Kurşun Kalem

Otorite kimde?

Hz. Ebû Hüreyre’den (ra)  rivayet edilir ki; Bir adam  “Ey Allah’ın Resulü! Bana bir nasihatta bulun, uzun yapma! Tâ ki unutmayayım.” Der. Peygamber Efendimiz bir kelimeyle “Öfkelenme!” cevabını vermiştir.1

Çocuklardaki öfke probleminin temeline bakıldığında uzmanlar; ebeveynlerin, gerçek potansiyellerini yok sayıp, reel olmayan hedefler belirlediklerinde; çocuğun inandığı şeyi yok sayıp, küçümsemek, imkanlarının kısıtlanması; aile içi şiddet; iletişimsizlik; duygu ve düşüncelerini baskılama eğiliminde olmak bir nevi otorite sağlamaya çalışmak; doğru ve işlevsel gözlem yapamayan anne-babanın yorumlama hatası, çocuğun anne-baba üzerinde kendi otoritesini kurmaya çalışması; enerji birikimi v.s. birçok neden sıralanabilir.

3 yaşındaki kızımla öfke problemini çözmeye çalışırken gözlemlerim doğrultusunda bağırmasını ve çığlık atmasını, bizi öfkelendirse de, sabırla anlamaya çalışmaktayım. Yeni yaşadığımız bir olay; gün içinde uyuyup-uyandıktan sonra bağırmaya, babasına ve bana çığlıklar atmaya başladı. Babası “Kızım neden bağırıyorsun? Neden çığlık atıyorsun? Sessiz olur musun? Bak sinirleneceğim ama?” gibi telkinlerde bulundukça küçük kızım daha fazla öfkelenmeye ve bunu bize yansıtmaya başladı. Bir süre onların bu hallerini izledim. Aklımdan Bediüzzaman’ın; “Fıtratı değiştirmek değil, onun mecraını düzeltmek esastır; Tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler: “Hased etme, hırs gösterme, adavet etme, inat etme, dünyayı sevme!” Yani, “Fıtratını değiştir!” gibi, zahiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, “Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz”; hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur.”2 sözleri geçmekteydi. Baba kız arasına pek girmemeye çalışırım. Fakat burada kritik bir müdahaledebulunarak; “Bağır anneciğim istediğin kadar bağır.” Şaşkın bir halde yüzüme bakıyordu. Bu sefer de bana bakarak bağırmaya başladı. Ama bir yandan da benim tepkimi ölçüyordu. Bunun farkındaydım. Ben tekrar “Evet anneciğim devam et daha fazla daha yüksek tonla, içindeki bütün kötü enerjiyi at, sonra konuşalım.” Demiştim. Yüzündeki şaşkınlık artmıştı. Bir iki defa bağırdıktan sonra susmuş. “Rahatladın mı anneciğim? Nasılsın daha iyi hissediyor musun?” sorusunun karşısında “Evet anneciğim” demesi beni çok mutlu etmişti.

Çocuklarımızın şu anki en büyük sorunu: enerji birikimidir.Çocukların toprakla oynayarak enerji atması gerekirken dört duvar arasında vakit geçirmeleridir. Gün içerisinde sokağa çıkmanın sınırlı saatler içerisinde olması öfke nöbetlerine sebebiyet vermektedir. Yukarıdaki saydığımız öfke probleminin nedenlerinden sadece bir tanesi. Babalar sabır noktasında biraz zayıflar, Bediüzzaman’ın tabir ettiği ‘şefkat kahramanları’  yani annelere görev düşmekte. Evlatlarımızı çok iyi gözlemleyip, hatalarını baskı uygulamadan anlayabileceği en iyi yöntemi bulmalıyız.

Dipnotlar: 1-Buhârî, Edeb 76; Tirmizî, Birr 73(2021); Muvatta, Hüsnü’l-Hulk 11,(2,906).; 2-Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, s.57.

 

İlknur Çalık

 

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*