlarda bulunmuştur.

Allah Resûlü bir gün Zâhir’in hayatı boyunca unutamayacağı bir olayı gerçekleştirdi. Zahir pazarda bir şeyler satarken Hz.Peygamber (asm), şaka yapmak üzere onun arkasından geldi, elleriyle gözlerini kapatarak ve kucaklayarak, “Bu köleyi kim satın alır?” dedi. Zahir, “Beni herkes değersiz görür, Ya Resulallah” deyince Allah Resulü, “Sen Allah katında değerlisin” buyurmuştur. İnsanların nazarında değil, Allah katında dâim değerli olmak ne büyük mutluluk.

“Muhakakak ki  Allah, sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar” hadis-i şerifini fiili olarak yaşamış ve yaşatmıştır güzel Nebî. İslam toplumunda hasta, engelli ayrımı yapmamış onları dışlamamıştır. Hendek Savaşı’nda bir okla yaralanan Sa’d b Muâz’ı, Hz.Peygamber (asm) daha rahat ziyaret edebilmek için Mescid-i Nebevi’de bir hastane, çadır kurdurmuştur. Ziyaretlerinde halini hatırını sormuştur.

Resulullah (asm) onunla o kadar ilgilenmiştir ki, bir ziyaretinde Sa’d’ın elindeki kana rağmen Allah Resûlü, onu kucaklamış ve Allah Resûlü’nün eli yüzü kan olmuştur.

Nesibe Hanım, Uhud muharebesinde cephe arkası hemşirelik hizmetleri yapan bir sahabiydi.  Ama Peygamberimiz (asm)’in müşkül durumunu görünce, kadın haliyle onu korumaya koşmuş ve müşriklerle çarpışırken birkaç yerinden yara almıştı. Medine’ye döndükten sonra aldığı ağır yaranın tedavisi bir yılda ancak kapatılmış, Peygamberimiz (asm) de onu sık sık ziyaret etmiş, ona iltifatta ve özel dualarda bulunmuştur.

Peygamberimiz (asm) engellileri  âtıl kalmaya mahkum ve zavallı olarak görmemiştir. Problemlerini çözmeye yönelik tavsiye ve uygulamalarda bulunmuştur. Durumlarına göre onlara vazifeler vermiş, ayrıca onları dünya ve ahiret saadeti bahşeden müjdeli haberlerle de tesselli etmiştir.

Ayet -i Kerime de Cenab-ı Hak, “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarının cehennem için var ettik.” (Araf,7:179)

“Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur”(Hac,22:46) buyurmuştur. Bu ayetlerle anlıyoruz ki, gerçek engellilik bizim var olan organlarımızı doğru şekilde kullanamamamızdır.

Öğrencilerimizle birlikte Kapalı Cezaevi’ne program yapmak için gittik. İşitme engelli öğrencilerimiz Kuranı Kerim’i işaret diliyle, görme  engelli öğrencilerimiz de braille alfabesiyle okudular. Hayatlarından bahsettiler, engellerinin gerçekte engel olmadığını gösterdiler aslında hepimize.

Hem bizim, hem öğrencilerimiz hem de cezaevindeki mahkumlarımız için çok büyük farkındalık oldu bu ziyaret. Program sonunda cezaevi müdürü , engellilerin Kuran’ı okuma azimlerinden, dini öğrenme gayretlerinden çok etkilendiğini söyledi ve mahkumlar için de eminim aynı hissiyatlar olmuştur diye ekledi.  Program sonunda işaret diliyle ve yoğun duygularımızla ilahilerimizi de söyledik. İlahi sözlerinin bazısı şöyle:

Yüküm ağır yolum uzun,

Meçhullerde kaybolurum,

Beni bırakırsan bana,

Tufanlarda boğulurum.

 

Tut ellerimden tut Ya Rab,

Döndür yüzümü sana,

Tut ellerimden tut Ya Rab,

Beni bırakma bana.

 

Her birimizin birer engelli adayı olduğunu unutmamak ve engelli kardeşlerimize ve kıymetli ailelerine dâim destek olabilmek duâsıyla….

 

Şadiye Şeyma Erkoç

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*